Nazende – V

…Bardağın kalan yarısını bir çırpıda içtim. Hem kendime hem Refet Beye bir kadeh daha içki koydum. Hala konuşmaya girmemişti. “Sizi dinliyorum. Beklediğiniz karşılık nedir?”  Refet bey sigara paketime uzanıp kendisine bir sigara aldı. Elinde birazcık yuvarlayıp yaktı. “Hiç aşık oldun mu Kemal?” Bu da nereden çıktı şimdi? Aşkla ne alakası var konumuzun. Hepi topu bir kadeh içmiştik. Babalığı çarptı mı acaba?

Ne yalan söyleyeyim yine de hoşuma gitmişti bu soru. “Evet” dedim. “Tabi ki oldum ama konumuzla ne ilgisi var bunun?”

 

-İnsan aşık olduğunda karşılık bekler değil mi?

-Evet. Olabilir.

-Peki aşık olduğun şiddette bir öfke yaşadın mı hiç? Gerçekten aşk hissine denk bir öfkeden bahsediyorum. Maaşını geç aldığın için patronuna öfkelenmen, seni hayal kırıklığına uğratan bir arkadaşına öfkelenmen. Suçsuz birini öldüren birine öfkelenmen aşk hissine denk değildir. Aşık olduğunda hissettiklerin kadar samimi bir öfkeden bahsediyorum. Anlatabiliyor muyum?

Bir sigara yaktım. Samimi davranmak istiyordum. Samimi davranışın en zarif belirtilerinden birisi, karşınızdaki insan size bir soru yönelttiğinde gerçekten üzerine düşünmek, aniden cevap vermemektir. Bu karşınızdakine duyduğunuz saygının gerekliliğidir. Refet Bey sabırla bekledi düşüncelerimin şekillenmesini. Aslına bakarsanız hissettiğim öfkelerin tamamı gelip geçiydi. Gerçekten kalıcı bir öfke hissine kapıldığımı hiç hatırlamıyorum. Tam olarak Refet Beyin verdiği örneklerde ki gibiydi öfkelerim. Kendime dair bir türlü çözemediğim “şey” bu muydu acaba? Acaba aşkı barındırabiliyorken hayatımda öfkeye hiç yer ayırmayarak terazisini mi bozmuştum ruhumun? “Hayır” dedim. “Söylediğiniz gibi bir öfke yaşamadım hiç ama hala anlamakta zorlanıyorum. Nazende meselesi ile ilgisi nedir?”

Refet Bey büyükçe bir yudum aldı içkisinden.

“Nazende üzerinden idealist hayallerim yok. Aslına bakarsan oturduğum sokakta böylesine talihsiz bir çocuğun yaşaması rastlantıdan başka bir şey değil. Biliyorsun bizim oturduğumuz sokaklar acıya ve hayatın gerçeklerine kördür. Tecrübe edebileceğimiz en dramatik ve trajik hikayeler dahi yeterince vurucu değildir. Bir türlü öfkelenmeyiz.

Nazende’yi ilk gördüğümde rahmetli annesi ile market alışverişindeydi, annesinin eline sıkıca tutunmuş gözleri ile beni izliyordu. Annesinin cüzdanı karıştırma şeklinden parasının ucu ucuna çıktığını anlayabilmiştim. Normalde böyle bir şeye dikkat etmem o gün dikkat etmiştim çünkü bir sebebi vardı. Buralarda görmeye alışkın olduğumuz insanlardan farklı olarak yüzünde bir çaresizlik vardı bu kadının. Nazende annesini beklerken gözü bir kaç gofrete takılmıştı. Annesine belirli belirsiz bir işaret yaptı ama çekiştirip götürdü annesi. Ben hızlıca ödemelerimi yapıp yanıma bir gofret aldım. Yetişmiştim hızlarına.

-Pardon hanım efendi!

– Buyrun.

-İzninizle bu küçük hanıma bir hediye vermek istiyorum.

O sırada iç cebimden gofreti çıkarıp dizlerimi çömelmiştim. Annesi dikkatlice beni inceledikten sonra. “Teşekkürler” dedi. “Alabilirsin kızım”. Nazende bana doğru bir kaç adım atıp gofreti aldı. “Teşekkür ederim” dedi. Suratını birazcık ekşitti, sanki bir şey arıyordu kafasında “Baba” dedi sonra. Annesiyle bir an için göz göze geldik. Kadıncağız şaşırmıştı bir iki adım attı. “Önemli değil kızım.” dedim.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.