KURAN YETER Mİ?

Hocalara çok karışmıyoruz. Sonuçta, onlar da bizim gibi Devlet Memuru. Görevlerini yapıyorlar. Biz de bu yollardan geçtik. Ancak, millete yanlış şeyler öğretmesinler. Durumdan vazife çıkarmasınlar. Bu köşede yanlış olan şeyleri paylaşıyoruz. Tabidir ki, Din konusunda ulema değiliz. Ancak, herkesin bildiği konularda da, kimin yanlış yaptığını görebiliyoruz. Perşembe günkü, merkezi vaazı veren hocanın söylediklerini, buradan yazacağız. Bu sözü duyan cami cemaati, kafasını sağa sola sallamaya başladı. Tepki gösterdi. Ne dedi? Vaiz kardeşimiz? “Kimileri; Bana Kuran yeter diyor. Kuran yetmez. Peygamber Efendimizin(S.A.S) hadislerini de uygulamak lazım. Mesela. Kuranı Kerimde namazın, abdestin tarifi yok. Bunları, hadislerden, Peygamber Efendimizden öğreniyoruz.” Şimdi ne yapmalıyız? Büyük Proflar, Din Alimleri, Rehberiniz Kuran olmalı, Kuran bir Mümine yeter diyor. Bizim hocamız da, Allah’ın Kitabı yetmez anlamında sözler söylüyor. Oldu mu şimdi? Dedik ya. Bazı İmam kardeşlerimiz, hadlerini aşıyor. Bilmedikleri konuda ahkâm kesmeye kalkıyor. Bilmemesini tabii olarak karşılıyoruz. Elbette her şeyi bilmeyebilir. İtiraz ettiğimiz konu; bilmedikleri konuda ahkâm kesmeleridir.

KIRK KERE FATİHA

Vaaz vermeyi çok seven, nerede ise hastalık halinde bir tutkuya dönüştüren bir hocamız da, geçen gün vaazında, bakınız neler söylüyor? “Bana, her gün aynı şeyleri anlatıyorsun diyerek sitem eden cemaat var. Sizler her gün Allah’ın kelamı olan Fatiha süresini 40 kere okuyorsunuz. Buna itiraz etmiyorsunuz. Bize gelince, neden tekrar ediyorsunuz diye soruyorsunuz.” Yani demek istiyor ki, Allah’ın(C.C) kelamını 40 kere okuyor, gocunmuyorsunuz, biz tekraren anlattığımızda itiraz ediyorsunuz. Yapma hocam. Haşa kendini Allah’la(C.C) kıyaslama. Hepten küfre gidiyorsunuz. Şimdi yine diyecekler ki, Hocalardan ne istiyorsunuz? Bir şey istemiyoruz. Sapla samanı karıştırmasınlar. Bilmedikleri konuda yorum yapmasınlar. Hepsi bu. Ezan okunurken Selam verdik. Hoca efendi almadı. Namazdan sonra sorduk, “Hocam neden Allah’ın selamını almadınız?” Ne dese, beğenirsiniz? Ezan okunurken selam verilmez.” Hoppala. Bu nasıl bir iş diyerek, araştırmaya başladık. Fıkıh kitaplarına baktık. Bizim hoca efendiyi yanıltmışlar. Meğer Ezan okunurken değil de, Ezan okuyana selam verilmezmiş. Bunu O zamanki Müftü Beye sorarak teyit ettirdik. Ne diyelim ki?

HADİ GÜLELİM

Eskiden babalarımız gülünce kızarlardı. Gülmek Günah derlerdi. Sonradan gülmenin günah olmadığını öğrendik ama gülecek halimiz kalmadı. Neyse. Gelin, anlatacağımız fıkra ile bir gülümseyin. Osmanlı zamanında bölge halkını korkudan tir tir titreten, genç yağız ve heybetli bir paşa varmış. Bir kenar mahalle, avam kızına sevdalanan paşa, yaşlı yardımcısını çağırıp “Ben bu kızı alacağım!” diye tutturmuş. Biraz düşünen yaşlı yardımcısı demiş ki: – Efendim, kızı önce usulüne uygun olarak babasından isteyelim. Paşa pek hoşlanmasa da, yardımcısının bu sözünü kabul etmiş: – Peki. Beraberce kızın evine gitmişler, paşa kapıda beklerken, yardımcısı içeri girmiş, kızın babasıyla biraz hoşbeşten sonra esas konuya gelmiş: – Efendim, bizim paşamız kızınızı çok beğenmiş. Allah’ın emri, peygamberimizin kavli ile kızınızı paşamıza istiyoruz. Pohpohlanmaktan dolayı gururu okşanan kız babası, karizma yapmak istercesine havasını atmış: – Neee? Senin paşan kim oluyor da benim kızımı istiyor? Öyle paşa filan dinlemem ben!.. Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Git söyle o paşana; benim ona verecek kızım yok!.. Kıpkırmızı bir suratla dışarı çıkan yardımcısı durumu utana sıkıla paşaya anlatmış. Çok sinirlenip kılıcını çeken paşa, kapıya bir tekme atarak içeri dalmış ve bir nara atmış: – Hangi kız babası vermiyormuş lan bana kızını? Paşanın öfkeli halini gören kız babası korkudan tir tir titreyerek cevap vermiş: – Estağfurullah paşa hazretleri! Ne demek vermemek? Sizin gibi usulüyle istemediler ki! Sağlıcakla kalınız.



Bir Yorum

  1. Sayın Yusuf Eroğlu lütfen siz de uzmanı olmadığınız ilahiyat alanında ahkam kesmeyin. Elbette Peygambersiz Kuran yetmez. Perşembe günkü, merkezi vaazı veren hocanın söyledikleri eğri böyleyse doğrudur. İslamın anlaşılmasında Kuran-ı Kerim’den sonra en güçlü ikinci kaynak Hz.Peygamber (S.A.V.)’ın hadisleri ve sünnetleridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.