BU MİLLET! YENİLMEZ

Hangi Millet? diye sorulurdu, üç beş yıl önce… Yanlıştan dönüldü. Meseleye, DEVLET el atınca, Milletin kim olduğu konusunda, hemfikir olundu. Bu Millet, TÜRK MİLLETİ’DİR. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan, kendisini bu devletin kadim bir parçası olarak gören herkes, Türk Milletini oluşturmaktadır. TRT Haber, geçen gün Cephede, iki Suriyeli Kürt ile konuşuyordu. Asker aynen şöyle diyordu, “Ben doğma büyüme Kürdüm. PKK ve diğer terör örgütleri ile savaşıyorum. Kürdüm ama SURİYE vatandaşıyım. Bizim için, Kürt. Arap, Türkmen kardeştir.” Bakınız, Suriyeli, bile önce Suriyeli olduğu anlatıyor. Bizim ayrılıkçılar ise, başka telden dem vuruyorlar.

DÜĞÜNE GİDİYORUZ

Cepheye giden askerlerimiz, “Düğüne gidiyoruz” diyorlar. Analar, bacılar, aynen Çanakkale’de, kurtuluş savaşında, ninelerimizin yaptığı gibi, onlara azık hazırlıyorlar. Kurban kesip, kınalı kuzularımız” diyerek,alınlarına kurbanların kanlarını sürüyorlar. Allah(c.c) yardımcıları olsun. Onların bu cesaret ve kararlığını görünce, aklımıza, Çanakkale’de, askerlerimizin yaptığı mücadele ve Atatürk’ün anlattıkları geliyor. “Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi, kurtulmamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyor. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan, takdire değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.” Yazımızı, cennet Mekân Mehmet Akif Ersoy’un yazmış olduğu, İstiklal Marşımızdan bir bölümle son veriyoruz. Sağlıcakla kalınız.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.