Senden daha deli!

Sakızcı Memo olarak bilinen %40 zihinsel engelli Mehmet Kızılay, Diyarbakır’da çok sevilen, korunup kollanan biri. Sakızlarını satacak kalabalıklar nedeniyle futbol maçları, gösteriler, mitingler, basın açıklamaları Memo’nun ekmek kapısı.

Memo, geçenlerde Ankara metrosunda gözaltına alınıyor. Nedeniyse sosyal medyada yayın yaparken sarf ettiği sözleri duyan iki kadının ihbarı… “Diyarbakır’dan Apo’ya selam getirdim.” demiş. Kastettiği Apo, yanındaki akrabası Abdullah Kızılay imiş. Konuşması bile tam olarak anlaşılamayan Memo’yu Diyarbakır’da görev yapmış bir polis tanıyor ve “Seni şikayet edenler, senden daha deli.” Sözleri dökülüyor ağzından. Memo’nun vaziyeti anlaşılıyor Bu hikayenin sonu mutlu bitiyor. Otobüste yandaki yolcunun cep telefonunu dikizlemek, muhalif komşuyu dinlemek, düşünce yazılarının altında buzağı aramak… Ne zaman bitecek bilmiyoruz.

 

Enerji eksik kalmış…

“Büyük Türk Düşünürü ve Gazetecisi” Nagehan Alçı, geçenlerde Enerji Bakanı’nın organize ettiği “Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar” gecesindeymiş… Aynı ismi taşıyan slayt gösterisinde, farklı zaman ve farklı alanlarda Türkiye’ye ve dünyaya damga vurmuş 27 kadın tanıtılmış. “Birleşmemizde bu 27 isim çok önemli.” Diyor.

 

İsimler şöyle: Adile Naşit-Afife Jale-Engin Arık-Fatma Aliye-Halet Çamlıbel-Halide Edip Adıvar-Leyla Gencer- Müzeyyen Senar-Nesrin Olgun-Afet İnan-Safiye Ali-Seniha Es-Suat Derviş- Süreyya Ağaoğlu-Tansu Çiller- Türkan Akyol-Kara Fatma-Nene Hatun- Şerife Bacı-Şule Yüksel Şenler- Ayşe Şasa-Merve Kavakçı-Samiha Ayverdi- Aziz Haydar Hanım-Dilhan Eryurt- Nezihe Muhiddin-Fazıla Şevket Giz.

İsimleri tek tek tartışmanın anlamı yok ama bu kadar eksikle birleştirici olamayacağı kesin. Mesela: Prof Türkan Saylan, Sabiha Gökçen, İdil Biret, Suna Kan, Muazzez İlmiye Çığ, Remziye Hisar, Cahide Sonku, Bahriye Üçok, Yıldız Kenter, Julide Gülizar gibi öncü ve başarılı nice kadının adı eksik listede. Türkiye’de bu liste uzayıp gider, yerimiz yetmez.

Ayrıca, Merve Kavakçı’nın yanına mutlaka gazeteci Nazlı Ilıcak eklenmeliydi. Merve Kavakçı’nın mecliste bir “çığır” açmasını ona borçlular. O dönem milletvekili olan Ilıcak, Merve Hanımı kolundan tutup, yanına oturtarak korumaya almıştı değil mi efendim? O çıkış iki hanımefendiye paylaştırılmalıydı. Biri elçilik yaparken, diğeri hapiste. Oldu mu şimdi…

Aman değmesin!

Muğla Üniversitesi’nde Spor Kültür Daire Başkanlığı’na bağlı faaliyet gösteren tiyatro topluluğu rektörlük kararıyla kapatıldı. Topluluk, “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyunu oynuyor. Oyun “absürd” tarzda yazılmış. Joko bir işçi. Yaşadığı şehirde çok önemli bir kongre yapılıyor. Kongrecilerden biri Joko’nun isteği dışında sırtına biniyor ve kendisini kongrenin yapılacağı otele götürmesini istiyor. Sonra çevre baskısıyla da taşıma işi alışkanlık haline geliyor. Hatta bir süre sonra Joko’nun üstüne yapışıp kalıyor bazıları. Joko’nun şu sözleri mesajı veriyor: “…Bir de sizleri taşımaya başladığımdan beri yere bakıyorum hep, daha önce göğe bakardım.” Bu oyun Devlet Tiyatrosu dahil olmak üzere pek çok kez oynanmış, beğeni almış bir oyun. Oyunun konusunu yazmamın nedeni şu: oyunu sansürlenmesini isteyenlerin gerekçesi… Bira kelimesi kullanılmasın, “itoğlu it” denmesin, haç kullanılmasın demişler. En gırgırı da  Efendim ‘kadın ve erkekler birbirine temas etmesin’miş! Oyunun neredeyse tamamı temasa dayanıyor!

Topluluk Başkanı, oyunları için mekan arıyor ve tiyatroya gönül veren gençler olarak çalışmalarına devam edeceklerini söylüyor. “Taleplerimizi yerine getirseler de getirmeseler de, Üniversitede olma sebeplerinin biz öğrenciler olduğunu unutan bütün Üniversite çalışanlarımıza da bu dönem çıkartacağımız oyunlarımızın davetiyelerini göndereceğiz.”

‘Şengör Deneyi’!

Prof. Celal Şengör’ü deprem dönemlerindeki açıklamaları ve ‘Kenan Evren’ denen insan müsveddesine olan hayranlığıyla hatırlıyoruz. Şengör, geçtiğimiz hafta meğerse üzerimizde bir deney yapmış. Yalnız da değilmiş. Büyük Türk gazetecilerinden Fatih Altaylı ile düşünmüşler bu deneyi. Ptolemaois/Batlamyus Atlası’nın tanıtım toplantısının önemsenmesini istiyormuş.

O nedenle verdiği demeçte, Kanuni Sultan Süleyman için “Salak” kelimesini bilhassa seçtiğini söylüyor. Bu sayede Türk basınının bunu öne çıkaracağını düşünmüş:

“kültür seviyesi düşük gazeteciler” ise sadece bu kelimeyi haber yaparak o muazzam atlası ve onu kurtaran Fatih Sultan Mehmed’i es geçmişlermiş. Milletimizin bazı üyelerinden özür diliyormuş. Kimi kast ediyor “bazı”larından, açık değil…

“Söylediklerimi anlayacak, tahsilli ve kültürlü bilim muhabirleri tutana kadar.”

Kendi basın grubu dışında haber ve röportaj vermeyecekmiş.

Neresinden tutsan elinde kalıyor ama tutmayım ben en iyisi, bulaşır mulaşır…

İyi haftalar.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.