Şebeke – VIII

-Ayağa kalk! Ellerini göster!

Kapıdan içeri süzülen ışığın göz kapaklarıma çarptığını hissettim. Başım ağrıyordu. Yavaş yavaş gözlerimi açtım.

-Ellerini göster! Ellerini Göster!!

Üzerime doğrultulmuş iki tane silah vardı. Yavaşça doğruldum, avuç içlerimi net görebilecekleri şekilde havaya kaldırdım. Başım dönmeye başladı, görüntüler bir birine girdi! Tekrar düştüm.

11:20 – Revir

-İyi misin?

Gözlerimi açtım. Kolumda serum vardı.

-Ne oldu bana?

-Bunu senin anlatman gerekiyor? Açılış saatinde çıkmamışsın. İçeri girdiklerinde yerde yatıyormuşsun. Sonra düşmüşsün. Sana vurdular mı?

-Hayır hayır, bana vurmadılar. Başım döndü ve düştüm. Gece hücremde köpek vardı. Bana hırladı. Sonra bayıldım.

-Köpek? Hücrende? Eminmisin. Burası hapishane. Bir köpeğin veya kedinin buraya girmesi imkansız. Bir şekilde girdi diyelim. Girebileceği yer olsa olsa fabrikanın bahçesi olabilir. Hücreye girebileceğini hiç sanmıyorum. Hayal görmüş olabilir misin?

-Huufff. Gerçekten oradaydı! Önce sesini duydum sonra kibrit yaktım. Sonra onu gördüm. Yüzüme yakın duruyordu. Sonrasını hatırlamıyorum zaten.

-Hmm. Çok yeni sayılmasan bile buna benzer durumları daha önce yaşadığımız oldu. Hücre cezası seni yıpratmış olabilir. Bunun sonucunda hipnogojik halüsinasyon görmüş olabilirsin.

-Yatağımda değildim!

-Uyurgezerlik bunu açıklayabilir.

-Hayır uyurgezer değilim!!!

Bir sonuca varamayacağımı anladım. Başımın kenarında bulunan dijital panele bakıp elindeki kağıda notlar alıyordu.

-Bugün dinlen. Yarın işine dönersin.

O gece revir’de yattım. Üretim gücüne katkıda bulunduğumuz için olsa gerek gayet güzel bir yerdi. Yattığım odanın kapısının altından koridorun ışığı süzülüyordu. Büyükçe bir koridor vardı. Koridorun sonunda iki görevli bulunuyordu. Konuşmalarını duyabiliyordum. Ara ara kontrole geliyorlardı. Son gelişlerinde odamın ışığını kapattılar. Uyku saati gelmişti. Serumların etkisinden olsa gerek uykuya dalmam hızlı oldu.

Fırtına, yağmur… Rüyamda yine revirdeydim. Pencere açıktı. Rüzgar olanca gücüyle odayı dolduruyordu. Belirli aralıklarla oda mavi, beyaz ışıkla kaplanıyordu. Şimşek gürültüsü ve yağmur… iliklerime kadar hissettim. Ne aradığımı bilmiyordum fakat arıyordum. Çekmecelere bakıyordum hızlı hızlı. Bazı kağıtlara bakıyordum. Sonra kenara atıp aramaya devam ediyordum uzunca bir süre böyle gitti. Aradığımı buldum. Elimde bir kağıt vardı. Kapüşonlumun cebine koyup arkamı döndüm. Kapı açıktı. Koridorun ışığı aralıklarla yanıp sönüyordu. Kapıda silüet vardı. Şimşeğin ışığı odayı doldurduğunda parlak gözleri ile bana doğru baktığını gördüm. Hızlı hızlı soluk alıp veriyordu. Bu bir gece önce hücrede yüz yüze geldiğim şeydi. Bu sefer daha net seçebiliyordum. Bu bir kurttu. Yavaşca ona doğru yürüdüm. İkinci adımımdan sonra hırlamaya başladı. Duraksadım. Bir iki adım geri gidip koridordan hızlıca koşmaya başladı…

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.