25 HAZİRAN

Seçim bitti. Ertesi gün, Artçıları konuşulmaya başlandı. Buyurun. 24 Haziran seçim sonuçlarının belli olduğu günden sonraki yansımalar. Televizyon ve Gazetelerin manşetlerinde ateşler püskürüyor. “Seçimde hile var. Adamlar 16 yıldır kazanıyor. Bilgisayar oyunu. Zaten sandıkları taşıma kararı çıkınca, ne olacağı belliydi. Sandık kurullarının statüsünün değişmesi, iktidara yaradı. İktidar, kazanmak için her türlü taktiği, kanun değişikliğini yaptı. Zeytinburnu’ndaki çöplükte, mühürsüz oy pusulaları bulundu. Bu seçim  yasal değildir. Anayasa Mahkemesine iptal için başvuracağız. Hatta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bile taşıyacağız. Adaletli bir seçim olmamıştır. İktidar, seçim öncesi, seçim rüşveti dağıtmıştır. Emeklilere bayram ikramiyesi vermek nereden çıktı? Böyle bir seçim, böyle bir sonuç Kabul Edilemez. Anketler başka gösteriyordu. Nasıl olur da Erdoğan birinci turda % 57 oy alır? Nasıl olur Cumhur ittifakı, 400’e yakın milletvekili kazanır? Kesin hile var. İyi saatte olsunların en az 100 vekili çalındı. HDP baraj altında bırakıldı. Oysa ki, bizim seçmenlerin çoğu bu partiye oy vermişti. Muharrem İnce’nin aldığı %19 oy gerçek değildir. Hilelidir. Adamın söylediği boşa çıktı. Apoletleri sökemedi. Yahu, bu Ak parti 16-17 yıldır kazanıyordu. Şimdi bir de ilave olarak MHP çıktı. Oysa ki, herkes MHP bitti. MHP, diye bir Parti kalmadı diye yırtınıyordu. Peki, MHP yoksa bu oylar, bu vekiller uzaydan mı geldi? Demek ki, burada da bir hile var. Sağ gösterip sol vurdular. Bizim hevesimiz başka bahara kaldı.” Baharı bekleyen kumrular gibi daha çoook beklersiniz!  Haydeee. İki bıyık bükümü sağa. Bir evlek ilerüüü. Haydi Abbas, 25 Haziran diyordun. İşte oldu akşam. Kurun bakalım çilingir sofralarınızı. Vurun rakının dibine. Başka türlü dağılmaz, bu düşünce.

 AZICIK GÜLMECE

Geliniz bu kere de biraz siyasi fıkra çızıktıralım. O memleketin Başbakanı “Az konuşurmuş”, her fırsatta soru soran gazetecilere cevap vermezmiş, diyeceği varsa basın sözcüsü konuşurmuş: “Sayın başbakan bugün şunlarla görüştü, şu toplantıya katıldı, şu kanunu imzaladı. ” Başbakanlık sözcüsü bir gün gazetecilere şaka yapayım demiş: “Başbakan bugün gölü yürüyerek geçti!” Gazeteciler şaşırmış: “Ne yaptı, ne yaptı?”, “Gölü yürüyerek geçti!”
Ertesi gün gazetelerden birinin manşeti: “Yüzme bilmeyen başbakan gölü yürüyerek geçti!” Ve haberin yorumu: “Yüzme bilmeyen başbakan mı olur?” Bizim yorumumuz. O bir kısım medya var ya, işte onlar sizleri şaşırttı. Cumhur ittifakı kaybedecek gibi safsatalara inandınız.**** Adam yolda giderken kıç üstü düşmüş, arkadan gelen bir adam koşup yetişmiş, kaldırmış… Ve ricasını söylemiş: “Bizim partiye oy verir misiniz?”Adam kalçasını ovuşturarak yüzünü buruşturmuş: “Ben düşünce kıçımı yere vurdum, kafamı değil!”
****
Kuraklık var, yağmur yağmıyor, nefesi kuvvetli bir hoca getirmişler. Hep beraber tepeye yağmur duasına çıkmışlar. Akşama kadar dua etmişler, bir damla yağmur düşmemiş… “Hani hoca efendi, yağmur nerede?” Hoca terslemiş: “Sizin kalbiniz bozuk!”, “Niye?”
“Eğer yağmur yağacağına inansaydınız, şemsiye taşırdınız. Bir ben inandım, şemsiye aldım, o da yetmedi!”
****
Churchill, akıl hastanesini dolaşırken, birinin kendisiyle hiç ilgilenmediğini görmüş: “Ben kimim biliyor musun? Üzerinde güneş batmayan imparatorluğun başbakanıyım!” Hasta gülmüş: “Dikkat et, ben de böyle diyordum, alıp buraya getirdiler.” Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.