AMPULÜ DEĞİŞTİREMEYEN NESİL GELİYOR 

Yabancı filmleri izlerken karakterlerin yaşadığı evleri muhakkak incelerim. Mutfakları nasıl, salonda televizyon var mı, koltuklar ne renk, ille bakarım. Tüm bunları incelerken gözüme çarpan şey, her evin bir odasında alt katında bir tamirhane olduğudur. Ben ilk başlarda haftalık çalışma saatleri az olduğu için boş vakitlerini değerlendiriyorlar sanıyordum. Meğer  kazın ayağı öyle değilmiş. Herhangi bir ustadan hizmet almak oldukça pahalı imiş. Adamlar mecburiyetten, musluk tamiri, ampul değiştirme, parke döşeme, boya yapma gibi işleri öğrenip kar ediyorlarmış. (O kar ettikleri paraları Antalya’da çatır çutur yerken sesleri bize kadar gelirdi eskiden, artık oraya da gelmiyorlar.)

Biz de ustalar, terziler, marangozlar, ayakkabı tamircileri ağlıyor da seslerini duyan yok. Ama yok olmaya yüz tutan meslekler çalışmaları yapmakta üstümüze yok. Kırk yıllık terzi dükkanları (Üstüne tarihi diye tabela koymak gerekirken) bir bir kapanıyor. Bunun sebebi sadece vergi yükleri, yüksek kiralar değil. Siz hiç altın gününde “Hımm, mahalle terzisine çırak verdik teyzesi, bakalım yetişecek inşallah” diyen bir teyze duydunuz mu, duyamazsınız! Artık her şeyin okulu var eğitim merkezi var. Peki siz hiç mahalle kahvesinde “Bakalım mobilyacılık okuyor şimdilik, çıkınca bir dükkan açarız diyen baba duydunuz mu, duyamazsınız! Oğlu marangoz olacak diye gurur duymaz kimse! Hepimizin çocuğu, tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik falan okuyor. Hepimizin yakası beyaz olacak artık! Olacak da o yakalar kirlendiğinde kullanan çamaşır makinesini kim tamir edecek bakalım! ‘Aman canım atar yenisini alır’, o da olur da! Evdeki ampulü değiştiremeyen nesiller geliyor, tehlikenin farkında mısınız?

“DÜN BİT PAZARINDA BİR ŞEY GÖRDÜM”

Arada sırada kent merkezinde bulunan bit pazarına gider, gezinirim. Kim var, neler satılıyor, ahali çöpe neler atmış diye bakarım biraz. Diğerlerinden daha hallice bir tezgah gördüm. Başında da iki genç! Dayanamadım sordum. “Siz sanki başka bir iş ile meşgulsünüz de hobi olarak buradasınız gibi” dedim. “Yok, geçim kaynağımız” dedi. Biraz daha sordum öğrendim ki Kadın moleküler biyoloji ve genetik, adam da veterinerlik okuyormuş. Geri dönüşüme olan katkıları çok hoşuma gidince bir süre sohbet ettik. Neden burası dedim. “Ben garsondum, çalıştığım işletme 10.000 TL para kazanırken bana 12 saatte 30 TL teklif etti. Yarı belime kadar çöpe girer, bulduğum her şeyi temizler, paklar, tamir eder burada satarım daha iyi.” dedi. Çöpten bulduğuna yeniden hayat verip onu satan ama hayatını tüccarlara satmayan gençlere selam olsun! Çok söze gerek var mı?



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.