Şebeke – V

Okkalı bir küfür savurduğumu hatırlıyorum. Bu o kadın. Başıma belayı açan kadın duvara yaslanmış sırıtarak bana bakıyordu. Üzerine doğru yürüdüm. Araya girdiler…

-Hey Hey! Sakin ol. Üzgünüm. Üzgünüm ama salak gibi polislere gitmene gerek yoktu!

-Ne üzgünüm lan? Dilekçe yazacağız. Bana çantayı verdiğini söyleyeceksin. Suçsuzluğum ispatlanacak! Bu dangalak yerden çıkmam lazım.

-Yapamam.

Gözüm döndü tekrar üzerine doğru fırladım. Sesimi yükseltmeye başladım. O sırada Şebeke’nin en iyi yarısı ki ona Ayı derler beni havada yakalayıp ağzımı tuttu. Cüssesinden beklenmeyecek bir nezaketle. “Yapamaz çünkü 10 senedir içerde! Polislere dışarıda olduğunu söylese bile birşey değişmez. Güvenlik önlemlerini arttırırlar sadece! Seni bırakacaklarını sanma!”

Nasıl yani? Bu aptal özgürlüğüne kavuşup tekrar bu lağama mı döndü? Kendi rızasıyla? Sakinleşmeye çalıştım. Oturdum. Bir bardak su içtim açıklama bekliyordum. Kartal anlatmaya başladı. “Buradan çıkmak düşündüğün kadar zor değil! Hepimiz çok defa dışarı çıktık. Bunu gizlilik içerisinde yapmaya çalışıyoruz. Kuzgun o gün teftişçilerin dikkatini çekmiş. Onları atlattığını düşünüp seni gördüğü kafeye girmiş. Zaten o çantayla yakalansa geleceği yer yine burası olacaktı. Sorgudan sonra ise zaten buraya yıllar önce mahkum edildiği anlaşılacaktı.” Dayanamayıp araya girdim. “Teftişcilere yakalansaydı burada mahkum olduğu anlaşılmayacak mıydı?” doğru bir yerden yakalamanın gururuyla birazcık doğruldum cevabı merakla bekliyordum. “Düşünce suçluları hükümet için gölge gibidir. Hiç bir veritabanında suçlu olarak gözükmezler. Eğer o gün uyuşturucu taşımaktan yakalansaydı normal bir hapishaneye girerdi! Sorgulamada sabıkasız olarak gözükeceği için cezası indirimli olurdu. Biliyor musun çoğumuzun ailesi bizim şuan nerede olduğumuzu hayatta olup olmadığımızı dahil bilmiyor! Biz gölgeyiz. Öyle olmamızı istiyorlar”

Kafam iyice karışmıştı. Derin bir nefes aldım. Gözümün önünden görüntüler akıyordu. Düşünce suçu! Düşünce suçu! Öldürmek yok, hırsızlık yok, uyuşturucu yok, tecavüz yok… ama en ağır suç bu. Toplum için en tehlikeli görünen insanlarla küçük bir odada sıkışıp kalmıştım. Bir türlü anlayamıyorum nedir bu düşünce suçu! Düşüncelerim odadaki hareketle dağıldı. Bana en uzak oturan adam ayağa kalktı. Diğerleri önümden çekildiler. Hepimiz dikkatle ona bakıyorduk. Ellerini tetikleyici bir etki yaratmak ister gibi bir birine vurdu.

-Şebekeyle tanışma vakti!

Diğerleri pis pis sırıtmaya başladı… Önce kafedeki kız..

-Ben Kuzgun?

Elimi uzattım. Tam adımı söyleyecekken sustum.

-Neden gerçek adını söylemiyorsun?

sırıtmalar tekrar belirdi.

-Çünkü gerçek beni yansıtmıyor.

Adı “melek” olan insanların kötü insan olabildiği bir dünyada ilginç bir yaklaşımmış gibi geldi. “Peki” dedim. “Kurt” memnum oldum.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.