AN’lamadıklarım Var!

Hayatımın anlarına koyamadıklarım var! Hırslarım var ve önüne geçemiyorum.  Yerli kabilelerden birinin içerisine girip, orta yerde kahve içmek, hayretle birlikte sesli kahkahalar atmak istiyorum.

Pasifik Okyanusunun kıyısında dakikalarca dikilip, okyanus suyunun ayaklarımın üzerinden geçmesini istiyorum.

Binlerce kitapla doldurduğum bir odada, hiç birini okumadan, bu kadar çok yazacak kadar derin mi bu hayat diye sormak istiyorum.

Türkiye’nin daha önce hiç tanımadığım köylerinde dolaşıp, rastgele birinin kapısını açmak ve mutlu olmak için nedenleri olup olmadığını sormak istiyorum.

Çanakkale’den bir on yıl kadar uzaklaşmak, on yıl sonra nelerin değiştiğine bakmak istiyorum.

Bir de anlamıyorum. Çanakkale’de bunu yapabilecek sosyolojik, ekonomik ve psikolojik boyutta insanlar varken, neden yerlerinde sayıyorlar? Tabi bunlar benim kişisel arzularım. Bunları yapacak param da yok zamanım da yok, üstelik bu şehirde henüz misyonumu da tamamlamadım. Ama bu ve benzeri, insanın vizyonunu açacak, yaratıcı fikirler ve çözüm önerileri ürettirebilecek binlerce şey varken  insan kendi hırsına kendini alet eder mi?

Psikologlar bunu kabul görme, onaylanma ihtiyacı, başarısızlıkların üstünü örtme gibi kişilik problemlerinin başatı olarak değerlendiriyor. Zor…

8 Mart’ta bir kadın siyasetçi görevinden istifa etti veya ettirildi. İstifa etmek için o günü kendi seçti ise bir şey, et de ne zaman edersen et dediler ise başka bir şey, özellikle 8 Mart’ta et dedilerse başka bir şey!

Bu anlamda birçok kadın Yeşim Karadağ’a sosyal medya üzerinden destek mesajı yayımladı. Her ne şekilde olmuş olursa olsun (9 Mart tarihinde istifa etmiş ya da ettirilmiş olsaydı ne değişecekti?) siyasetin dalgaları bir kadının ayakları dibine vurdu. Kendince ( İdeoloji savaşı açmayın diye kendince yazdım) emin adımlarla yolunda yürüyen bir siyasi kadın, henüz yeni başkan seçilmişken, durdu. Ama bu onun siyasi hayatının bittiği anlamına gelmez!

Kentin önde gelen bütün siyasi kadınlarından çok şey bekliyoruz aslında. Çünkü çok şükür(Çanakkale’deki birçok insan gibi) hepsi Pasifik Okyanusunda ayaklarını suya erdirebilecek konumdalar.

Daha dün, sümbül satan bir kadının fotoğrafını çekmek istedim, utandığı biraz da korktuğu için kabul etmedi. Demek ki yaptıklarınız ve yazdıklarımız kadını ayağa kaldırmak için yetmedi.

İşte o yüzden, makamlar, koltuklar geçici, toplumlar kalıcıdır. Ayağınız suya erdiyse, artık kadınlar için kalıcı ve etkili çözümler bulalım. Ermediyse erdirin, hem tatil de yapmış olursunuz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.