İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL!

“Türkiye’de yaklaşık 15 milyon işçinin manzarası şöyle; ücreti düşük, izin kullanamıyor, kullanan eve mahkûm. Güvenlik önlemleri az, sendikalılaşma oranı düşük, sınıf bilinci ise yok.” Cumhuriyet Gazetesi’nde okudum bu satırları!

Vallahi duyunca şaşırdım, demek öyle!

“Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan “Türkiye işçi sınıfı gerçeği” raporuna göre Türkiye işçi sınıfının, yani 15 milyon insanın manzarası şöyle; ücretler düşük, geçim sıkıntısı çok. Çalışma süreleri uzun, sendikalaşma zayıf. İş yerlerinde sağlık ve güvenlik önlemleri yetersiz. Sendikalı işçilerin çalışma ve yaşam koşulları sendikasızlara göre az daha iyi. Kiracılık oranı da hayli yüksek” miş!!!

Yeni bir şey söylemeyecek olan susabilir mi artık. Bunları benim kırk yıllık işçi babam da biliyor. Çözüm yöntemleri, alternatif arayışlar ile gelebilir misiniz!

Gelemezsiniz, o zaman çar kırılır yeni size kalır.  Dünyanın matematiğine ters davranmış olursunuz. İşçi ne kadar çok kazanıyorsa, patron o oranda az kazanır. İşçi ne kadar çok, tatil yaparsa, patron o oranda çok çalışır.  İşçi ne kadar çok tatil yaparsa o oranda çok düşünür.

Uğur Mumcu 1974 senesinde yayımladığı bir köşe yazısında der ki; “ Fikir suçu işlemek için insanda bir parça fikir olması gerekmez mi?”  İşçi ne kadar çok dinlenirse o kadar çok da düşünmeye başlar. Düşünmeye başladıkça yeni fikirler edinir. Yeni fikirler edindikçe bilinçlenir. Bilinçlendikçe aslında çarkın kendisi tarafından döndürüldüğünü, kendisi olmazsa patron ve sermaye ikilisinin de var olamayacağını anlar.Anlarsa sınıf bilinci mi oluşur, yok, o fikir suçu, hemen tazyik!

1 Mayıs’da çıkın meydanlara halay çekenler, pankartlar, yürüyenler sanırsın bu kentteki her işçi bir mutlu, huzurlu! Dön sanayiye git bakalım kaç işçi o gün tatil, kaç işçi mutlu, kaç işçi umutlu. Memurların hepsi izinde! Yanlış bilmiyorum değil mi, memurların hepsi izinde! Bu sene salıya denk gelecek 1  Mayıs. Pazar kalabalık olur, esnaf kazanır, çiftçi kazanır.

He, bir de şu ifadeye dikkat çekmek istedim. “Sendikalı işçilerin çalışma ve yaşam koşulları sendikasızlara göre az daha iyi.” Kapatın o sendikayı hemen madem, dün mü kuruldu sanki. Az daha iyi imiş! Az daha iyi!

Neyse ki bir çok sektörün gerçek anlamdaki işçileri asgari ücret almıyor en azından diye sevinecekken, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatması çakallığı geldi aklıma sustum!

Sınıf bilinci dediğiniz şey boyacı küpü değildir, sok çıkar olmaz o!

Cem Karaca’dan da ayrıca şüphe ediyorum. İşçisin sen işçi kal diye diye ne romantik girişimcilerin önünü kesti kim bilir!

 

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com