Feci Atmasyon Yalan *

Türkiye bir haftadır “ÇOMÜ atmasyoncusu”nu konuşuyor. Artık birileri mi yönlendiriyor yoksa şahsın kendine ait görüşler midir, bilemiyorum. Bildiğim, bu tarz takkelilerin sistematik bir biçimde aynı konuları servis etmesi. Sanki 40 kez söyleyince uydurdukları hadiseler, tarihteki gerçeğinin yerini alacak!

Ne demiş ünlü Türk düşünür Sakallı Celal:

“Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün.”

 

Uğur Mumcu’nun meşalesini devralan gazetecilerden Yılmaz Özdil ve Soner Yalçın konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermişler. Özdil, genelev yalanının izini sürmüş: Bu sapıkça yalanın kaynağı, kafasında fesle dolaşan tımarhanelik Kadir Mısıroğlu! “2012 yılında Akp yandaşı televizyon kanalında “tarih sohbetleri” programına katıldı, tarihte ilk kez o gün, “İsmet paşa döneminde, Çanakkale’de bir cami kerhane yapılmıştır, Sebilürreşad koleksiyonuna baksınlar, fotoğrafı var” dedi.” Tahmin ettiğiniz gibi bu fotoğrafı gören yok!

Soner Yalçın ise Fuhuş Mirası adlı makalesinde; Cahiller, Cumhuriyet’i “genelev açan rejim” olarak göstermek istiyor. Oysa…
İlk yerleşik genelevler Osmanlı’da 1812 yılında II. Mahmut döneminde açıldı.
Resmi ilk umumha­neler ise, 1884 yılında II. Abdülhamit’in izniyle (“ker­hane yönetmeliğiyle”) Galata ve Pera’da açıldı.

“…İlk yıllarında Cumhu­riyet’in fuhuşa karşı büyük mücadele vermesi bilinmesine rağmen bugün hâlâ utan­madan “camilerin genelev yapıldığı” yalanını söylüyor­lar. Gözlerini kin bürümüş bunların. Yüzleri varsa bugünü anlat­sınlar!

 

“ÇOMÜ Atmasyoncusu” nun (meczub olarak nitelenmesine karşıyım çünkü Tanrı sevgisiyle aklını yitirmiş biri değil O.) sayıklamaları bununla sınırlı değil. 19 Mayıs 1915 Taarruzuyla ilgili verdiği bilgilerde Şehit ve yaralı sayıları yanlış, ateşkes tarihi yanlış, üslup yanlış… 2. Tümenle İstanbul’dan gelen lise ve üniversite öğrencilerinin çoğunlukta olduğu, iyi eğitim görmüş bir nesli kaybettiğimiz bir kıyametti o gün.

Şehitlerimizi kasap kancalarıyla çukurlara çekmişiz, yaralılarımızı canlı canlı gömmüşüz… Çanakkale’deki sivil toplum kuruluşları ve Çanakkale Belediye Meclisi tek ses oldu bu şahsa cevap verdi. Başkan Ülgür Gökhan: Beraber savaştığın arkadaşını sonuna kadar yaşatmaya çalıştılar. Bunlar moral bozucu şeyler. Türk Halkının moralini bozuyor. Bu TÜRK değil. Ne halt olduğu belli değil.” Dedi.

 

AK Parti Grup Başkanvekili Av. Tülay Ömercioğlu ise “Abdullah Akın isimli kişiyi nefretle kınıyorum. Yalan söylüyor. Kentimize iftira atıyor. Çanakkale savaşında bizim askerimiz yabancı askerleri alıp yaralılarını taşımıştır. Bu adamın ne ahlak ne Vatan ne Türklükle ilgisi yoktur. dedi.

 

“ÇOMÜ atmasyoncusu”yla ilgili bir iddia da üniversitedeki kadroya Laçiner döneminde alındığı. O zaman akla FETÖ geliyor. Kripto mudur, değil midir emniyet birimleri bunu ortaya çıkarır nasıl olsa… Diğer bir iddia da Prof. Doğan Perinçek’ten geliyor. Facebook’ta açıklama yapmış ve ÇOMÜ TV ve Radyosundan sorumlu kişi hakkında soruşturma açılmasını istemiş, hatta bu birimin bağlı olduğu rektör yardımcısına da soruşturma açılmasını talep etmiş. Velhasıl ÇOMÜ’nün içindekiler birbirini daha iyi tanıyor olsa gerek.

 

Çanakkaleli, bu hadiseye mazisine yakışan bir vakar ve olgunlukla barışçıl bir tepki koydu. Dinine, Aziz Şehitlerine, Atatürk ve Cumhuriyetine sahip çıktı. Şimdi görev, ÇOMÜ Rektörü (Bu konu bilimsel özgürlük ile izah edilemez) ve Cumhuriyet Savcılarında…

 

Son Söze doğru:

Cumhuriyet Meydanı’nda ADD’nin düzenlediği mitingde kürsüdeki pırıl pırıl Atatürkçü gençleri dinlerken gözüm kürsünün arkasındaki anıta takıldı.

Özet oradaydı aslında:

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.”

Herkese atmasyonsuz ve mutlu haftalar dilerim.

                                                                                                                     

* Bu tanımı bir ekşi sözlük yazarından ödünç aldım. Kuyruklu yalan açıklamasında kullanmış. (elmyra-1999)

Ayrıca atmasyon’un anlamı uydurma imiş. (Bkz: TDK)



Bir Yorum

  1. Bekir Rüştü Altay

    Sevgili Kardaşlar.
    Az bile yazmışsın. Çanakkale ruhunu aşağılamaya çalışan bu bir yerden kumandalı çukur insan müsvettesi, elbette zamanı geldiğinde herhalde Mısır’a veya okyanus ötesine kaçacaktır. Onun ve onun gibilerinin kaçmasına , kaçırılmasına göz yumulmamalı ve böyle yalanları yayanların gerçek TÜRK savcı ve yargıçlarınca yargılanarak hak ettiği cezanın verilmesini beklemek her TÜRK vatandaşının isteğidir. Ayrıca bu sefil yaratıkların (17-25, Deniz feneri, Man adası belgeleri gibi) unutturmaya çalıştıkları konuların gündemden kaçırılması için uyguladıkları yöntemlerden birisi olduğunun unutulmaması gerektiği kanısındayım.
    Sağlık, mutluluk ve tam bağımsız bir TÜRKİYE dileklerimle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.