Çanakkale Yeterince Soğuyamıyor

Çanakkale Ziraat Mühendisler Odası, 22 Mart Dünya Su Günü için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada;  “Çanakkale Yerelinde Kuraklık, Su kaynakları ve Tarımsal Ürün Deseni” konulu çalışma toplantısındaki verilerine yer verilerek, “Suyumuza Sahip Çıkalım” vurgusu yapıldı. Açıklamanın bir bölümünde; “Sorun, iklimsel değişim nedeniyle Çanakkale’nin yeterince “soğuyamamasından” kaynaklanıyor.” ifadesi yer aldı.

Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası, 22 Mart Dünya Su Günü için bir basın açıklaması düzenlendi. Toplantıda konuşan Oda Başkanı Prof. Dr. Türker Savaş, konuşma metnini paylaştı. Metin; “Teması “Su İçin Doğal Çözümler” olan bu yılki “Dünya Su Günü” için hazırlanmış olan su raporunda, su temininin ve kalitesinin iyileştirilmesi temelinde ormanlaştırma, sulak alanların kullanımı ve yeraltı sularının zenginleştirilmesine yönelik çözümler önerilmektedir.” cümlesiyle başlayarak şöyle devam etti: “Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi olarak, 17.03.2018 Cumartesi günü “Çanakkale Yerelinde Kuraklık, Su kaynakları ve Tarımsal Ürün Deseni” konulu bir çalışma toplantısı gerçekleştirdik. Toplantıda konuyla ilgili alanlarda uzman üye meslektaşlarımız bir araya gelerek “Çanakkale’nin suyunu“ tartıştık. Şu anda konuya ilişkin detaylı bir rapor oluşturma çalışması içerisindeyiz.Toplantıda öncelikle küresel iklim değişiminin Çanakkale’de etkili olup olmadığı sorusuna yanıt aradık. Çanakkale Meteoroloji Müdürlüğü’nde görevli meslektaşımız, 1930’lı yıllardan bu yana takip edilebilen yıllık ortalama sıcaklıklarda 1,5 °C’lik bir artışın olduğunu, bu durumun yıllık ortalama minimum sıcaklıkların yükselmesinden kaynaklandığını gösterdi. Sorun, iklimsel değişim nedeniyle Çanakkale’nin yeterince “soğuyamamasından” kaynaklanıyor. Bu değişimin sonucunun en önemli etkisi kar yağışlarının azalmasıdır. Öte yandan yıllık ortalama yağış miktarı açısından anlamlı bir değişim olmamasına karşın yıllara göre yağışlı gün sayıları azalmıştır. Bu bulgular yağış rejiminde kaymalara işaret etmektedir. Yağışlı günler arası sürenin artışı belli dönemlerde belli ürünler için kuraklık anlamına gelir.”

“Yükseğe Düşen Kar Erken Yazda Barajları Besliyor”

Açıklamanın diğer bir bölümünde barajlardan bahsedilerek şöyle denildi: “Nitekim İlimizde 2016 yılı sonbahar yağışlarının gecikmesi meralarda otun yetişmemesine neden olmuş, hayvancılık olumsuz olarak etkilenmesine karşın 2017 yılı ilkbahar yağışları diğer tarımsal mahsullerde, o yıl için önemli bir olumsuz değişimin önüne geçmiştir. Barajlarla ilgili yapılan değerlendirmede Bakacak barajı ile Akçapınar, Aşağı Okçular ve Dümrek göletleri dışında genellikle sorun olmadığı, adı sayılan baraj ve göletlerin ise yıllardır dolmadıkları ifade edilmiştir. Ancak bu baraj ve göletlerinin neden dolmadıkları konusunda net bir şey söylenememektedir. Öte yandan yükseklere yağan karın doğal bir su deposu vazifesi görmesi nedeniyle İlimiz genelinde kar yağışlarının azalması önemli bir olumsuzluktur. Zira yüksek yerlere düşen kar, erken yaz dönemine kadar barajlarımızı beslemektedir.”

“Uzman Değerlendirmeleri Endişe Verici”

Açıklamada izinsiz kuyulara değinen Savaş, “Toplantıya katılan uzmanlarımızın yeraltı suları konusunda yaptıkları değerlendirme ise endişe verici boyutlardadır. Kuyu sayısındaki artış nedeniyle yeraltı sularından yararlanmak için açılan kuyularda suya ulaşabilmek için her geçen yıl daha da derine inmek zorunda kalınmaktadır. Açılan kuyular içerisinde ne yazık çok sayıda izinsiz kuyu bulunmaktadır. Özellikle denize yakın veya deniz seviyesindeki yerlerde açılan kuyuların derinleşmesi, bu yeraltı aküferlerine tuzlu suyun dolmasına neden olabilecektir. Bu aküferlere bir kere deniz suyu girerse buraların tatlı suya tekrar kavuşması olanaksızdır. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı son birkaç yıldır desteklenecek ürünleri havza bazlı ürün destekleme modeli temelinde belirlemektedir. Havza bazlı destekleme modeli iklim, toprak, topoğrafya ve su kısıtı verilerinin bilimsel analizine dayanmaktadır. Ancak ilimiz açısından bu anlamda desteklenebilecek bazı tarımsal ürünlerin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın havzalarda desteklenebilecek ürün sayısı kısıtlamasına takıldığı anlaşılmıştır. Çalışmanın özü olabildiğince bilimsel olmasına karşın siyaset ve muhtemelen ekonomi bu bilimselliği bozmaktadır.” dedi.

“Madencilik Faaliyetleri Tehdit”

Madencilik faaliyetlerinin tehdit oluşturduğunu ifade eden Savaş, son olarak; “Türkiye’nin su zengini olmadığı resmi ağızlardan ifade edilmektedir. Her ne kadar şu anda su yetersizliği Çanakkale için akut bir durumda değilse de Odamızca yapılan çalışma yakın gelecekte bu anlamda sorun yaşanılabileceğini göstermiştir. İnsanca yaşamak için gerekli olan faaliyetlerde su yönetimini, bir damla israf etmeyecek şekilde düzenlememiz gerekmektedir. Bu anlamda Çanakkale’mizin, yaşamın sürdürülebilirliği için gereksiz faaliyetlerde kullanılabilecek bir damla fazladan suyu yoktur. Dolayısıyla tonlarca suyu bizce gereksiz olarak kullanacak olan metalik madencilik faaliyetleri ilimiz için önemli bir tehdittir. Termik santraller ve metalik madencilik faaliyetleri yalnızca yaşamımızı sürdürebilmek için elzem olan suyumuzu kullanmakla kalmıyor, çevreyi kirleterek, ormansızlaştırarak yağışların da azalmasına ya da düzensizleşmesine neden oluyor.” dedi.

Yıldız Sağlam



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.