UMURUNDA MI? DÜNYA!

Ne atom bombası 
Ne Londra Konferansı 
Bir elinde cımbız, 
Bir elinde ayna; 
Umurunda mı dünya,

Bazı gençlere, şaşmamak elde değil. Hani derler ya, “Dünya yansa umurunda değil.” Aynen öyle. Varsa yoksa yemek, içmek, eğlenmek bir de Cep telefonu. Bu Cep telefonu denilen meret, bize göre çağın hastalığı. Eskiden yalnızca gençler karıştırır dururdu. Şimdi 80’likler bile oynuyor. Geçen gün eve gireceğiz. Sitenin bahçe kapısının önünde, kaldırıma oturmuş, 16-17 yaşında bir kızımız oturuyor. Siteden olmadığı belli. Elindeki cep telefonundan mesaj yazıyor. Yanından arabalar, insanlar geçiyor. Kafasını bile kaldırmıyor. Biz de, azami dikkat göstererek, kızı uykusundan uyandırmamak için, azıcık da sürtünerek, demir kapıya yöneldik. Sanki dersiniz put. O kadar dalmış ki, altından ayakkabısını alsanız, ruhu duymayacak. Allah aşkına! Bu kadar bağımlılık zarar değil mi? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Avrupalı Marsa gitmek, orada hayat kurmak için çalışıyor. Kübalı, kansere aşı bulmuş. Bizimkiler Çet yapıyor. Hani derler ya, “Ne olacak bu memleketin hali?” Aynen öyle.

 

KAVAK YELLERİ

Bu günkü gençlerimizi anlatan, Namdar Rahmi Karatay’ın, Geçti Borun Pazarı şiiriyle sizleri baş başa bırakalım:

Başta kavak yelleri estiği günler hani?
Beklediğin nişanlar, şerefler, ünler hani?
Aradığın sevgili şanlı düğünler hani?
Selvi gibi ümitler döndü birer iğdeye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye

Bilmem ki ne olmaktı senin gayen, maksadın?
Fare gibi kitapların arasında yaşadın.
Ne dans ettin, eğledin, ne sevdin kız kadın,
Kim dedi hey serseri gençliğine kıy diye?
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye

Gönül ne çalgı ister, ne eğlence ne de dans,
Ne güzel kadınların önlerinde reverans.
Kapandıkça kapandı bunca yıldır kahpe şans.
İhtiyarlık gölgesi perde çekti dideye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.

Fırsatı iyi kolla, sakın olma  dangalak,
Keyfine bak dünyada gülerek, oynayarak.
Sende iç şampanyalar, viskiler bardak bardak,
Dokunuyor üç kadeh şimdi bizim mideye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.

Hasanın böreğine vaktinde yetişmeli,
Hiç durmadan gövdeye atıştırıp şişmeli.
Yanıp da kavrulmadan mükemmelen pişmeli,
Yoksa seni almazlar hiçbir yere çiğ diye,
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye.

Sağlıcakla kalınız.

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.