BİZ NE KONUŞUYORDUK!

Herhangi bir büyük şehirde bir gün geçirin, büyükşehir olacak mıyız, olmayacak mıyız öyle karar verin! Hoş, hava kirliliği açısında Çan, istihdam yetersizliği açısından kentin geneli, trafik ve otopark sorunu açısından kent merkezini düşündüğümde büyümüşüz biz diyorum ben!

Yine de keşmekeş, kaos ve çile kelimeleri tam karşılığını bulamıyor kentimizde. Burada istediğiniz zaman Boğaz kenarında yürürsünüz, çay içersiniz. Bizim bir on dakika mola vermek için içtiğimiz çaylar, büyük şehirli için hafta sonu etkinliği… Siz çocuğunuzu günde iki etkinliğe rahat götürürsünüz, onlar için tam bir işkence!

Etkinlik demişken, ne olacak bu boş binalar. Gençlik Merkezi ne zaman açılacak? Deniz kenarındaki trilyonluk arazide yatan eski erkek öğrenci yurdu ne zaman yeni bir hüviyet kazanacak?  Mevcutta kullanılan iki odalı Gençlik Merkezi nereye kadar dayanacak? Ulaşım sorunu ne zaman çözülecek?  Küçücük şehirde insanlar iş çıkışında Ç3’e bindiğinde ne zaman insan gibi ulaşacak evine?  ‘Eski hastanenin olduğu yere en azından iş gören bir acil konsa daha iyi olurdu’ sanki diyen vatandaşın sesi ne zaman duyulacak? Bu sorulara kim ne zaman cevap verecek?

Ama biz bu arada ne yapıyorduk, biz delege seçimlerinde hizmet var mı yok mu onu konuştuk. Durağı sen yapacaksın ben yapacağım onu konuştuk. Hastane uzak mı yakın mı bunu konuştuk.

Hastanenin kantin ihalesinin kime verildiği 40.000 araçlık kentte kaç otoparklık yer var sorusundan daha önemli hale geldi. Geçenlerde “AVM’de alışveriş yapacağına çarşı esnafından yapsana” dedim birine demez olaydım! Arabayı nereye park edeceğimden başladı, 2000’li yılların başında kenti esir alan kardan çıktı. Sahi,nerden geldim be bu meseleye?

Hatırladım, kentin sorunlarını konuşuyorduk. Herkesin hayallerini süsleyen barışın ve huzurun kentinde neden bu kadar çok sorun olduğunu ve o sorunların neden çözülmediğini konuşuyorduk. Bize bunu kim reva görüyor onu soruyorduk.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.