Soyu Tükenmiş Bir Tür; Zarifler

Şehrin en işlek caddesinde bütün gün dolaşsanız bile, belki denk gelebilirsiniz onlara. Kalabalık bir sokakta omzunuza çarpmazlar. Otobüs kuyruğunda “kim önden binmeli” gerginliğini onlarla yaşayamazsınız…

Bu yazımda soyu tükenmiş bir türden bahsedeceğim; zarifler!

*****

Estetik seçiciliğin yansımalarını taşıyan hareketlerde zarafeti, bu hareketlerde bulunan insanlarda ise zarifliği görüyorum. Öylesine farklı parametreler taşıyor ki bu kavram kolay kolay bir insana yada harekete zarif diyemiyorum.

Zarafet ile ilgili düşüncelerim çoğu zaman genel geçer zarafet algısı ile zıtmış gibi geliyor. Örnek vermek gerekirse, ağdalı diliyle “beyefendi, hanımefendi” diye konuşan; geceye gösterişten uzak fakat şık bir kıyafetle giden insan, kafamdaki zarafete eşdeğer değil! Bunları daha çok öğrenilmiş davranışlar, estetik cambazlıklar olarak görüyorum. Aslına bakarsanız; “zarafet” kelimesi benim için bir bakıma, beyaz adamın ayak basmadığı yeni dünya!  -Miş gibi olan ile gerçekten öyle olan arasındaki uçurumun tezahürü. Kurtarılmış bölge!

*****

Zarafet ile ilgili düşüncelerimi doğru anlatabilmek adına, zarif insanların hemen hepsinde fark ettiğim bir özellikten bahsetmek istiyorum. Zarif insanlar; bir konuyu kendi içerisinde (konunun kendisi) derinlemesine algılayabilirler. Konunun zarif ve kaba taraflarını -doğal bir eğilim gereğidir- rahatlıkla görebilirler.  Zarif ve kaba arasındaki farkın zarifler tarafından rahat görülebilmesinin sebebi; mevcut konu ile farklı konular arasında yatay ilişki kurabilmeleridir. Böylelikle doğru olan ve yanlış olan hakkında diğer insanlara oranla daha fazla doneye sahiptirler.

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor? Bütün bunların anlamı şudur; öğrenilmiş zarafet ile yaşayan “zarifler” seçenek hakkına sahip değildirler. Tek seçeneğe şartlı olarak yönlendirilirler. Gerçek zarifler ise -ki bu yazı onlarla ilgilidir- birbirinin tam tersi iki seçenek arasından doğru olana, iyi olana yönelebilenlerdir.

Gerçek zariflerin bazı davranışlarının toplumun zarafet algısı ile hiç uyuşmadığını sıkça görme sebebimiz muhtemelen budur.

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.