Sakatata İthal Et Vurgunu

Son günlerde virüs iddialarıyla vatandaşı tedirgin eden ithal et, birçok kesimden tepki almaya devam ediyor. Üretimden çok tüketime dayalı bir topluma sahip olduğumuzu kanıtlayan durumlardan biri olan et ithalatı, sakatatı da olumsuz etkiledi. Sakatata gelen yaklaşık %25-30’luk zam, henüz vatandaşa yansımasa da esnafı şimdiden zor durumda bıraktı. Sakatatçılar, kokoreççiler, çorbacılar ve meraklıları kara kara düşünmeye başladı.


Birçok yerde kullanılan “Coğrafya kaderdir.” sözü, genellikle olumsuz yönleri ile ele alınsa da Türkiye bu anlamda aslında çok şanslı. Medeniyetlerin Beşiği tanımlamasını bünyesinde barındıran ülkemizde her alanda dışarıya bağımlı oluşumuz artık bürokratlardan kahvelere kadar her alanda konuşuluyor. Bu durum, konuşmak dışında bir çözüm getirilmemekle beraber farklı alanlarda da destekleniyor. Yani tarımsal verimliği yüksek olan bu topraklar nasıl birçok ürünü dışarıdan almaya başladıysa son değişikliği ette yaptı. İthal et. Bir süredir gündemden düşmeyen konulardan biri. Varsayalım ki neredeyse her açıdan etin ithal edilmesi mantıklı. Peki sakatatçılar?
Avrupa ülkelerinde tüketimi bizim gibi ilk sıralarda olmayan sakatat doğal olarak ithal edilemiyor. Yerli hayvancılılar da et ithal edildiği için hayvan kesmiyor. Böylece sakatatçılar mağduriyet yaşıyor. Yaşanan mağduriyet ise hiç de azımsanamayacak bir kesimi kapsıyor. Hayvancılık ile uğraşanlar başlı başına bir sorun yaşarken; sakatatçılar, kokoreççiler, çorbacılar hepsi etkileniyor. Yaşanan zamlar ise esnaf tarafından henüz vatandaşa yansıtılmıyor. Yaz aylarına doğru ise sakatat ürünlerinde yüksek artış yaşanacak.

“AKLIMIZ BAŞIMIZA YENI GELDI”

Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (TARIM-KOOP) Genel Başkanı ve Çanakkale Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz, durumu yorumlayarak öz eleştiri yaptı. Özkurnaz, “Aklımız başımıza yeni geldi” diyerek şöyle konuştu: “İthal et başladı. Tabii ithal olarak gelen etlerle birlikte sakatat gelmiyor. Et getiriliyor, bakanlığımızca satışı yaptırılıyor. Fakat sakatatta sıkıntı yaşanıyor. Bu ta fiyatların yükselmesini gündeme getiriyor.
Genel düşündüğümüzde Türkiye’de et sıkıntısı bir günde yaşanmadı. Burada herkes Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ilk muhatap olduğu için günahını sevabını kesiyor. Burada aslında bizler hata yapıyoruz. Damızlık Yetiştiricileri Birliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na en yakın kurum. Damızlık Yetiştiriciler Birliği’nin asli görevi Türkiye’de damızlık ıslahını yapmak olması gerekirken birçoğu asli görevini bırakıp piyasada süt satma işleriyle uğraştılar. Islahı göz ardı edip sadece para kazanmaya odaklandıkları için, ticari gelire odaklandıkları için bunları hiç önemsemediler. Ta ki bir yere toslayıncaya kadar. Aklımız başımıza yeni gelmiş oluyor. Ben de bir Damızlık Yetiştiriciler Birliği Başkanı’yım ama zaman zaman öz eleştiri yapmayı da bilmemiz gerekir.
Hayvancılıkta yaşanan sıkıntılarda Damızlık Birliği hiçbir zaman asli görevini üstlenip bu bizim de hatamız diyerek ortaya çıkmamıştır. Bu olayla Damızlık Yetiştiricileri Birliği ders alarak asli görevine geri dönmelidir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’mızın da Damızlık Yetiştiriciler Birliği’nin çalışma konularını tekrar gözden geçirmesinde fayda var.”

SAKATAT ÖNCE BÜYÜK ŞEHİRLERE GİDİYOR
Yıllardır sakatat satışı yapan esnaf Fevzi Amaç, durumu kendi açısından değerlendirerek şöyle dedi: “Hayvan dışarıda kesilince sadece et geliyor. Diğer parçalar kesildiği yerde, Avrupa’da kalıyor. Burada az kesilince bu defa sakatat fiyatları çok yükseldi. Bulmakta çok zorluk çekiliyor. Bizim 7-8 TL’ye verdiğimiz kuzu kellesi şimdi 20 TL. Müşteriler daha geçen hafta 10 TL’ye aldık diyor. Bu hafta oldu 20 TL. Yapılacak bir şey yok. Aldığımız yer, “15-16 TL’ye İstanbul’a gönderiyorum.” diyor. Bana vermiyor ki. 15 TL’ye satılırsa bana 7-8 TL’ye verip de ben burada 10 TL’ye satabilir miyim ? Daha değerli hale geliyor. İstanbul’a daha pahalıya gidiyor. Dana sakatatının kilo fiyatı 2 lira 20 kuruş. 100 kiloluk bir dananın; ciğeri, işkembesi vs 220 TL. Dana 350-400 kg geldiği zaman fiyat daha da artıyor. Fiyat yükseldikçe satışlar düşüyor. Önümüzdeki günlerde ne olur bilinmez ama içerideki et yetmez.”

“CEPTEN YİYORUZ”
35 yıllık kokoreççi Mustafa Çelik Kaptan, müşteriye yansıtmamak için esnafın zor durumda kaldığını belirterek; İthal et geldiği için kesim olmuyor. Dolayısıyla dışarıdan sakatat da çok az miktarda geliyor. İşin uzmanı olan bulabiliyor. Herkes bulamaz.Ben 35 yıllık ustayım daha az tecrübeliye göre daha kolay buluyorum. Fiyatı 20-30 TL artıyor. İthal etten sonra büyük artış var.Ben kendim sarıyorum. Bir bağırsakta 20’den fazla veriyorum. Örneğin 70 TL’ye mal olurken 100’e mal oluyor. Şu an cepten yiyoruz. Vatandaşın mağdur olmaması için zamları henüz yansıtmadık. Çanakkale’de çok fazla öğrenci var, zor durumda kalmalarını istemeyiz. Onlarda da para yok. E öyle olunca biz de hiç satamayacağız.” dedi.

“KÜÇÜK İŞLETMELER DAHA ZOR DURUMDA”
Fiyat artışını vatandaşa yansıtmayan bir diğer esnaf Ayhan Özel, küçük işletmelerin daha zor durumda olduğunu ifade ederek; İthal et ile birlikte artan fiyatlar henüz vatandaşa yansımadı. %25-30 üzerinde bir artış var. Artışların yaza doğru müşterilere yansıtılacağını düşünüyoruz. Aslında fiyat listesi çıktı çoktan. Şu anda çorbanın porsiyon fiyatı 10 TL. Yaşanan artıştan sonra 12TL olacak. Oran olarak bizlere yansıtılana göre yine düşük tabii. Bu sorunun ülke genelinde çözümü için hayvancılık yapılmalı. Fiyat yükselişinin sebebi yalnızca et girişinin olması. Sakatat ülkeye girmeyince bu sefer fiyat artıyor. Biz sakatatı yüklü miktarlarda aldığımız için daha kolay bulabiliyoruz. Satış yapan kişiler de bu yüzden bizi tercih ediyorlar. 3-5 kg alan biri ile 100 kg alan birisi fark ettiği için satıcı doğal olarak 100 kg olanı tercih ediyor. Küçük işletmeler. bu yüzden bulma açısından biraz daha zor durumda.” dedi.


Yıldız Sağlam – Tunahan Ünsal

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.