Bir de Şöyle Düşün!

İnanın ki bu son! Uzun süre kadın hakları, kadınlar günü, kadın dayanışması ya da benzeri konularda farkındalık yaratmasını ümit ettiğim yazılar ben de yazmayacağım. Zira bana da bıkkınlık geldi. Ama dikkat çekmek istediğim bir konu var. Ne olursunuz, olaylara ve durumlara ters açılardan bakmayı bir bilelim artık!  Gündelik konuşma dilimizde çok sık kullanıyoruz şu  cümle öbeğini: Bir de şöyle düşün!

Bir de şöyle düşünelim!

Yıllar oldu yahu! Yıllardır 8 Mart ve benzeri günlerin anma-kutlaması yapılıyor bu ülkede. Nereye vardık, hiç bir yere! Bırakın onu, bir de bu günler sayesinde, bugünlerin oluşmasına çanak tutanların para kazanmasına da vesile oluyoruz. 8 Mart’ın ekmeğini yiyen medya yüzlerinden bahsediyorum.

Geldiğimiz noktada, suratımın ortasına karanfil uzatan bir yurttaşım; “Erkekler günü niye yok, kasteci hanım, onu da yazcan mı?” demek suretiyle beni derin felsefi düşüncelere daldırdı.

Amca, diyecektim aslında! Tam olarak yanmak, tecavüze uğramak, sistematik dayak yemek, beş çocuk bir koca, bir kaynana, iki eltinin arasında dramın dibini yaşamak, insan yerine konmamak falan mıdır istediğin tam olarak! Hayır,  Kadınlar Günü tam da bu yaşanmışlıklara dikkat çekmek ve bunları ortadan kaldırmak için var da bil istedim.

Hadi diyelim ki 9 Mart Dünya Emekçi Erkekler Günü. Ne olacak! Meydanlara çıkıp ne diyeceksiniz? Hangi politikanın doğurduğu mağduriyet üzerinden açıklama yapacaksınız? Hangi konuda özgürlük isteyeceksiniz?

Erkeklerdeki bu gün takıntısı sona erer mi bilmiyorum da bu sorunun bir erkek tarafından söylenmesi demek olayın neredeyse hiç anlaşılmadığı demek oluyor. Bugün bizlere karanfil vereceğiniz, mesaj atacağınız bir gün değil baylar!

Hele hele, eşlerinize hediye alacağınız bir gün hiç değil! Gerek yok, yani hediye alın da ille 8 Mart’ta almanızın bir mantığı yok! “Seni hiç dövmediğim, eve tıkamadığım için, çok çocuklu bir hayata mahkum etmediğim için ne kadar da şanslısın, al çiçek!”

Erkekler günü olsa ne geçecek elinize, yıllardır kadınlar günü var da ne geçti elimize!

İnsan olmanın bilincine varabilmek için çok gezmek, çok görmek, çok okumak, çok dinlemek, az konuşmak gerek biraz da… Bu bilince erebilmiş bir topluluk yer yüzünde var mı bilmiyorum ama en azından umudum var!

8 Mart’ların nostalji olmasını diliyorum önümüzdeki yıllar için….

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.