Şikâyetim Yaradana

Şikâyetim Yaradana

Bir klasik ay sonu yazısı yazayım bari dedim bugün. Çalışma hayatına başlayan her insanın derdidir “Ay sonunu nasıl getireceğim?” ve her devirde insanlar ihtiyaçları ile kazanımları arasındaki dengeyi kurmakta zorlanırlar.

Yiyecek ekmeği olmayanın, hasta çocuğunun ilacını alamayanın yanında bizimki elbette düşük dereceli bir dert amma e zaten “sosyal” devlet olamazsak; devletin vatandaş için var olduğunu kavrayamazsak, halkını kişi ve kurumların ve hatta başka başka ülkelerin insafına bırakanlara dur denilmezse hepimizin içindeki “her şey daha da kötüye gidecek galiba” hissi doğru çıkacak gibi görünüyor.

Gerek sosyal medyada, gerekse gündelik hayatta sizin de dikkatinizi çekmiştir, bir kesim insan halkın endişe duyan diğer kesimini sürekli felaket tellalı olmakla suçlar. Bu da bana Bertrand Russell’ın meşhur sözünü anımsatıyor “Akıllılar hep kuşku içindeyken, aptallar küstahça kendilerinden emindir.”

Tabii ki bu sözle verilmek istenilen mesaj “Pozitif düşüncenin Allah belasını versin değil.”

Sana diyor ki; “Ortamın bu kadar güllük gülistanlık olması teknik olarak mümkün değil! Uyan!”

Bir de Russell’ın bu durumu netleştiren diğer sözü var tabii;

“Ne kadar az bilirseniz, o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.”

(Evet, boş zamanlarımda adamların kitaplarını okumak yerine aforizmalarını okuyorum ki; bir ortama girdiğimde dağarcığımda söyleyecek sözüm olsun.)

E doğal olarak hiç kimse yanıldığını kabul etmek istemeyeceğinden, bu kısır döngü de bitmek bilmiyor ancak gel gelelim biz de ay sonunu getiremiyoruz.

YETMİYOR ANAM BABAM

Hanginize yetiyor asgari ücret?

Küçük altın olmuş 300 lira, düğün mevsimi gelmiş kapıya, bu acıya hangi can dayana?

Ne yapalım, eşe dosta selamı keseceğiz artık. Evimizde misafir de ağırlamayız olur biter. Hem zaten bu aralar içimize dönüp; maddi hayattan değil manevi yaşamdan keyif almak daha moda olmamış mıydı?

Atarız bir cep telefonu mesajı, kutlarız gelin ile damadı.

Galiba bütün bu yaşadıklarımız, şikâyet müracaatını yanlış yere yapmaktan.

1 Mayıs’ınız da kutlu olsun efendim. Biz o gün çalışıyor olacağız, malum işçiler eşittir, bazı işçiler daha da eşittir. Halihazırda milyonlarca insandan daha rahat ve güvenli şartlarda çalışanlar, binbir mücadeleyle; kan, gözyaşı ve emekle kazanılan 1 Mayıs’ı bayram olarak kutlama hakkını, hafta ortası pikniğine ve lütfedip gitmedikleri mitinglere çevirdikleri için, kutlamalar her geçen yıl daha da sönük hale geliyor ama umarım bu yıl daha farklı ve coşkulu bir 1 Mayıs görme şansımız olur.

Selametle….