Olmalı mı olmamalı mı?

Büyükşehir mi olacağız, bütünşehir mi olacağız? Mart ayı içerisinde Çanakkale için önemli olan bu  sorunun cevabı gelecek. Sorunun cevabı gelmeden kent için önemli pozisyonlarda duran isimler de ikiye ayrıldı. Kimi bu durumun Çanakkale’ye büyük katkı sağlayacağını düşünürken kimi de büyük zorlukları beraberinde getireceğini düşünüyor.

Yerel seçimlerden en az bir sene önce açıklanması gereken sorunun cevabı Çanakkale için Mart ayında gelecek. Büyükşehir ya da bütünşehir adı altında yola devam edecek olan kent için  kimisi yarar sağlayacağını düşünüyor, kimisi de zarar…

KIRSAL BU DURUMDAN ZARARLI ÇIKAR

Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Türker Savaş; “Bizim gibi kırsala bağımlılığı yüksek olan  yerlerde Büyükşehir – Bütün şehir olma durumu sıkıntılıdır. Köyler birdenbire mahalle haline gelecek. Farklı bir mevzuata tabi olacaklar. Hayvancılık yönünden sıkıştırılacaklar,inşaat ve imar konularında sıkıntılar doğacak. Biz de kırsalda oturanların bir kısmının şehir merkezlerinde de evi var. Kırsaldaki nüfus azalmış görünüyor ama kırsala bağımlılığımız yüksek. Bu şu demek: Kırsalda insanlar esnek davranmaya ihtiyaç duyarlar. Bu anlamda sıkıntılar olacak gibi… Büyükşehir olduğunda belediye de  tarım birimi olacak. İzmir gibi uzun süredir büyük şehir olan kentlerde bu anlamda yetki karmaşası olduğunu düşünüyorum.”dedi.

Tüketiciyi Koruma Derneği Şube Başkanı Ali Rıza Berkit; “Büyükşehir ya da bütünşehir olmak tüketici açısından çok şey değiştirmez ancak bu yeni vergiler, hizmete ve sosyal etkinliklere ulaşmada güçlük demektir.  Kırsal kesim zaten bitmek üzere idi, merkezi hizmet ile temelli sona erer.”

Çanakkale Barosu Kadın Komisyonu Başkanı Avukat Güneş Pehlivan: “Dünyada, hızlı sanayileşme sürecinin bir çıktısı olarak şehirleşme ve planlı kalkınma modelleri 1950’li yıllarda önem kazanmaya başlamış, yerel yönetimlerin idari kapasitelerinin güçlendirilmesi ve reform içeren düzenlemeler neticesinde büyükşehir belediyesi modelleri geliştirilmiştir. Bu modeller demokratikleşme eğilimlerinin ve etkin-verimli hizmet sunma kapsamında yeni yönetim tekniklerinin odağı olmuştur. Özellikle sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte bu teşkilat modeli yeni nitelik ve işlevler üstlenmiştir. Türkiye’de ise yeni kamu yönetimi anlayışının yerinden yönetimci etkileri 2000’li yıllardan itibaren reformist bir düzenleme gerektirdiyse de belediyecilik ve büyükşehir belediyeciliği sistemi ihtiyaçlara cevap vermekte son derece yetersiz kalmıştır. Sanayileşme sürecinde yaşanan çarpıklıklar ve plansızlıklar ile kontrolsüz ve çarpık kentleşme süreci ve katılımcı, demokratik, şeffaf bütçeleme sorunu yerel yönetimlerin önündeki önemli engeller olarak yer almıştır. Türkiye’de mevcut büyükşehir pratiği içinde çok az iyi yönetim iddiası bulunduran örneklerden ibarettir.  Her ne kadar büyükşehir modeli dar çerçevede bir yerel yönetim meselesi olarak ele alınsa da genel politikaların sonuçlarıyla biçimlenmektedir. Büyükşehir olup da temiz çevre, insanca yaşam, sosyal refah iddiasında bulunan tek bir örnek kentimiz dahi olmamasına rağmen; ekonomik anlamda üretime dayalı yatırım ve sosyolojik anlamda kentlilik ve kent yaşamı, demografik anlamda kitle ve sınıf bilinci kavramlarından uzaklaşarak çarpık kentleşmeyi bir ‘refah’ ve ‘büyüme’ vesilesi sayan gerici bir ‘kalkınma’ ve ‘şehirleşme’ anlayışına dayalı siyasi pratik büyükşehir sayısını artırma ve teşvik etme yoluna gitmektedir. Bu büyükşehirler rant şekeriyle süslenmiş tüketim çarklarıdır. Büyüme adı altında yoksulluk ve işsizlikten başka hiçbir vaadi bulunmamaktadır. Tabiri caiz ise; tarım ve hayvancılık (üretim) faaliyetlerinin bir şehir büyüklüğündeki bir AVM tarafından yutulmasından ibarettir. Büyükşehir belediyesi modeli genel bütçe vergi gelirlerinden daha fazla pay alır. Bununla birlikte mücavir saha köy ve beldeleri de kapsayacak oranda genişletilmiş olduğundan haneye ve çalışanlara ağır vergi mükellefiyetleri doğuracaktır. Kalkınma ve büyüme daha çok kentleşerek, daha çok tüketerek değil; daha çok üreterek mümkündür. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerine dayalı yörelerin sorunu büyükşehir modeli değil, yasal ve ekonomik teşvik/güvence yoksunluğudur. Bir iç hesaplaşma mantığı ve seçim stratejisi olarak ‘Her şehir İstanbul olsun’ akıl dışılığı Çanakkale açısından kamusal yarar doğurmayacaktır.”

 

KÖYLERE İYİ HİZMETİN GİTMESİ YİNE KÖYLÜNÜN ELİNDE OLACAK

Tarım ve Kredi Kooperatifleri Başkanı Mehmet Özkurnaz; “Büyükşehir ya da Bütün Şehir olmamız, şehrimizin gelişmişliğini gösteren bir işarettir. Çanakkale 1/100.000’lik haritalar bölgesel olarak belirlendi. Yatırımların şehrimize geleceğine, şehrin çehresinin değişeceğine inanıyorum. Büyükşehir olursak İl Özel İdare kalkacak ve köyler belediyeye bağlanacak.  Bir çok ilimizde geçtiğimiz dönemde kuruluş örnekleri var. Büyük şehir belediyesinin performansı köylere hizmet götürme noktasında ciddi anlamda etkili olacak. Köylerimiz mahalleye dönüştüğünde, köylü belediye başkanımız konusunda belirleyici olacak. Eğer iyi bir yapılanma bu görece seçilirse hizmetin tam olarak her köye gideceğine olan inancımız tamdır.” dedi.

Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya; “Her şeyden nasıl karlı çıkarız diye düşünmemiz gerekiyor.  Büyükşehir olursak, Belediye tüm ilçelere hizmet götürecek. Bütün şehir olursak, Merkeze bağlı  köylere de hizmet götürecek. Bizim için Bütün Şehir olacağımız ve köylerin tüzel kişilikleri aynı kalacağı konuşuluyor.  Eğer ki köylerin tüzel kişilikleri, onların idare ettikleri mülkleri ile birlikte aynı kalırsa, kendi sorunlarını kendileri aşmaları konusunda artı olacaktır. Belediye de hizmet götürme noktasında belirleyici olacaktır.  Bunlar yaşayarak anlaşılır. Büyük Şehir olursak da bütün köyler aynı noktadan hizmet alacak. İlk etaplarda mutlaka zor olacaktır. İlk defa Çanakkale Büyükşehir olmayacak. Bunu yıllar öncesinden yapan iller var. Bunun avantajlı olup olmadığına zaman karar verecek. İl Özel İdare’den bütün köyler destek alıyordu. Bütün Şehir olursak aynı destek alınacak mı zaman gösterecek. Burada en önemli şey yöneticilere düşüyor.  Köylere doğru ve hızlı bir şekilde hizmetin gidip gitmeyeceği, Bütün Şehir Belediye  Başkanı ve Meclisinin başarısına bağlıdır. Burada önemli olan başarılı bir yönetimi oluşturmaktır. Bu yönetimi de kim oluşturacak, köylerdeki ve şehirlerdeki seçmen oluşturacak.”

Eğitim- İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş; “Çanakkale’nin büyükşehir ya da bütünşehir olması, AKP iktidarının, yerel seçimlerden önce, kazanamadığı yerlerde yaptığı manevradır. AKP’nin dayandığı oy potansiyeli kırsal yerlerdeki seçmen kitlesidir. AKP’nin Merkez’deki oy oranı bellidir.  Eğitim açısından değişen pek bir şey olmaz. Büyük şehir olursak öğretmenlerin görevlendirme alanları da genişler. Örneğin, Kumkale’ye kadar, İntepe’ye kadar görevlendirme yaparken Küçükkuyu’ya kadar görevlendirme yapılabilir.”

GESTAŞ Kurumsal İletişim Müdürü Yusuf Aydın; “Dünya değişiyor, gelişiyor. Türkiye değişiyor, gelişiyor. Çanakkale de marka bir şehir olma yolunda. 2018 Troia Yılı Projesi, 1915 Çanakkale Köprüsü gibi yatırımlar, Çanakkale’ye değer katıyor. Her alanda gelişen Çanakkale’nin büyükşehir olmayı hak ettiğini düşünüyorum.”

Dilek Akşen



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.