Adaletin Ahlakına İsyan Var!

Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili bir basın açıklamasında bulundu. Basın açıklaması Çanakkale Barosu’nda dün saat 11.00’de gerçekleşti. Açıklamayı Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Güneş Pehlivan okudu.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısı ile Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu, dün saat 11.00’de Baro’da bir basın açıklaması düzenledi. Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyon Başkanı Güneş Pehlivan okurken, Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan da kadın avukatlara destek verdi.

“Kadınlar Günü’nde Adaletin Ahlakına İsyan Vardır”

Açıklamada, “40 bin dokuma işçisinin hak, adalet ve eşitlik mücadelesinden yeşeren dünya emekçi kadınlar gününde, vicdanımızda azap, adaletin ahlakında ise isyan vardır. Mustafa Kemal Atatürk aklı ve ruhu ile yoğrulmuş cumhuriyetin kazanımlarından doğan ve 20.yüzyılın insan hakları hareketleriyle temellenen süreç, kadına yönelik ayrımcılık ve şiddetle mücadelenin anayasal belgeleri olarak bilinen Cedaw ve İstanbul sözleşmelerinin tanınmasıyla devam etmiştir. Ne var ki, Türkiye’nin içinde bulunduğu hukuki, yönetsel ve sosyal eksen kaymasının bir sonucu olarak; uluslararası sözleşmelere taraf olmak, kadından taraf olmaya yetmemektedir.

“Eşitsizliği Fırsat Sayan Zihniyetin Önü Açıldı”

Kadını sosyal yaşamın, iş hayatının, yetkinin ve kararın dışına iten bir retorikle pekiştirilen politikalar şiddeti tırmandırmış, kadının sosyal statü ve haklarını ve haklar mücadelesini marjinalleştirmeye çabalamaktadır. 4+4+4 eğitim sistemi ile buna bağıl yasa ve yönetmelik değişiklikleri kız çocuklarının erken yaşta evliliklerini ve örgün öğrenimin dışına itilmelerini kolaylaştırmıştır. Cemaatlere ait gayrimeşru yurtlarda peş peşe meydana gelen istismar vakalarına rağmen ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin özel yurtlarda barındırılmasını yasaklayan yönetmelik değiştirilmiş; eşitsizliği fıtrattan sayan bir zihniyetin çocuklara nüfuz etmesinin önü açılmıştır.

“Kimyasal Hadım ve İdam Sorunları Köklendirir”

Kimyasal hadım ve idam gibi çağdaş hukuk normlarına açık aykırılık içeren popülist söylemlerin, pembe otobüslerin, çağdaş dünyaya hitap etmeyen hedef ve yöntemlerin, toplumun tüm tabakalarında kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık olarak yerleşen insan hakları krizini çözmek bir yana köklendireceği açıktır. OHAL bahanesiyle kadının haklar mücadelesinin baskı altına alınması, 8 Mart’ların yasaklanması, 8 Mart yürüyüşüne çağrı amacıyla sokağa çıkan kadınlara yönelik haksız gözaltılar, kadına ayrımcılık ve erkeğe ayrıcalığı kutsayan tutum ve politikalar, mevcut hak krizinin çözümüne dair hiçbir kaygı güdülmediğinin açık ispatıdır.

“Cumhuriyet Kadınları Dünyanın İlk Milletvekilleridir”

Oysaki; Bugün hakları ve yaşamları baskı ve şiddet kıskacına alınan kadınlar, yani cumhuriyetin kadınları, dünyanın ilk kadın milletvekillerindendir. İlk kadın subayları, pilotları ve arkeologlarındandır. Dünyanın ilk kadın hakimleri ve avukatlarındandır. Cumhuriyetin kadınları, aile kurumundan reisliği ve diktayı kaldıranlardır. Köylerinde tiyatro kuranlar, doğan her kız çocuğu için bir ağaç dikenlerdir. Cinsel istismar suçunda evlilik affına karşı birlik olanlar, kadına yönelik şiddet ve çocuğun istismarıyla mücadele için Çanakkale’den Ankara’ya yürüyenlerdir.

“Şiddetin Sahası Büyüdükçe, Kadın Dayanışması da Güçlenmektedir”

Şiddetin sahası büyüdükçe, kadın dayanışması ve eşitlik mücadelesi de büyüyüp güçlenmektedir. Hiçbir şüphemiz yoktur ki, her yeni gün emekçilerin günü, her yeni gün kadınların günü olacaktır.” cümleleri yer aldı.

Tunahan Ünsal

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.