Troia-Troya-Troy-Truva

Memleketimde her gün farklı bir coğrafyadan ölüm haberleri geliyor. Memleketimin hemen hemen her köşesinde kadın cinayetleri işleniyor. Aileler çocuklarını okutabilmek için birden fazla işte çalışırlarken, günün 24 saatinin 20 saatini çalışarak geçirenler var. Asgari ücretle geçinebilmek için aklın ve mantığın sınırlarını zorlayan doğanın sesine değil, midesinin sesine kulak veren yurttaşlar var. Şok Şok Şok…

Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’nin önünde geçtiğimiz günlerde, işçi bir genç geçinemiyorum diye kendisini ateşe verdi. Dün İzmir’de İŞKUR önünde bir vatandaş, üzerindeki kıyafetlerini çıkartıp eylem yaptı. “İşçiyim ben, aç işçi! Benim hakkımı savunmuyorlar, patronun avukatlığını yapıyorlar” dedi. İşte mesele tam olarak bu… Mesele geçim krizi, mesele vatandaşın yaşam hakkının patronun iki dudağının arasında olması. Patron aşağıya, patron yukarıya. Bu memlekette ekonomik iş birlikleri ve sermaye sahiplerinin hakları bu denli gözetilip, kravat siyaseti yapılırsa işçi açım diye her gün bağırır, işçi artık bağırmaz haykırır.

Böyle bir ortamda, 2018 yılı protokol nezdinde Troia yılı ilan edildi. Troia yılı vatandaşa soruldu vatandaş ise “fikrim yok” dedi.

Ertuğrul Özkök geçtiğimiz gün kaleme aldığı yazısında, “Turizm ve Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş pazar günü gazetecilere çok önemli bir haber verdi. Bu yıl Troya Yılı olarak kutlanacak… Ve Troya’nın yüzü olması için Brad Pitt’le görüşmeler yapılıyormuş… Benim eskiden beri görüşüm şu… Çanakkale’nin adı Troya olarak değiştirilmelidir” cümlelerine yer verdi.

Yerli vatandaşın bir aylık emeğinin karşılığı olan asgari ücretle değil tatili, pazar günlerini iple çektiği bir ortamda tatil yurttaşın hakkı değilken Turizm nasıl canlanacak. Turizm’in kolları arasında yerli turist vardır. O kavram bizde işlemiyor. Bizde ülke Araplara, Ruslara, yurt dışından gelen herkese açık olurken yurttaşa kapanıyor. Yurttaşa elektrik, su, karayolları, MTV, mazot, vergili, zamlı sunulurken turist rezervasyonları full çekiyor.

Ertuğrul Özkök’e göre; Çanakkale Troia olursa turist sayısında artış yaşanacak mı? Turizm seviyesi ve mantığı isimlerde ve kelimelerde olan bir memlekette turist algısının ve mantalitesinin gelişmesi beklenebilir mi? Özkök’ün mantığıyla İzmir “Smirni”, İstanbul “Konstantinapolis” olursa memleket bayram mı edecek? Güneydoğu Anadolu bölgesinin adı Mezapotamia olursa Güneydoğu kalkınacak mı? Edirne, Babaeski, Kırklareli, Lüleburgaz da Trakia olursa memlekete huzur mu gelecek? Cevaptan çok sorunun olduğu, çözümden çok ölümün olduğu, memlekette kim neyi nasıl çözüyor, vatandaş merakta.

Brad Pitt’in yüzü suyu hürmetine, Pitt’i memlekete getireceğimize biraz bu ülkede nasıl huzurlu yaşarız bunu sorgularsak ahan da bu iş olacak aga.

Kemal Sunal filmlerindeki neşe, Adile Naşit sevgisi, Münir Özkul gururu, Tarık Akan delikanlılığı bu ülkede özlendi. Bu ülke gururu, saygıyı, etiği, ahlakı mumla aradı. Neden mumla aradı? Elektrik günden güne zamlandı, prize dokunamayan ahali çözümü mumda buldu. Evinde kandil yakanların yüreğinde umut var oldukça Turizm çözülür.

Evet gelelim sonuca… Sonuç önemli. Sorunun bu kadar olduğu yerde nokta koymak derin mesele oldu.

Turizm, bu ülkede çözülecekse Çanakkale’nin isminin Troya olmasıyla değil, ülkede aç kalmayınca çözülür.

Tunahan Ünsal



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.