Nazende – I

Kasım ayı. 1990.

Refet Bey dün sabah vefat etti. Seve seve kabul edeceğim bir de miras bıraktı ardından. Bu mirasın ne olduğunu anlatmadan önce; sizlere birazcık kendimden  ve Refet Bey’le nasıl tanıştığımızdan bahsetmek istiyorum.

Öğretmenlik serüvenim düşündüğümden kısa sürmüştü. 14 sene boyunca yolları olmayan köylerde, binaları yıkılmaya yüz tutmuş okullarda; türlü zorluklar altında çalışmıştım. Bu zor şartlara alkol ve sigara da eklenince, sağlım bozulmaya başlamıştı. Sonrası araya giren bazı hatırı sayılır dostlar… İstanbul’a tayin. Buradaki öğretmenlik serüvenim hepi topu 4 ay sürdü. Müdür bey ile tartıştık ve istifa ettim. Sonrasında bir dergide editörlük ve yazarlık yapmaya başladım. Ailemden kalan dairelerin kirası ve dergiden aldığım dolgun maaş sayesinde ekonomik zorluklarla boğuşmadan yaşıyordum. Alkol ve sigaraya olan bağımlılığım ise iyide iyiye artmıştı. Evimi kelimenin tam anlamıyla otel gibi kullanıyordum. Bakımsız, kendine düşmüş bir insan… Ne acı değil mi?

Refet Bey ve Nazende

Şubat ayı. 1988. Hatırlıyorum. Yağmurlu bir gündü. Beyoğlu’nda bol içkili bir gecenin sonunda sarhoş bir şekilde eve gelmiştim. Kendime bir kahve yaptım. Salonun ortasında ki kocaman çamaşır yığınına ilişti gözüm. Bu çamaşırları; son bir kaç senedir salondan yatak odasına, yatak odasından tekrar salona taşıyıp duruyordum. Bir kahkaha patlattım. Çamaşırlar sonunda bir işe yaramıştı. Bu hafta yazacağım yazım için iyi bir çıkış noktası olabilirlerdi… Kapı çaldı. Benim evime kimseler gelmez! Yolunu kaybetmiş bir sarhoş olsa gerek. Duymazdan geldim. Kapı güçlüce yumruklanmaya başladı. Söylene söylene yürüdüm kapıya doğru.

– İyi akşamlar.

– İyi akşamlar. Siz kimsiniz?

– Refet benim adım. Yan blokta oturuyorum.

Refet Bey’in arkasından bir karartı, ürkekçe bir adım yana çıktı. Refet Bey eliyle sırtından destekleyip daha net görebilmem için bana doğru yaklaştırdı. Bu 11-12 yaşlarında, kocaman gözlü güzel bir kız çocuğuydu.

– Bu Nazende. Annesi öğleden sonra hastaneye kaldırıldı. Ziyaretine gitmem gerek! Nazende 1-2 saat seninle kalabilir mi?

Refet Bey mimikleri ile sözcüklerinin gücünü ustalıkla desteklemişti. Bir anda bu küçük çocuğun annesinin ölmek üzere olduğunu, yada ona denk kötü bir şeyler olduğunu hissettim. Ne yalan söyleyeyim. “Deli misin be adam” diyip kapıyı yüzüne kapamadığıma bugün dahi şaşırıyorum. “Tabi” dedim kekeleyerek. “Kalabilir.”

Devamı gelecek…



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com