MHP NE YAPIYOR?

Vallahi, biz aylardır anlatamadık. 2015 yılı öncesi, AKP’nin yaptıklarını tasvip etmemiz mümkün değil. Amma ve lakin gerek dış politikada, gerekse terör ve FETÖ ile mücadelede MHP’nin destek verme sebebi, hükümetin zihniyetinin değişmesidir. Öyle ki, AKP içinde bile, AKP, MHP’lileşiyor diye sesler duyulmaya başladı. Dilimizde tüy bitti. Dedik ki, biz Milliyetçiliği ayaklar altına alan, TC’leri kaldıran, teröristlere açılım saçmalığını yapan, bunların ayağına mahkemeleri götüren, Tek Millet demeyen bir zihniyeti asla desteklemedik. Koyu bir muhalif olduk. Biz, şimdi, gerek PKK ile gerekse FETÖ ve diğer terörist guruplarla, ölümüne mücadele eden bir oluşumun yanındayız. Dış politikada, Türk Devletinin haysiyetini kollayan bir düşüncenin yanında oluruz. Zira bir tek Türkiye var. Türkiye’nin menfaatini, siyasi kaygımızdan önde tutarız.

TAMER’İ DİNLEYİN!

Biz anlatamadık. Bari Posta gazetesi yazarı, Rauf Tameri bir dinleyin. Sonra kararınızı verin. Ölçüye dikkat Rauf Tamer.

Görüyor musunuz, demokraside neler olabiliyor. Partinin küçüğü büyüğü yok. Sadece zamanın ruhu var, bir de siyaset üretmek kapasitesi var… Ya da yok.
İşte MHP.
Mecliste sonuncu partidir ama bir buçuk yıldır siyaseti o dizayn ediyor. Sistem değişikliği, hatta rejimin akıbeti, onun basiretine muhtaç. Kolay değil. Bunun sorumluluğu da var. Dahası…
Saadet Partisi (SP), mecliste bile değil ama itibarlı parti. Sayısal değilse de siyasal ağırlığa sahip… Hele C. Başkanlığı seçiminde, cüssesinden büyük rol oynayabilir. 100 bin imzaya muhtaç olmadan, Fransız Macron gibi bir aday bulup onu pekâlâ parlatabilir.
BBP’yi ve DSP’yi de önemli gördüğümü hep belirtmişimdir.
Baraj yüzde 50’ye yükselince, ittifaklar kaçınılmaz oldu.
CHP’nin tercihi henüz belli değil ama AK Parti-MHP ittifakı kesin gibi görünüyor. Özellikle de önce Kürt oyları gündeme geliyor. Niye? Herkes bilir ki, MHP’nin Kürtlerle hiçbir sorunu yok, PKK’yla var. AK Parti’nin de öyle değil mi? Yani o ittifakta bir yanlışlık gözükmüyor. Orası tamam”…

ACICIK UCUNDAN
Adamın biri, gece yarısı korka, korka mezarlıktan geçiyormuş, korkusunu yenmek için başlamış bağıra, bağıra türkü söylemeye:
– AY AKŞAMDAN IŞIKTIRRR!.. Mezarlıktan koro halinde türküye eşlik eden sesler duyulmuş: -YAYLALARRR!.. YAYLALARRR!..

****

Nasrettin Hoca’nın karısı vefat etmiş. Erkek adamın yalnız yaşaması biraz zordur. Hoca da yalnızlığa dayanamamış, kendine uygun bulduğu dul bir hanımla evlenmiş. Nasrettin Hoca ile yeni karısı, gece olunca, yatmışlar yatağa, başlamışlar muhabbete. Kadın, rahmetli kocasını övmeye başlamış: – Benim rahmetli şöyle iyiydi, böyle iyiydi… Hoca bu, altta kalır mı? Kesmiş kadının sözünü: – Benim rahmetli daha iyiydi! Demiş ama dediğine de bin pişman olmuş. Kadının ağzı açılmış bir kere, kapatabilirsen kapat: – Benim rahmetli erkenden kalkardı, sobayı yakardı, çorbayı pişirirdi, sofrayı hazırlardı… Kadın rahmetli kocasının marifetlerini saymaya başlamış. İşin kötüye gittiğini gören Nasrettin Hoca, ayağı ile öyle bir itmiş ki; kadın yataktan yuvarlanarak düşmüş. Kendini yerde bulan kadın şaşkınlıkla sormuş: – Hoca efendi, ne yaptın ayol? Hoca cevap vermiş: – Yatak dar geldi. – Niye ki? Hoca demiş ki: – Bir yanda sen, bir yanda ben bir yanda senin rahmetli, bir yanda benim rahmetli; dört kişi bir yatağa nasıl sığacağız yahu?.” Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.