ÇOMÜ’DE NELER OLUYOR?

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin hakkını verelim, üzüm yerken bağcıyı dövmek tek derdimiz olmasın. Abuk sabuk açıklamaları gündeme taşırken, başarıyı unutmayalım.

Üniversiteler akademik ve bilimsel araştırmaların yapıldığı, toplumların ve ülkelerin çok yönlü gelişmesine katkıların yapıldığı bilim merkezleridir, babanızın çiftliği değil! Yan gelip yatıp, yılın yarısında tatil, yarısında akademik görünümlü yurt dışı tatili yapıp abuk açıklamalar yapacağınız yerler hiç değil! O yüzden bazılarınızı mümkünse toplum dışına alıp, gerçek akademisyenlerden söz edelim.

Türkiye’de üniversite ve yükseköğretim üzerine araştırmalar yapan ilk ve tek bağımsız araştırma laboratuvarı ÜniAr’ın yaptığı çalışma kapsamında iletişim alanında ÇOMÜ İletişim Fakültesi birinci oldu.

Aşağıda da haberini okuyacağınız gibi, ÇOMÜ İletişim Fakültesi 31 iletişim fakültesi içerisinden, sadece 12 akademisyeni ile birinci oldu. Nitekim, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tarhan, “Sayıca diğer iletişim fakültelerine baktığımız zaman akademik personel olarak biraz azız. Buna rağmen elde edilen performans bizleri mutlu ediyor. Bu başarının bir başka anlamı da fakültemizde akademisyenlerin el ele vererek güzel şeyleri başarabildiğini ve başarılabileceğini göstermesidir. Zannediyorum destek çıkıldığında çok daha güzel şeyler yapılabilecektir. Hedefimiz fakültemizi daha ileriye götürecek projeler yapılması. Bizlere düşen, bu konuda çalışan akademisyen arkadaşlarımızı desteklemek, katkılar sağlamaktır.” demiş.

Akademisyenleri desteklemek, el ele güzel işler yapmak, birliktelikten gelen başarı kalıpları bazıları için oldukça uzak kavramlar olsa da bazı akademisyenler bu kavramlar üzerinden toplumu ve ülkeyi ileri götürmeye devam ediyor.

Gerçek kötü korkutucudur ve uzak durulması gerekendir. Başınıza gelen kötülüklerden, onların sonuçlarından, onları unutarak kurtulmadınız mı! Medyaya bu noktada ciddi bir görev düşmüyor mu? Abuk sabuk açıklamalar yapan bir akademisyeni günlerce tüm ulusta konuşmak yerine, İletişim Fakültemizin başarısını konuşsak daha çok fayda sağlamış olmaz mıyız?

Kötüyü sıklıkla işleyen medya bir süre sonra onu meşru hale getiriyor. Oysa başarı sadece küçük bir haberde ele alınıp, okunur okunmaz unutuluyor.  Kötünün haberini vatandaş okumaya teşvik ediliyor çünkü. Ona sunulan malzeme bu! Şimdi Prof. Dr. İsmail Tarhan’ın ve fakülte hocalarının başarısını konuşmamız  gerekirken akın akın meydanlara akıyoruz. Tabi ki kentin önde gelen isimleri bu aymazlığa tepki göstersin, gerekli adımlar atılsın da bununla beraber doğru olanı da anlatalım.

Medya felaket tellallığını  ne zamandan beri görev edindi? Kötüyü görmezden gelelim demiyorum, haber vermek medyanın başat görevi, amacı ancak kötüyü anlatırken iyiyi sunmak, iyiyi örnek göstermek daha mantıklı değil mi?

O zaman üzüm yerken bağcıyı dövemiyoruz değil mi?



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.