Geçmişten Bugüne Çanakkale

Asya ile Avrupa arasında coğrafi konumu gereği doğal bir köprü görevi gören Çanakkale, geçmişten bugüne de aynı görevi üstlenmektedir. Konumu gereği tarih boyunca tercih edilmiş, dolayısıyla da çok sayıda kültüre ev sahipliği yapmıştır.
M.Ö. 6000’li yıllardan itibaren Çanakkale insanlar için iskan edilen-edilebilecek yerler arasında bulunmuştur. Yerleşik hayatın başladığı dönem olarak kabul edilen Neolitik Dönem için düşünüldüğünde karşımıza çıkan köy yerleşimleri; Çanakkale’de Ayvacık İlçesi Bademli Köy yakınlarında yüksek doğal bir tepe üzerinde yer alan Coşkuntepe, aynı tarihlerde Gelibolu Yarımadasında Karaağaçtepe ve Hamaylıtarla mevkileri ve Gökçeada’da Uğurlu/Zeytinli mevkiidir. Kalkolitik dönemi temsil eden yerleşimler yaklaşık olarak M.Ö. 5000 civarında iskan gören Kumtepe, Beşik-Sivritepe ve Gülpınar’dır.

Tarihi Bilmeden Tarihle Övünmek
Yaklaşık olarak M.Ö. 3000 ve 1200 yılları arasını kapsayan Tunç Çağı’na gelindiğinde ise Çanakkale bölgesinde en iyi yerleşim olan Troia karşımıza çıkmakta ve sonrasında kentte tarih günümüze kadar miras bırakarak sürmektedir. Troia; tarih açısından önemiyle birlikte kültürel bir miras olarak Çanakkale’nin kazanımları arasında yer almaktadır. Doğu ile Batı kültür hazinelerinin kucaklaşarak, antik destanlarla beslenip gerçekliğe ulaştığı, tarihi mekan Troia, Çanakkale için bir değerdir. Yalnızca Türkiye’de değil dünyada da adından söz ettiren Troia; adı verilen festivaller, çekilen filmler, türlü mitler ortaya çıkarmıştır.
Çanakkale’de birçok dükkan, şirket ismini Troia antik kentinden alsa da çoğu kişi filmde yer alan bilgiler kadarına sahiptir. Sokağa çıkıp herhangi bir kentliye sorduğunuzda kuracağı cümle sayısı sınırlı olacaktır.
Kordon’da bulunan Truva Atı, film, Helen, Paris, Hektor… Sınırlı kelimeler. Kulaktan dolma bilgiler… Sonrasında ise tarihi eksik bilerek övünmek, yaptığın işlere Troia ismini vermek…
Tarihe sahip çıkmak çoğu zaman yanlış anlaşılıyor ülkemizde. Bizimki sahip çıkmak değil o değerle övünmek. Tarihe sahip çıkmak ise okuyarak, bilerek, koruyarak…
Çok basit; sadece deniz değil tarih turizmi ile de ilgilenerek, gezdiğimiz antik kentlere zarar vermeyerek, sütun başlıklarından küllük yapmayarak, savaşa tanıklık etmiş topun üstünde zıplamayarak saygı duymalı…
Kısaca; hepsinin başında bu saygısızlıktan biraz kaygı duymalı…



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.