Şebeke X

Ağır ağır rafların arasından ilerledik. Yaklaştığımız bölgelerde otomatik ışık yanıyordu. Loş ışığın bıraktığı etkiden epeyce etkilenmiştim. Nihayetinde araç bir rafın kenarına yanaştı.

-Hadi bakalım iş vakti!

Elime küçük bir kağıt tutuşturdu. Kitaplar alfabe ve numaradan oluşan bir çeşit kombinasyon ile belirli bir sırada dizilmişti. Öncelikli işim kağıtta bulunan koda göre yeni kitaplara yer açmaktı. Bu sırada doktor askerin getirdiği büyükçe bir kutudan kitaplar çıkarmaya başladı. Muhtemelen bu kitaplarda suçluydu. Onlarda bizim gibi müebbet cezalarını çekmek üzere raftaki yerlerini alacaklardı. Kitapların koğuşlara tıkılmasına yardımcı olacaktım. Bir an için düşündüm. Acaba aralarında, benim gibi, yanlış anlaşılma sonucu burda olan var mıydı? Ya da gerçekten suçlu olanlar?

Sormak istiyordum. Kafamdaki bütün soruları cevaplayabilecek birini bulmak, bütün bu soruları sormak istiyordum. Bu çukurun içinde ölüme terk edilmiş olma fikrine aylar sonra bile alışamamıştım. Gerçek cevaplar istiyordum ve burdan çıkmak!

Kolileri kaldıraca yükledik. Doktorla beraber kaldıraçtaki yerimizi aldık. Kaldıraç üzerinde küçük bir panel vardı. Doktor tuşlara basarak bizi yükseltti. Hemen işe koyulduk. Ben yer açıyordum. Doktor bana kitapları veriyordu. Yer arama esnamda doktorun kitapları incelediğini fark ettim. Bir kitabı bana verdiğinde tepkisini ölçmek için açtım. “Hayır” dedi. “Bu yasak”.

-Ama senin baktığını gördüm.

-Hayır bakmadım! Sadece temiz olduklarından emin olmaya çalışıyorum.

-Hayır gördüm! Ne yani baksan ne olacak? Bir kaç satır okumuşsundur ne var bunda?

-Ben yasalara uyan bir vatandaşım!!

Daha fazla zorlamadım. Doktoru sinirlendirmeye niyetim yoktu. Daha sonra birkaç kez göz ucu ile kontrol ettim. Kitaplara göz gezdirmeyi bırakmıştı. Konforunu bozmuştum durduk yere. Uzunca bir süre sessiz sessiz işimizi yaptık.

-Biraz sigara molası verebilir miyim?

-Tabi.

Aşağıya indik. Asker ortalarda gözükmüyordu fakat araç sesini duyabiliyordum. Büyük ihtimalle suçlu kitapları yerlerine götürmekle meşguldü.

-Suçsuz olduğumu ispatlamamım bir yolu yok mu?

-Hayır. Düşünce suçu geri dönüşü olmayan bir suçtur. Buraya bir kere girdiysen çıkman imkansızlaşır.

-Ama çıkabilenler var!

-Anlamadım!

Birden boş bulunup söylemiştim. Vücut ısımın yükseldiğini hissettim. Doktor sorgulayıcı gözlerini üzerime dikti.

– Ne demek istiyorsun?

-Ahaa! nasıl unutursun daha sabah anlattım. Kurt kaçıp gitti hatırlamıyor musun?

Ciddi bir gülümsemeyle geçiştirdi. “Fazla oyalanma hadi. Yapacak çok işimiz var!”

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.