At, Kadın Hareketi, Silah

Kapitalizm (sistem) için dünya panayır alanıdır. Gösterişin, öne çıkmanın ve rekabetin matah bulunduğu bu alan; antikapitalist doğaya sahip düşünceler ve inançlar tarafından “düşman veya şeytan” olarak tanımlanır.

Her iki düşüncenin de uzayda “ideal” bir biçimde var olduğunu kabul edecek olsaydık, muhtemelen aralarındaki ilişki siyah ve beyaz arasındaki ilişkiye benzerdi fakat dünyamızda bu durum oldukça farklı! Bugünlerde bu kavramlar bir birlerine oldukça benziyorlar. Bu benzerliği ürettikleri politikalarda, kullandıkları dilde görmek mümkün. Birisini dinlerken damağınızda diğerinin tadı kalıyor. Garip değil mi?

Bu -sözde- zıtlıkların birbirine kenetlendiği konuların başında kadın mevzusu geliyor. Mesele kadın üzerinden politika üretmek ise ahlakçı inançlar ve kapitalizm -her seferinde- aynı tarafa düşüyor. İdeal kadını yaratma düşüncesi her ikisinin de düşlerini süslüyor. Birisi kadını teşhir etmekle diğeri ise gizlemekle -fena halde- kafayı bozmuş.

Türkiye’de Kadın Hareketi;

İdeal Kadının her kesimden insan tarafından tanımlandığı bir Türkiye’de “kadın hareketinin” oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde ki kadın hareketi Avrupa’da ki örneklerine oranla daha fazla zorlukla mücadele etmek durumunda.

Ülkemizde ki “kadın hareketi” kültürümüzün “siğilleri” olarak tanımlayabileceğim “maganda erkek” zihniyetine sahip kadınlarla da mücadele etmek durumunda. Buradan anlayabiliyoruz ki; “Kadın Hareketi” olarak tanımlanan bu mesele aslen aydınlanma hareketinin altında konumlanabilen bir hareket. Aydınlanmaya yönelik bu hareketin insanlar tarafından doğru analiz edilmesi sadece kadınların ilgilenmesi gereken bir mesele değildir.

Radikalizmin yandaşları tarafından sevilip, karşıtları tarafından lanetlendiği güzel coğrafyamızda Kadın Hareketini destekleyenlerde karşı argüman üretenlerde “marjinalleşme” çabasını bırakıp doğru düzgün düşünceler geliştirmeye başlamalılar.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com