Troia, Han’da doğdu

Troya kazılarını başlatan Heinrich Schliemann’ın kazı çalışmaları esnasında ikamet ederek çalışmaları yürüttüğü, Kazı Başkanlığı yapan M. Osman Koffman’ın araştırmalar yaptığı Yalı Hanı kentin doğal bir tarihi mirası… Turistik lokasyon anlamında eksiklikleri olan kent merkezinin tarihi ve doğal bir mirası olan Yalı Hanı, Troia Yılı etkinliklerinde nasıl bir konumda olacak?

Tarihi  1860’lı yıllara kadar uzanan, doğal tarihi mirasımız Yalı Hanı o yıllarda emanetçi, garaj ve konaklama anlamında kentin hizmetinde idi. Fetvane Sokak ve Yalı Caddesine açılan iki kapısı ile o bir yol geçen hanı… Ama geçmesi gerekenler pek geçmiyor gibi  duruyor.

Ahşap direkleri orijinal olan  hanın ilk işletmecisi Girit’ten Çanakkale’ye göç eden  Ahmet Turhanlı… İşletmeciliğini vefatına kadar sürdüren Ahmet Ağa, 1920’li yıllarda hanın bir odasını karacalara ayırmış, karacalar acıktıkları zaman Yalı Caddesi kapısından çıkar, manavdan yerlermiş, Ahmet Ağa’da daha sonra hesabı ödermiş. Bu ve buna benzer onlarca hikayenin olduğu Troya kazılarını başlatan Heinrich Schliemann’un uzun süre kaldığı, Kazı Başkanlığı yapan M.Osman Koffman’ın çalışmalarını yürüttüğü Yalı Hanı, Troia yılı kapsamında henüz bir projenin içerisinde yer alabilmiş değil.

Cazibe merkezi, turist lokasyonu gibi alanlarda sıkıntıları olan kent merkezinde yeterli kıymetin  verilmediği Yalı Hanı’nın işletmecisi Saim Yavuz;  görüşleri gazetemizle şu ifadelerle paylaştı.

“TROİA KAZILARINA İLK BAŞLAYAN SCHLİEMANN BURADA KALDI”

“Yalı  Hanı her mevsimin şartlarından etkilenen sürekli etkilenen eski ve tarihi bir yapı olduğu için sık sık tadilatlar yaparak hanın değerini korumaya çalışıyoruz. Handa yaklaşık 30 oda, kafeler, atölyeler, dernekler, hediyelik ve giyim eşya dükkanı ve kitapçı var. Böyle tarihi önemi olan bir mekanı  canlı tutmaya çalışıyoruz. Yalı Hanının tarihi 1860’lı yıllara kadar gidiyor. Troia kazılarına ilk başlayan Heinrich Schliemann burada ikamet etmiş, çalışmalarını yürütmüş. Burası eski bir han. Altında atların barındığı, üstünde insanların yaşadığı Çanakkale’nin üç hanından geriye kalan tek han. 1950’li yıllarda kısmi bir yangın geçirmiş. Burası Lapseki ve Merkez arasındaki taşımacılığın garajı olmuş, buradan yolcu alınmış.”

 “ETKİNLİKLERE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ”

“Buranın tarihi kimliğini korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Hanla ilgili çok çeşitli belgeseller ve programlar da yapıldı. Kitabı yazıldı.  Yalı Hanı ile ilgili Valilik ve Belediyenin kültür müdürlüklerine iş düşüyor. Buranın tarihi ve doğal bir mekan olduğunun  sürdürülebilir tanıtımlarının yapılması gerekiyor, ne yazık ki konuya çok ilgili değiller.  Biz Belediyenin ve Valiliğinin bir çok etkinliğine ücretsiz ev sahipliği de yapıyoruz. Sergilere, toplantılara kapılarımızı açıyoruz. Belediye Troia Festivali zamanında mekan olarak Yalı Hanında  bulunuyor. Kentin bir çok  kültürel etkinliklerine ücretsiz ev sahipliği yapıyoruz.  Dolayısıyla kurumların bu değere ilgi göstermesi gerekiyor. Ama olmasa da biz elimizden geleni yapıyoruz.”

“TROİA KONUSUNDA YALI HANININ ÖNEMİ BÜYÜK”

“Her gün bir iki masada Troia ile ilgili proje üreten ekipler görüyorum. Yalı Hanı Troia kazısı süresi boyunca önemli bir yeri olan tarihsel değeridir. Yalı Han kentin değerlerine saygı duyan birinin sahipliğinde. Ben de işletmecisi olarak buranın bir miras olduğunu farkındayım.  Burada 11 yıl boyunca,  Çanakkale Bilim Sanat ve Kültür Etkinlikleri Derneği  olarak, Troia kazıları süresince , Arkeoloji Buluşmaları yaptık. Kazı bilgileri burada kentli ile  paylaşılıyordu. M. Osman Koffman sürekli buraya gelir, çalışma yapardı. Şimdiki yeni kazı başkanları bu konularda yeteri kadar duyarlı değil. O yüzden biz de Koffman’dan sonra arkeoloji buluşmalarına son verdik. Aslında  Troia yılı ilan edilmesinde, Yalı Hanındaki bu etkinliklerin önemi büyüktür.  Troia böyle Troia oldu.  Troia,  Koffman tarafından çok önem verilen doğru söylenişi  ile, burada 11 yıl boyunca anıldı. Bu etkinliklerin yayınları da yapıldı.”

 “TROİA ELMALI ŞEKER GİBİ SÖMÜRÜLÜYOR”

“Troia yılı dar anlamda ticari yararı öne çıkan bir çalışma. Troia yılı çalışmalarının 2017 yılı içerisinde belirlenmesi, planlama ve projelerinin bitmiş olması gerekiyordu. Troia, dünyada en çok bilinen ikinci kelime zaten. Bizim derdimiz ne. Buraya turistlerin gelmesi mi, bununla birlikte bu kentin binlerce yıl öncesi ile bugünü arasında bir bağ kurmak, değer yaratmak mı? Aşil’in topuğu, at, güzellik yarışması… Masalın ötesine geçmeyen içi boş bir şey. Aynı sularda yüzmüş iki kıyı insanının 10 yıl sürmüş bir savaşı var… Biz hala karşı kıyı ile barış sağlamış değiliz. 2000 yıl önceki kavgayı hala devam ettiriyorsak, bu bir maharet değildir. Kifayetsizlik bu! Troia yılı yapılacaksa iki ülke de işin içinde olmalı idi. Troia sadece bize ait değil. Zeus’u ile, Apollon’u ile bütün olan Troia’nin savaşı yöneten tanrıları karşı kıyıda… Biz antik bir harabenin üstünde,  atla, güzellik yarışması ile, elmalı şekeri yeri gibi sömürü yapıyoruz. Üstüne bir değer  koyamadık, katamadık.”

Dilek Akşen



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.