“Eşit Destek. Adaletsiz Gelir”

Çiftçi desteklemeleri kuru ve sulu tarım yapan çiftçilere aynı oranda verilince uygulamada eşitlik olurken; gelirde adaletsizlik yaşanıyor. Destekleme modellerinde revizyona ihtiyaç olduğunu dile getiren Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya konu ile görüşlerini aktardı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çeşitli destekleme modelleri ve hibeler ile kırsalda tarımı ve hayvancılığı canlandırmak için adımlar atıyor. Son 15 senedir gübre ve mazot desteği ile çiftçi ile hayvancıyı kalkındırmak, tarımsal anlamda katma değer sağlamak için adımlar atan Tarım Bakanlığı destekleme modellerinde sulu ve kuru tarım alanları için ayrım gözetmiyor.  Sulu tarım yapılabilen alanlarda faaliyet gösteren çiftçi senede ikiden daha fazla ürün ekebildiği için geliri de artıyor, gübre ve mazot desteği de. Ancak kuru tarım yapılan alanlarda çiftçi tek ürüne mahkûm olduğu için senede bir kere gelir elde ediyor ve sadece bir kere gübre ve mazot desteği alabiliyor.

Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya; konuya ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada bu konuyu her yerde dile getirdiklerini, yapıcı bir yöntemle çözüm aradıklarını dile getirdi.

Başkan Kaya sorularımıza şu şekilde cevap verdi.

Çiftçinin her zaman mazot fiyatlarından yakındığını da düşünürsek, desteklemeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

 “Son 15 senedir farklı programları içeren destekleme programları çiftçi ve hayvancılara kolaylıklar sağlıyor.  Bu destekleme programları sulu tarım ve kuru tarım yapan bölgelere eşit miktarda gidiyor. Mazot ve gübre desteği var. Dönümü ortalama 20-25 TL arasındaki bu destek kuru ve sulu tarım yapan çiftçiye aynı oranda gidiyor. Bu oran ürüne göre değişiyor.  Ayrıca bu destek için az diyemeyiz ama yeterli de diyemeyiz. Tabi ki çiftçimizin daha çok destek almasını istiyoruz.  Bunun artması için ekonomimizin daha iyi noktalara gelmesi gerekiyor.”

Çiftçi desteklemeleri konusunda ne tür bir eşitsizlik söz konusudur?

 “Gündeme getirmek istediğim konu şu. Desteklemeler noktasında sulu ve kuru tarım yapılan bölgelerde farklılıklar oluşması gerekiyor. Sulu tarım üretimi yapılan bölgede üretici önce buğday dikiyor, buna göre destek alıyor.  Daha sonra mısır, ayçiçeği, domates gibi ikinci bir mahsul ekerek ondan da destek alıyor. Sulu tarım yapılan bölgede devlet her türlü altyapı hizmeti götürebilmiş. Devletin altyapı olarak ulaşamadığı, suyun olmadığı yüksek yerlerde çiftçilik yapan vatandaşlarımıza, desteklemeler yönünde pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Bunu talep ediyoruz. Bu bölgede sulama imkânı yok, ikinci ürün ekip, ondan para kazanma imkanı yok. Buğdaydan sonra işi bitiyor ve bir sonraki buğday dönemini bekliyor. O bölgedeki köylüyü ayakta tutabilecek desteklemelere ihtiyaç var.”

Bu duruma Çanakkale içerisinden bir örnek verebilir misiniz?

 “Örneğin, Yukarıokçular köyü ve Batak Ovası dediğimiz Kumkale. İkisinin arasında 25 km var. Kumkaleli çiftçi ikinci ürün ekebilip, iki kere destek alabiliyor. Ancak Yukarıokçular için aynı şey geçerli değil. Burada sulama imkânı yok.  Burada tek ürün olur, ayçiçeği veya buğday. Ayrıca sulu tarım yapılan yerlere göre de dönüm başına elde edilen ürün çok daha az olur. Sulu tarım yapılan yerde gelir iki katına çıkabiliyor. Kırsalda üreticiyi tutmak istiyoruz o zaman altyapı gidemeyen yerde desteklemeler olmalıdır. Ziraat Odası olarak bunu her yerde dile getiriyoruz. Biz yapıcı bir dil kullanarak hem devletimizin hem milletimizin yanında hareket ediyoruz.”

Eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik de geçtiğimiz sene yaptığı bir açıklamada “Çok daha rasyonel, sayıların ve taleplerin azaldığı, verimin esas alındığı bir destekleme politikasına geçilmesi konusunda nihai bir noktaya geldiğimizi belirtmek istiyorum.” demişti.

Dilek Akşen



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com