Siber zorbalığın farkında mısınız?

Binlerce çocuğun ruhsal ve fiziksel olarak maruz kaldığı siber zorbalık, “Siber Zorba Olma #farkınavar” sloganlarıyla gündeme taşınarak farkındalık yaratılmaya çalışılıyor. Dünyadan ve Türkiye’den sonu intihara kadar giden haberler basında yer alırken hayatımızın ortasında yer alan teknolojinin, çocuklar için bu kadar tehlikeli bir hal almaması için ne yapılabilir? Ebeveynlerin çocuklarını nasıl koruduğunu ve bu konuda ne yapılması gerektiğini ÇOMÜ Kreş’te Psikolog olarak görev yapan, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Biriminde görevli Uzman Psikolog Serdar Topal, konuya ilişkin sorarak görüşlerini aldık.

Her gün çok sayıda çocuk fiziksel ve ruhsal olarak siber zorbalığa maruz kalıyor. Samsung Electronics Türkiye ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)’nun başlattığı “Siber Zorba Olma! #farkinavar” hareketiyle de siber zorbalık adına farkındalık yaratılmak isteniyor.
Bazı durumlarda yetişkinler için bile tehlikeli bir hal alan teknoloji üzerinden çocukların çeşitli zorbalıklar yaşamaları hatta dünyanın farklı yerlerinde ve Türkiye’de intihara kadar sürüklenmeleri söz konusu. Yalnızca siber zorbalık değil çeşitli oyunlar aracılığıyla da zarar gören çocuklar ruhsal olarak silinmeyecek izler alırken bazen hayatlarıyla bunun bedelini ödeyebiliyor.

DÜNYADAN VE TÜRKİYE’DEN HABERLER
Gündemde yer alan haberlerin en popüleri “mavi balina” adlı oyun ile ölüme sürüklenen çocuklar. Türkiye’de sayıları 150’ye yaklaşan bu çocuklar bu oyunda aldıkları görevlerin en sonuncusunda kendilerini öldürüyor. Çok yakın zamanda 10 yaşındaki Ashawnty, arkadaşlarıyla kavga ederken kaydedilen görüntüleri yüzünden intihar etti. Siber zorbalığa dayanamayan bir diğer çocuk ise 12 yaşındaki Rebecca Ann Sedwick. Rebecca hayatını kaybettikten sonra incelenen telefonunda çok sayıda “Neden kendini öldürmüyorsun?”, “Ölmelisin” gibi mesajlar olduğu tespit edildi.

ÇOCUĞUNUZU TEKNOLOJİK TEHLİKELERDEN KORUMAK İÇİN NE YAPIYORSUNUZ?
Bilgi ve İletişim Teknolojileri kullanılarak bireylerin birbirlerine düşmanlık, korkutma, sindirme, taciz amaçlı görsel, yazılı ve işitsel iletileri göndermesine siber zorbalık adı veriliyor. Çocuklar arasında ise bu durum acımasızlaşırken aynı zamanda yetişkinlerin de buna ortak olması duruma iyice tehlike bir hal aldırıyor. Virüslü iletiler gönderme, alay etme, tehdit etme, taciz ve tecavüz vakaları, gündemde yer alan küçük yaştaki intiharlar ise durumun tehlikesini ortaya koyar nitelikte…
“Siber zorbalıktan korunmak için ne yapıyorsunuz?” Sorusunu yönelttiğimiz ebeveynlerin yanıtları ise şöyle oldu:

Önder Avcı – “Sürekli takip ediyoruz nasıl kullandığını. Telefon ve bilgisayarı biz yanındayken kullanmasını sağlıyoruz. Sadece oyun oynamasına izin veriyoruz, çünkü yaşı küçük. Bizim kontrolümüzde bazı sitelere girebiliyor. Çevremizi de uyarıyoruz bizim olmadığımız zamanlarda kullanmamasını sağlayabilmek için. Kreşte olduğu zamanlarda da internet bilgisayar gibi aygıtlardan zaten uzak kalıyor. Aile Koruma Programı da bilgisayar ve telefonlarımızda bulunuyor. Çocuk için güvenli interneti sağlamak adına bu tür programların gerekli olduğunu düşünüyoruz. Böylece çocuğumuzu zararlı sitelerden uzak tutmaya çalışıyoruz.”
Filiz Artıç – “Çocuklarımızı nasıl koruyacağız biz de bilmiyoruz. Çünkü çocukları kısıtlamak çok zor. Aileler olarak çocukları kontrol altına alamıyoruz. Ben çocuğumun telefon şifresini bilmiyorum. Bizler gibi teknolojiden uzak büyüyen ebeveynler için bunu anlamak çok daha zor. Ancak çocuk ve aile arasında iletişim sağlandığında korkmaya çok da gerek olmadığını düşünüyorum. Ben kızımla arkadaş gibiyim. Çocuğunun ne yaptığından bihaber aileler var. Ne yaptığını bilmiyorlar, bu çocukların başına her şey gelebilir. Çocuklarını dinlemiyorlar, ilgi göstermiyor ve anlamıyorlar. Hangi aile çocuğunun özel alanlarına saygı duyuyor ki çocuklar saygıyı öğrensin.”
Emel Kabakçıoğlu – “Çocuklarımı bilinçli yetiştirmeye çalışıyor. Aklı başında olduklarında çok da sık kontrole gerek olduğunu düşünmüyorum. Süresine karışmıyorum ama çok abartıldığında müdahale ediyorum tabi. Asker, polis ilişkisine karşıyım. Çocukların biraz daha rahat olması gerektiğini düşünüyorum. Bence önemli nokta doğru iletişimi sağlamak. Bir şeyi ne kadar çok yasaklarsanız çocuklar o kadar üzerine gidiyor. Çalıştığımız için her dakika kontrol de edemiyoruz. O yüzden bilinçlendirmek ve anlatmak temeli oluşturuyor.”

“AİLE KORUMA PROGRAMI KURULMALI”
ÇOMÜ Kreş’te Psikolog olarak görev yapan, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Biriminde görevli Uzman Psikolog Serdar Topal ise konuyla ilgili bilgilerini aktarırken iletişime dikkat çekerek şöyle konuştu: “Sosyal medya ve bilişim teknolojileri hayatımızın çok içinde, çocukları çok da uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan çocukların zarar görmemeleri ve gelişimlerine zarar vermeden katkıda bulunacak şekilde ayarlanması. Bu ailelerin her türlü teknolojik imkanı çocuklarına sağlaması anlamına gelmez. Sosyal medya ile ilgili firmalar zaten kendilerine bir sınır koymuş durumda. Örneğin, 18 yaşından küçük bir çocuğun mail adresi alması yasal değil. Böylece profil de açamıyorlar. Ancak çocuklar bunu başka yolla yapabiliyorlar. Burada iş büyük oranda aileye düşüyor. Ancak öncelikle ailenin sosyal medyayı nasıl kullandığına bakmak gerekiyor. Yani öncelikle ebeveynler bu konuda bilinçli olmalı. İnternetin çocuklara verebileceği faydanın yanında zararın da olabileceğini bilmek gerekiyor. Öncelikle bir aile koruma programını bilgisayara kurmaları gerekiyor. Ailenin kontrol ve denetimi olmadan çocukların internet kullanmasının çok da sağlıklı olmadığını söyleyebiliriz. İnternete sınırlı bir süre ve ailenin bulunduğu ortamda girmesi sağlanmalı. Hatta mümkünse ekranın ebeveynlere dönük olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu şekilde kontrol daha kolay sağlanabilmektedir.”

“ÇOCUKLAR PERVASIZCA ŞİDDET UYGULAMAYI ÖĞRENİYOR
“Çok uzun süre cihazların kullanımına izin verilmemeli.” diyen Topal, çocukların şiddete maruz kaldıkları kadar uygulamayı da öğrendiklerini ise şöyle açıklıyor: “Çocuk nasılsa bilgisayarın başında sessizce oturuyor, ben de işimi yapabilirim düşüncesi yanlış. Kısa vadede işlevsel gibi görünen bu yöntem uzun vadede çok ciddi sorunlara yol açabilir. Çocuklar bu tür ortamlarda her türlü tehlikeye açık hale gelirken bazen de bu tür ortamlarda şiddet uygulama imkanı bulabiliyor. Sokakta karşısındaki kişiye hiçbir şey söyleyemeyecek olan çocuklar klavye başında saldırganlaşabiliyor. Çünkü aile ortamı, ev gibi güvenilir bir yerden bunları yapmak kolay. Saldırganlık ve şiddeti pervasızca uygulamayı öğreniyorlar. Bir de maruz kalanlar var. Herhangi bir konuşması ya da fotoğrafının şantaj amacıyla sosyal medya paylaşılması, hakaret gibi durumlara da maruz kalınabiliyor. Bazen de tehditle yönlendirilebiliyor. Son zamanlarda artan ölüm olaylarının altında yatan sebepler bunlar. Çocuklar ailelerinin bilmesini istemeyecekleri şeyler için bunları yapmak zorunda kalıyorlar. Bu da çocuklar ile aile arasındaki iletişimin önemini bizlere gösteriyor.”
Topal’ın çözüm konusunda üzerinde durduğu öneri ise iletişim oluyor. Çocukların bir şey saklamaması için sağlıklı iletişimin birinci kural olduğunu vurgulayan Topal, son olarak şu önerilerde bulunuyor: “Ailelerin çocuklarını sürekli takip etmelerine gerek yok. Çocuk, herhangi bir sıkıntıda her şeyi ailesiyle paylaşabiliyorsa paylaştığında herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmayacağını biliyorsa, cezalandırılmayacağını ve dayak yemeyeceğini biliyorsa her türlü olumsuzluğu paylaşır. Bu tür tuzaklara düşmesi ise böylece zorlaşır. Ancak aileler azarlayıp, döverek ve yargılayarak yaklaştığında çocuklar da saklama gereği hissediyor. Bu da çocukları o tür tehlikelere karşı daha savunmasız hale getirir. Siber zorbalığı yapanlar da bu durumdan faydalanır zaten. “Ailene söylerim” gibi tehditlerle çocuklar bu tür tuzaklara düşüyor. Çocuklarla “söyle benim ailemden gizlediğim bir şey yok” diyebilecekleri şekilde iletişim kurulmalı. Aile bu ortamı yaratmalı. Çocukla aile arasında birbirini anlamaya yönelik, sağlıklı ve problem çözmeye yönelik ilişki kurulmalı. Sorgulayan, yargılayan hele fiziksel şiddete bir iletişim şekli ise tamamen yanlış. Zaten bu tür ortamlarda iletişim yok olur.”

Yıldız Sağlam-G. Nermin Yıldız



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.