Sıradan Bir Gün Hezeyanı A.Ş.

-Hayır, hayır lütfen öğrencisiniz siz!

-Öğrenci değilim hanım teyze. Lütfen alır mısınız şu parayı?

-Yoo, yoo, yooo…

Teyze profesyonel bir hamle ile bitirmişti bu saçma sohbeti. Yoo, yoo, yooo üçlemesinin hayat kurtarıcı, sohbet bitirici yönünü o gün öğrenmiştim. Kimseye borçlu kalmama özgürlüğü teyze tarafından elinden alınan, iş hayatına öğrenci görünümüyle atılan dost homurdana homurdana otobüsün arkasına geçti. O kadar arkaya geçti ki, sanıyorum o otobüste bir insanın bulunabileceği daha fazla bir arka olamaz. Tüm bu olanları komik bulduğum için ufaktan gülümsedim. Tam bu sırada çaprazımda oturan kızla göz göze geldik. (Resim 01)

Ona gülümsediğimi sanmış olsa gerek, gülümseyerek karşılık verdi.. Ben de bana gülümseyen bir insana gülümsememe nezaketsizliğini göstermemek adına ona gülümsedim. İlk gülüşümü üzerine alındığı için, ikinci gülüşüme anlam verememişti. İşler karışmıştı. Adresini bulmayan 2 (iki) gülüş atmıştım ve inmeme 8 (sekiz) durak vardı.

Böyle buhran zamanlarımda kullanmak üzere öğrendiğim bir teknik geldi aklıma. Vaktiyle okuduğum bir kitapta ana kahraman lüks restoranlarda yemek yiyip para vermemenin formülünü bulmuştu. Hesap geldiğinde boğulma taklidi yapıyordu. Bu fikri; ilerde kullanmak üzere atmıştım kafaya. İşte beklenen gün gelmişti! Elimi ağzıma götürüp ufak ufak öksürmeye başladım. Sonra daha hızlı öksürmeye başlayıp nefesim kesilmiş taklidi yaptım. Her şey planladığım gibi gitseydi, az önce ona olmayan gülüşümü üstüne alınıp, ona olan gülüşümü yersiz bulan kız bana yardımcı olacaktı. Böylece otobüste başlayan kısa süreli dostluktan “manyak galiba” yargısıyla ayrılmayacaktım. Olmadı! Planlarım suya düştü! İş hayatına öğrenci görünümüyle atılan çocuk, otobüsün en arkasından üşenmeden geldi. Sırtıma o kadar güçlü vurdu ki bir an beni teyzenin çenesi farzettiğini düşündüm!! Sırtıma aldığım darbenin siniriyle doğrulup ayağa kalktım. Sağlam bir kroşe zamanı geldiğinde çıkar özdeyişim geldi aklıma. Özdeyişlerim arasında en özelidir bu, doğru zamanda hatırlamıştım. Ben kroşeyi çıkarırken otobüs dönmeye çalışınca benim kroşem ona güldüğümü sanan kızın ağzına çıkmıştı. Kalan duraklar boyunca özür diledim. Bir ara komik geldi bu durum. Güldüm. Ona güldüm sanıp bana güldü. Bana gülümseyen bir insana gülümsememe nezaketsizliğini göstermemek adına ona gülümsedim. İkinci gülüşümü yine yersiz buldu.

Cesurca Özet: Kimisi dayaktan da anlamaz!





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.