Nazende – IV

– İyi ama nereden emeklisiniz?

– Müsteşar yardımcısıydım. İçişleri Bakanlığı.

Eski mesleği Refet Beyin duruşuna oldukça uyumluydu. Müsteşar yardımcısı Refet Bey tam olarak oturmuştu kafamda. Emekli emniyet müdürü Refet Bey bu kadar olmazdı mesela, yada emekli asker Refet Bey… Bu olmuşluk hissini bu denli hissetmemin sebebi çok basitti aslında. Bir çok insan profesyonel yaşamı ile sosyal yaşamı arasında yalpalar durur. Her iki hayatı için de iki farklı kimliğe ihtiyaç duyar. Tahmin edersiniz ki bu; insan için hayli bunaltıcıdır. Özellikle bizim neslimizde bunun izlerini rahatsız edici boyutlarda görebilirsiniz. Bireysel düşkünlüklerimizi özgürce yaşayabildiğimiz arkadaş ortamlarımızı, iş hayatına entegre etmeyi -doğal olarak- becerememişizdir. Bu yüzden bizi yeni tanıyan birisinin bizi gerçekten tanıması oldukça zor olur. Bütün bu çıkmazın en büyük sebebi; iş hayatının muhafazakar tutumudur.

     “Güzelmiş” dedim. Kadehlerimizi yarılayana kadar hiç konuşmadık. Ben bol bol manzaranın güzelliğine bıraktım kendimi. Sonra bir sigara yaktım. “Nazende konusunda ki davranışınız takdir edilesi.” Derince bir duman çektim içime. “Geçenlerde parkın önünden geçerken gördüm. İnanır mısınız beni sadece bir kere görmesine rağmen koşarak geldi sarıldı. Aslında böyle bir şey yapmasaydı muhtemelen onu tanımazdım. Hayret ettim. Unutmamış. Öylesine içten bir sarılmayı uzun zamandır tecrübe etmemiştim.” Refet Bey gözlerini sardığı sigaraya dikmişti. Suratında ilginç bir tebessüm oluştuğunu fark ettim. Kafasını kaldırdı, boğaza doğru dikti gözlerini. “Öyledir. Cana yakındır. Hissiyatlı da bir çocuktur.”

Bir süre çeşitli konular üzerine konuştuk. Refet Beyin oldukça birikimli bir insan olduğu olaylara yaklaşımdan ve kullandığı kelimelerden belli oluyordu. Yaşından beklenmeyecek bir açık fikirlilikle konuları ele alışını ve kendisini doğru bir şekilde anlatabilmesini hayranlıkla takip ediyordum. Mesleğimin  etkisi olsa gerek konunun bir şekilde Nazende’ye gelmesini bekliyordum ama Refet Bey hiç getirmiyordu.

Babalığın lafını birden kestim. “Nazende konusu çok ilgimi çekiyor. Bu konu ile ilgili konuşmak isterim.”

– Kendine hikaye mi arıyorsun evlat?

– Nasıl anlamadım.

– Nedir gerçekten ilgini çeken? Anlat bakalım.

“Kendine hikaye mi arıyorsun” lafına bozulmuştum doğrusu. Mesleğim ile ilgili bir çıkmazda bulunduğumu mu düşünüyordu yoksa bu moruk? Tartışmaya girmek istemedim. Bir sigara yaktım. Kulaklarımın kızardığını hissetim. Sinirlenmiştim sanki biraz. Derince bir nefes aldım sigaramdan. “Nazende konusu dikkatimi çekiyor. Erken yaşta türlü zorluklarla karşılaşmış yavrucak. Nazende için yaptıklarınızı teyzesinden öğrendim. Ne yalan söyleyeyim oldukça etkilendim. Bir çeşit kahramanlık bu yaptığınız. İdealist bir davranış. Karşılık bekleme-”

 – Karşılık bekliyorum.

– Nasıl? Anlamadım?

           



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.