Belediye Bi El Atsa Ya! Devlet Bize Baksa Ya!

Vatandaş.

Aynı vatanı paylaşan.

Aynı vatanı paylaşanların söylediklerine kulak vermeye çalışıyoruz. Sıkıntıları paylaşalım, elimizden geleni yapalım. Bir olalım, biz olalım.

Kime sorsak, kime mikrofon uzatsak; dertler derya. Evet gerçekten dertler derya. Biliyoruz. Ekonomik sıkıntılar, ruhsal problemler…

Herkesin bir sorunu mutlaka var. Her gün aynı yolu kullanan kaldırım taşına takıyor, arabası olan otopark sorununa. Herkes bir şeyden şikayetçi, herkes birilerinden şikayetçi.

Yetinmeyi bilmeliyiz” lafı ise fazla iyimser belki bu devirde. Yalnız sürekli yakınma halinin kimseye faydasının olmaması bir yana sorunların kanıksanmasını sağlayarak zarar veriyor.

Her dost muhabbetinde geçer bir kere; “Herkes kapısının önünü süpürse…”

Şimdi bırakın kapı önü süpürmeyi, faraşını yan tarafa boşaltan var. “Ya komşu benim kapının önünü de süpürsün.” diyip bunun yollarını arayan var. Kısacası; hazıra alışmışlık, suistimal var.

Bu örnekten feyz ile; kimsenin bir şey yapası yok, herkes bir şeyler istiyor. Birileri işlerini başkalarına yaptırmaya alışmış.

Belediye bir el atsın”mış, “devlet bize baksın”mış. Belediye el atsın, elbette ki devlet de bize baksın. Peki üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz? Hakka hukuka dikkat edip, işimizin en iyisi olup, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ lafını red ediyor muyuz? Neden haksızlık yalnızca bize dokunduğunda dava haline geliyor? Bize bakacak insanları kim seçiyor? Bu insanlar bize bakmadığında 2. kez neden oy alıyor? Herkes yakınıyor, neden kimse çözüm üretmiyor? Yoksa alıştığınız çaresizlik haz mı üretiyor?

Sorular uzar gider, arşa değer. En iyisi mi? İğneyi kendine batırmadan, kapının önünü süpürmeden çuvaldızla sokaklar kirli diye ağlama kardeşim. Çünkü, en az bu cümle kadar saçma oluyor.

Aksinde de avazın çıktığı kadar bağır ki, birileri sesine gelsin.

Yıldız Sağlam



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.