HASPA’YA, BAK!

Türk Devleti teröristlerle büyük bir mücadeleye girmiş. Şehitlerimiz var. Bütün Dünya devletleri kuyumuzu kazıyor. Rahmetli bir aktörün kızı olmaktan öte, hiçbir marifeti olmayan bir magazin süsü haspa, gündemi meşgul ediyor. Yanlış anlaşılmasın. Bizim gündemimizde yok. Basının gündeminde. Yok, efendim 3 gün hapis yatmış. Hapse girmek için büyük çabalar sar etmiş. Alayla, valayla kodese girip, üç gün sonra yine seremoni ile damdan çıkmış. Milletin gündemi savaş. Bunların derdi kırmızı pabuç. Allah akıl, izan versin. Türkiye’de çok garip şeyler oluyor. Hazır Kodes demişken, anlatalım. Yeni bir cafe açılmış. Kodes Kafe. Demirlerle ayrılmış hücreler. Mahkûm elbisesi giyip, içeri tıkılıyorlarmış. Allahım. Aklımıza mukayyet ol. Bu nasıl bir izan? Bu nasıl bir eğlence. Mahkumiyetin de, mokunu çıktılar. Hatırlayınız. Uyuşturucu bulundurmaktan ve satmaktan cezaevine giren bir kadın sanatçı, aynı şekilde günlerce konuşulmuştu. Televizyonlar canlı yayın yapmıştı. Vatana, millete yıllardır üstün hizmet veren, ismini dünyada duyuran nice insanlarımız, ne yazık ki, bu ilgiyi görmüyor. İllaki, uçuk kaçık mı olmak gerekiyor?

BİRAZCIK GÜLÜMSEYİN

Yapacak bir şey yok. Bu kadar olumsuzlukların içinde, hayat devam ediyor. Gelin, kısa da olsa bira gülümseyin. Bir gün nasıl olduysa üç Bektaşî namaza gitmiş. Tam namaz sırasında birinin etrafında bir arı dolaşmaya başlamış. Birinci Bektaşî bundan çok rahatsız olmuş ve yanındaki ikinci Bektaşî’ye dert yanmış:
– Yahu etrafımda bir arı var, rahatsız ediyor, namazı bozacak diye korkuyorum. Yanındaki ikinci Bektaşî uyarmış: – İyi de sen konuştun, namazın zaten bozuldu, bari kov şunu da bizim namaz bozulmasın.
Üçüncü Bektaşî demiş ki: – Neyse ki ben size uyup konuşmadım, yoksa benim namaz da bozulacaktı!..**** Temel ile Dursun, bir gün ava gitmişler, iri bir geyik avlamışlar. Çok ağır olan geyiği, birer boynuzundan tutan Temel ile Dursun, köylerine doğru yola koyulmuşlar, köye beş yüz metre kala, köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görünce, Temel ile Dursun’u tebrik etmiş ve demiş ki: – Ula uşaklar, geyik böyle taşınmaz!.. Temel sormuş: – Ya nasıl taşıyacağız? Yaşlı adam: – Ula uşaklar, geyiği böyle taşırsanız; eti sertleşir, kuyruğundan çekerek taşıyın.
Temel ile Dursun, yaşlı adamın önerisi üzerine; geyiği kuyruğundan çekerek taşımaya başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulan Dursun, Temel’e dönüp seslenmiş: – Ula Temel, biz yine eskisi gibi taşısak iyi olur, baksana köyden epeyce uzaklaştık!.. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com