Yalanın fendi, gerçeği yendi!

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (ABD) tarafından yürütülen araştırma, yalan haberlerin sosyal medyada 6 kat daha fazla yayıldığını ortaya koymuş. Bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmada, 2006-2016 yılları arasında 126 Binden fazla haber izlenmiş. Uzmanlar ortalama bir yalan haberin 10 saat içerisinde 1500 kullanıcıya ulaştığını saptamış, doğru haberlerin aynı kitleye ulaşması 60 saat alıyormuş. Siyasetle ilgili yalan haberler hem daha hızlı hem de daha derin katmanlara yayılıyormuş. Yani? Çamur at, izi kalsın!

Ben devletim!

Samsun’da Cumhuriyet Savcısı, telefonlarına cevap vermeyen üniversite öğrencisi nişanlısının kaldığı yurda polislerle birlikte, geç bir vakitte gidiyor ve… Haber oluyor. Yurt görevlileri görüşme için saatin uygun olmadığını söyleyince, iddiaya göre “Ben savcıyım, çağırın gelsin” diye bağırıyor. (Sayın Savcı “Ben devletim” dememiş ama o anlama getiriyor.) Görevliler nişanlı hanıma gidiyor durumu anlatıyor, “Ben böyle birini tanımıyorum” cevabını veriyor. Savcı bey buna sinirleniyor ve nişanlısının odasına girmek istiyor. Ortalık karışıyor. Tutanaklar tutuluyor. Sonrasında Samsun Başsavcılığı inceleme başlatıyor.

Halbuki olay tipik bir aşk hikayesine benziyor. Aşkın sevgili/öfkeli hallerinden biri… Devletin gücünü şahsi işlerde kullanmaya kalkınca durum değişiyor.

Bütün bu olanlar, bir anda olmadı. “Ben devletim!” diye kükreyen devlet görevlisine, “Hayır, siz devlet değil, devletin memurusunuz!” diyemediğimizden…

Yoksa, Aşk hikayelerini kim sevmez sayın Savcım!

 

Paylaşılamayan Spektrofotometre!

Söylenmesi çok zor. Spektrofotometre… Levent Kırca’nın ünlü “Associated Press”skecini hatırlattı bana. Skeç, yabancı bir kelimenin söylenemeyişi üzerineydi.

Kırca’nın telefonu açıp, Türkçe okunuşuyla “Buyrun Asosieytıt pires” demesi gerekirken diyemiyor,  “Aşotit, aşotipit, aşşoşut…” diyerek halden hale giriyordu. Devamında eve gelip “Asosieytıt pires” diyemediği için işten atıldığını söylüyordu eşine. Baskı altında söylemediğini, evde özgür bir ortamda mis gibi söylüyordu yani. Levent Kırca’nın toprağı bol olsun. Rahmet istedi belli…

Spektrofotometre için; ışıkla ölçüm yapan bir cihaz diyebiliriz. Bu cihaz, Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde iki öğretim görevlisi hanımefendiyi birbirine düşürmüş. İddialara göre, akademik ünvan olarak daha üstte bulunan öğretim görevlisi, Yrd. Doçent olan diğerine cihazı vermiyor ve aralarında bir tarafın rapor alacağı kadar şiddetli bir hadise yaşanıyor. Tarafların iddiası şu an mahkemeye intikal etmiş durumda… Bilim diyoruz, ciddiyet diyoruz ama araya insan giriyor. Umarız tatlıya bağlanır. Devletin malı kimsenin değil. Sonuçta bundan kamu yararlanıyor. Değil mi?

 

Fıkra gibi!

Rize’de yaşayan emekli bir vatandaşımıza, kapattığı Gsm hattı için 39.90 TL icra takibi başlatılıyor. Rize’deki muhataplarına derdini anlatamayan vatandaşımız (hem de 73 yaşında Maşallah!) Arabasına atladığı gibi doğru İstanbul’a, Gsm şirketinin merkezine gidiyor. Yol 1200 km. Şirket yetkilileri sorunu çözüyor ve bir borcu olmadığı anlaşılıyor. Vatandaşımız, 2500 TL masraf yapmış yolculuk için. “Bu sefer sert taşa çarptılar, kıvılcım çıktı.” diye nitelendirmiş durumunu. Ben Karadeniz’de geçen hikayeler için yorum yapmıyorum.

 

Ayar ve İsyan

Günlerdir bizi bizden alan fetvalardan bıkmış, usanmıştık. Önce Sayın Bahçeli sonra da Sayın Cumhurbaşkanımız olaya el koydu. Bu alaylı fetvacıları bir güzel haşladı. Sayın Cumhurbaşkanı haşlar haşlamaz, Türkiye’deki diyanet fakülteleri ve diyanet işlerinin dili çözüldü. Hemen kafalar sallandı, ‘evet ya’ denmeye başlandı. Tarikatlar cephesinden fesli ve takkeli isyanlar geldi ama Sayın Cumhurbaşkanımızın bunun altında kalmayacağını düşünüyorum.

Bu olay bize şunu gösterdi; bazı bürokratlar kendilerini direkt olarak Saraya hesap verir hissediyorlar galiba. Kendilerine verilen görevleri yasa ve yönetmeliklere göre yapmaları gerekirken öylece bekliyorlar. Ki, bir işaret gelsin de…

O zaman ben de buradan açık çağrı yapıyorum: Sayın Cumhurbaşkanım, bizim burada ÇOMÜ İlahiyat Fakültesi’nde bir Yrd. Doçent, kutsal mekanlarımız olan camilerle ilgili Müslüman’ım diyen herkesi çileden çıkaracak yakıştırmalar yaptı. Mitingler yapıldı, protesto edildi. Bizatihi Genel Başkanı olduğunuz partinin Çanakkale Belediye Meclisi Grup Başkanvekili:  “Bu adamın ne ahlak ne Vatan ne Türklükle ilgisi yoktur. Bile dedi. Ama duyduk ki, hâlâ soruşturuluyormuş. Bant kaydı, video görüntüsü her bir şey var. Kime soruyorlar acaba?

Ricamız olsa, siz konuyu ele alınca belki kıpırdanır da gereğini yaparlar.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.