AVM - Sıradan Bir Gün Hezeyanı A.Ş.

AVM – Sıradan Bir Gün Hezeyanı A.Ş.

-Beyefendi, tekrar geçebilir misiniz?

-Peki. Geçelim.

AVM’ye gidiyorsanız ilk bilmeniz gereken şudur; eziyet kapıda başlar! Bir şekilde kapı engelini geçtiğinizde, yavaş yürüyen insanlar engeli ile karşılaşırsınız. Yavaş yürüyen insanlar, yavaş yürümelerinin verdiği denge bozukluğundan olsa gerek aynı zamanda geniş yürür. Bu, problemi ikiye (2) katlar.

Hem yavaş hem geniş insan, yürüyüş ritminizi bozar. Yıllardır yürüyüş ritmimle doğru orantılı çalışan kalbim AVM’de yürüdüğüm zamanlar ritim bozukluğu, ani kasılmalar gibi türlü bozukluklar gösterir. Bütün bu zorluğu bırakıp dönebilirdim aslına bakarsanız fakat yapamadım. Köpeğimin en sevdiği mamayı satın alabileceğim başka bir AVM olmamasına mutlu olmaktan başka çare yoktu.

Üstü açık, spor AVM’mize yuvarlak ve kapalı, döner kapılar içerisinden giriyorduk. Sanıyorum ki; AVM yönetimi, yerden gelebilecek tehlikelere karşı bizleri korumak dışında bir şeyler vaat etmiyordu. Paraşütle eylem yapma hazırlığı içerisinde terörist grupların olmadığı bir ülke olduğumuzu hatırlayıp yürümeye devam ettim. Bir o eksik ülkemizde… Onun dışında her şeyimiz var çok şükür.

Saçma bir şekilde “chill out remix best” kelimeleri geçiyordu gözümün önünden. Daha sonra bütün bu saçma hissin sebebinin AVM’de çalan müzikler olduğunu fark ettim. Mağaza müziği denen bir hadise var artık ve bütün mağazalar bunu çalıyor. Bundan daha saçma olansa tuvaletlerde smooth jazz çalması. Tam bir kafa karışıklığı anlayacağınız. Bir çeşit kanser.

Mamayı aldıktan sonra, peronlara giriş yaptım. Önümdeki amca tek seferde bütün apartman alışverişini aradan çıkarmak istemiş olsa gerek ürünlerin sonu gözükmüyordu. Uzunca bir süre bekledim. Kasiyer kız; “isterseniz yan tarafa geçin” dedi. Elimin tersiyle “İşine bak” gibisinden bir hareketle ağzının payını verdim. Sıra bana gelmişti. Kasiyer ayağa kalktı. “Benim mesaim bitti! yan kasalara geçebilirsiniz” dedi. Güldüm. “Sen bilirsin” dedim. “Ben bir şey kaybetmem…”