Bayramda bile birleşemediler

14 Mart Tıp Bayramı’nda Çanakkale Tabipler Birliği ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bir saat arayla Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk bırakarak iki ayrı kutlama yapıldı.

14 Mart Tıp Bayramı, her yıl törenler ve etkinliklerle kutlanıyor. Tıp Bayramı’nın tarihine baktığımızda, ilk kutlamanın 1919 yılının 14 Mart’ında işgal altındaki İstanbul’da gerçekleştiğini görüyoruz. Tıp okulu öğrencileri, işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermiştir. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak da anılmıştır. Birlik ve beraberlik içinde bayram kutlaması ve işgallerin protestosu.

Birlik, beraberliğin en belirgin örneklerinde biri de Çanakkale’de yaşanmış; dil, din, ırk gözetmeden herkes bir cephede yer almıştır. Çanakkale, günümüzde de barışçıl anlayışına devam ederek Barışın Kenti olarak anılmakta, birçok ilde karşımıza çıkan siyasi sürtüşmeler daha ılımlı atlatılmaktadır.
Dün 14 Mart Tıp Bayramı’nda Cumhuriyet Meydanı, iki ayrı kutlamaya ev sahipliği yaptı. Sabah saat 09:30 ‘da Çanakkale Tabipler Birliği, 10:30’da ise İl Sağlık Müdürlüğü Atatürk Anıtı’na çelenk sunup tören yaptı.

HEKİMLERE VERİLEN SÖZLER TUTULMADI
Çanakkale Tabipler Birliği, törene, çelenklerin koyulmasının ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Törene TBB ile birlikte Çanakkale Özel Anadolu Hastanesi ve Özel Atlas Tıp Merkezi de katıldı.
Tabipler adına konuşan Çanakkale Tabipler Birliği Başkanı Güleda Erensoy; yaptığı konuşmada TBB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in 14 Mart için yayınlanan mesajına yer verdi. Konuşmada, “14 Mart dönemlerinde “Hekimlere müjde” başlığı altında verilen sözler tutulmadı.” cümlesi yer aldı.
Erensoy’un okuduğu açıklama; “Tüm meslektaşlarımızı, birlikteliğimiz ve dayanışmamızdan gelen güçle, hekimlik değerleri ve etik ilkeler ışığında sağlık alanındaki mücadelemizi yükseltmeye davet ediyorum.” ifadeleriyle başladı.

Açıklamanın devamında; “Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP), uygulamaya başlanmasından bu yana geçen 15 yılda, Türkiye’de sağlık ortamını birçok açıdan etkilemiş; sorun çözme iddiası ve çeşitli vaatlerle gelen bu program sağlık alanında birçok yeni soruna yol açmıştır. SDP, kamu hastanelerinin yapısını değiştirmeyi, onları “idari ve mali özerkliğe sahip” biçimde yapılandırarak rekabete açık sağlık işletmeleri haline getirmeyi amaçlıyordu. 2004 yılında Sağlık Bakanlığı hastanelerinde “performansa dayalı ek ödeme sistemi”ne geçilmesiyle başlayan bu sürece, Kasım 2011’de çıkartılan bir KHK ile Sağlık Bakanlığı teşkilat yapısında köklü bir değişikliğe gidilerek devam edildi. Kaynakların “etkili ve verimli” kullanılacağı iddiasıyla getirilen, ayrı tüzel kişiliğe sahip ve idari yönden özerk olan Kamu Hastane Birlikleri yapılanması, 6 yıl dolmadan, Ağustos 2017’de başka bir KHK ile kaldırılırken SDP’nin bu alandaki başarısızlığı da belgelenmiş oldu.1 Ocak 2012 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan Genel Sağlık Sigortası (GSS)  sisteminde, prim ödeyemediği için sigorta kapsamı dışı kalan, bu nedenle kamusal sağlık hizmetlerinden yararlanamayanların sayısı 4.5 milyonu geçti. Aylık olarak ödenen GSS primi dışında, hastaneye başvurulduğunda ayrıca, muayene katılım bedeli, ilaç katılım bedeli, tıbbi malzeme katılım payı gibi 14 ayrı kalemde sağlıkta katkı payı ödeniyor.”

“SAĞLIKTA ŞİDDET YASA TASARISI YASALAŞMALIDIR”
Açıklamanın ikinci bölümünde şu cümleler yer aldı: “Sağlık alanında ciddi bir tahribata yol açan, eğitim, araştırma, kamu sağlığı gibi öncelikleri geri plana düşürüp “verimlilik ve kârlılık” söylemleri ile ticari bir anlayışı hâkim kılan SDP, çalışanların haklarının da baskılanmasını getirdi. Bu nedenle, 14 Mart sürecindeki ilk talebimizi, hekimlerin emeklerinin karşılığı olan, emekliliğe yansıyacak, güvenceli, görev tanımına ve liyakata uygun, tek işte çalışarak insanca yaşamaya yetecek bir ücret elde etmeleri ve emekli hekim ücretlerinin artırılması oluşturuyor.  Sağlık çalışanları açısından, sürekli hastalarla ve hastalıklarla ilgileniyor olmak, bir anlamda onlarla yaşamak fiziksel ve psikososyal çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açıyor. Sağlık çalışanları olarak, 2014 yılından bu yana talep ettiğimiz “fiili hizmet süresi zammı” için yasal bir düzenleme acilen yapılmalıdır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti artıran unsurlardan biri de, şiddeti uygulayan kişilerin cezalandırılmayacakları ya da ciddi bir yaptırımla karşılaşmayacakları düşüncesidir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete hoşgörü gösterilmeyeceği, şiddet suçlarının mutlak cezalandırılacağı düşüncesinin yerleştirilmesi ve önleyicilik açısından, TTB Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı bir an önce yasalaşmalıdır. Yıllardır sağlık çalışanlarının sorunlarını dile getiriyoruz; her 14 Mart’ta taleplerimize uygun düzenlemeler yapılacağına ilişkin sözler veriliyor. Ancak, bugüne kadar Sağlık Bakanlığı ve hükümet yetkilileri tarafından, özellikle de 14 Mart dönemlerinde “Hekimlere müjde” başlığı altında verilen sözler tutulmadı. Taleplerimizi bu 14 Mart’ta bir kez daha dile getiriyor, acilen karşılanmasını istiyoruz.”

“SADECE MESLEK DEĞİL SANATTIR”
10.30’daki törende ise sağlık çalışanları Cumhuriyet Meydanı’ndan valilik önüne yürüyüş gerçekleştirdiler.

14 Mart Tıp Bayramı kentte sağlık çalışanları tarafından kutlandı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından dün Tıp Bayramı dolayısıyla saat 10.30’da Cumhuriyet Meydanı’nda tören gerçekleştirildi. Törende kurumlar Atatürk Büstü’nün önüne sırasıyla çelenk sunumunda bulundular. Çelenk sunumunun ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Tören kapsamında açıklama yapmak üzere Çanakkale Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzman Doktor Sinem Topaloğlu kürsüye geldi. Topaloğlu konuşmasının başlarında 14 Mart Tıp Bayramı’nın, 14 Mart’ta kutlanmasının nedenini, 14 Mart 1927’de 2. Mahmut tarafından açılan tıp okulunun tarihi olduğunu belirtti.
Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm.Dr. Sinem Topaloğlu konuşmasında, “İl Sağlık Müdürlüğü adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. 2.Mahmut döneminde açılan tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1927, modern tıp eğitiminin göstergesi olarak kabul edilir. İlk tıp bayramı Birinci Dünya Savaşı sonrası 14 Mart 1919’da işgal altındaki İstanbul’da işgal güçlerine tepki olarak kutlanmıştır. 1976 yılından bu yana sadece 14 Mart değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta, bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir. Tıp “Sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir sanattır”. Bizler zor olan yolu seçtik. Tüm bu zorluklara rağmen, dün olduğu gibi bugünde bir canı kurtarmayı, bütün insanlığı kurtarmakla eşdeğer sayan anlayışın sahipleri olarak, gece-gündüz demeden hizmet sunmaktayız. Hekimler savaşta, afette olduğu gibi hiç düşünmeden büyük özveri ile çalışmaktadırlar. Bunun esas örneği 18 Mayıs 1915’te Çanakkale savaşına giden tıbbiyelilerin Anafartalar ve Conkbayırı’nda şehit olmalarıdır. O yıl Tıbbiye hiç mezun verememiştir. Bugün burada her zaman milletimizin yanında, onlara şifa dağıtan el olmaya devam edeceğiz. Ülkemizi sağlık anlamında daha ilerilere taşımak hedefindeyiz. Bu duygu ve düşüncelerle insanımızı sağlıklı yaşatmayı amaç edinen sağlık çalışanlarının, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum” açıklamalarında bulundu.

Yıldız Sağlam-Tunahan ünsal



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com