ÇIPLAK KRALIN DİLSİZ VE SAĞIRLARI

Sorunları konuşmak çözüm değildir. Çözüm yöntemleri üzerinde saatlerce konuşmak da çözüm değildir. Oturan binlerce insanın ‘yürüyelim, yürüsek mi, niye yürümüyoruz, yürüsek iyi olmaz mı, yürüyeydik iyiydi, yürürken yorulursak ne olacak, yürüyor adamlar, yürüye yürüye gideriz’ cümleler kurduğu bir ortam düşünün…

Şimdi bu oturan bin insan oturmak istemiyormuş. Bin insan aynı anda ne yapacaklarını düşünmeye başlamışlar ve çözüm yolları üzerine kafa yormuşlar. Gel zaman, git zaman yürümeye karar vermişler. Her kafadan bir ses çıkmış, o da aynı ses olmuş. Dereler akmış, köprüler yapılmış, zaman geçmiş, herkes çoluk çocuğa karışmış. Onlar hep konuşmuşlar.  Sorunlar ve çözüm yöntemleri üzerine hep konuşmuşlar… Arada yürümek için ayağa kalkanlar olmuş, adam hemen yanındaki çekmiş onu aşağı; “Nereye be, oturuyoruz!” Yürüyüp gidenler olmuş, onları da dışlamışlar, unutmuşlar!

Halimiz aynen böyle! Sorun var, biliyoruz. Çözüm var biliyoruz. Eylem yok! Faaliyet yok! Proje yok! Kalkıp yürüyen yok!

Her  belirli gün ve haftada mikrofonu kapan günün sorunlarına değiniyor. O böyle olmaz, bu böyle olmaz. O böyle oldu, bu böyle oldu. Ayıptır, haksızlıktır, eksikliktir, ihlaldir! Bu böyle olmalıdır, böyle yapmalıdır, böyle düşünmelidir, böyle demelidir! Yap, düşün, de o zaman artık! Ya da konuşma!

Yoksa her şey kulağıma, “Dedeye sahip çıkalım” tadında geliyor.  İnandırıcı değil, ikna edici değil, umut verici değil!

Yıldım sorunları konuşmaktan, dinlemekten! Yürümek istiyorum. İstiyorum da  siz konuşurken oturup, biz yeni doğmuştuk prangalarımızla…

Kral çıplak biz görüyoruz da dilsizlerle sağırlar sardı kralın topraklarını…

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.