Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Çanakkale’nin Altını Üstüne Getirmeyin!”

Son günlerde kentin gündemine

Son günlerde kentin gündemine oturan madencilik faaliyetlerine karşı her kesimden tepki yağıyor. Çan’da bulunan termik santralden zarar gören tarım alanlarının ıslah edilmesi ile Kaz Dağları ve Gökçeada’nın doğal örüntüsünün geleceğimiz için korunması gerektiğini düşünen kentliler, konu ile ilgili yetkili isimlerden açıklama bekliyor. Vatandaş, kentin altını üstüne getirmeyin vurgusu yaptı.

Gökçeada ve Kaz Dağları bölgesindeki altın rezervi için harekete geçen maden şirketlerine kentlilerden tepki yağıyor. Özellikle Bayramiç’te çok sayıda meşe ağacının kesilmesi çevrecileri ayağa kaldırdı. Önce Kaz Dağları’nda sonra da Cumhuriyet Meydanında miting düzenleyen çevrecilerden sonra gazetemize konuşan vatandaşlar da altıncılara tepki gösterdi. Kentin en önemli turizm merkezlerinden olan Gökçeada ve dünyanın en çok oksijen üreten ikinci bölgesi olan Kaz Dağları’nı maden şirketlerinden korumak isteyen vatandaşlar, yetkili kurumlardan açıklama bekliyor.

Çan İlçesindeki termik santrallerin tarımı bitirdiğini dile getiren vatandaşlar da arazi satışlarının durma noktasına geldiğini söyledi. Bazı vatandaşlar ise altının ülkeye olan ekonomik getirisine ihtiyaç olduğunu dile getirerek doğayı talan etmeden altın arama ve çıkarmanın mümkün olduğunu dile getirdi. İşte kentlilerin, il genelindeki madencilik faaliyetlerine olan tepkisinin satır başları…

Haydar Özçelik, “Yeşil alanlar ve tarımsal araziler zayi edilmeden altın arama faaliyetleri yapılabilir. Burada önemli olan husus doğal olan bölgelerin zarar görmemesi olmalıdır. Altın ülke ekonomisi için önemli bir konudur ve altının olan bölgeden çıkartılması maddi olarak bir kazanç sağlayacaktır. Çan’da bulunan termik santrallerle ilgili olarak ise ben emlakçıyım. Ve emlakçı olarak Çan’da santrallerin çevresindeki arazilerde satışlar neredeyse bitti. Arsa sahipleri arazilerini termik santralden dolayı satmak istiyor. Alıcı ise santralden dolayı bölgede arazi almaya yanaşmıyor. Sebebi çok basit bilgede termikten dolayı tarımsal faaliyet yapılamaz.”

“GÖKÇEADA TÜRKİYE’NİN ENDER BÖLGELERİNDENDİR”

Pınar Kansu, “Gökçeada bölgesinde altın arama faaliyetleri tamamen gereksiz ve yersizdir. Gökçeada gibi Çanakkale’nin önemli yerleşim alanlarından birinde bu şekilde maden faaliyetleri gereksizdir. Birincisi altın madeni çalışmalarının yapılabileceği başka araziler yok mu? İkincisi Çanakkale’nin organik tarım yapılan ender bölgelerinden hatta tek bölgelerinden olan ada da hem toprağın hemde halkın dönüşmesi ve bozulması kabul edilebilir değildir.”

“TEPKİLERE RAĞMEN FAALİYET YAPILMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Yılmaz Altuğ, “Bu kentte yaşayan herkes termik santrallere karşı. Kaz dağlarında termik santrallere vatandaş nasıl karşı duruyorsa aynı şekilde Gökçeada’da altın faaliyetlerine de o denli karşıdır. Gökçeada’da herkes ayaklandı. Herkes buna kulak vermek zorunda. Toplumun tepkisine rağmen bölgede faaliyet yapılması pek de mümkün değildir. Vatandaş istemiyor ama birileri istiyor bu kabul edilemez. Gökçeada’nın kendine has doğal yapısı vardır. Altın arama faaliyetlerinde doğanın altı üstüne gelir. Zaten altını arayanda biz değiliz. Yabancı kuruluşlu şirketler altını bizden çıkarıp bize yine para karşılığı satıyorlar. Bu faaliyetler külliyen zarardır. Toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir. Bu haberlerden kimsenin haberi yok. Sivil toplum kuruşları  ortak bir platformda bir eylem planı oluşturmalıdırlar.”

“KANSER ORANLARINDA CİDDİ ARTIŞ YAŞANACAK”

Meltem Zobu, “Çanakkale Gökçeada ve kaz dağları olarak temiz kaynaklara sahip bir bölgedir. Temiz olarak bilinen bölgeler, aslında içeriğine girildiğinde ilaçlı tarımsal alanlarında çok fazla olduğunu görüyoruz. Termik santrallerle birlikte aslında temiz olmayan topraklar daha da kirlenecektir. Bu ilerde bir zamanlar felakete yol açacaktır. Kanser oranlarında ciddi artışlar yaşanacaktır. Bir zamanlar Çernobil faciası vardı ki hala hatırlıyoruz.”

Günay Yerli, “Biz Çanakkale halkı olarak çevremizi etkileyecek bu olaylara izin vermeyeceğiz. Çünkü Atikhisar kentimizin tek su kaynağı. Geleceğimizi düşünmek zorundayız. Bundan önce de orada çok sayıda eylem yapıldı. Bazı sanatçılar geldi. Bunların hepsi geleceğimizi düşündüğümüz için oldu. Dışarıdaki insanlar bile duruma kayıtsız kalamıyorken Çanakkale’de yaşayanların bu konuda çok daha bilinçli olması gerekiyor. Çanakkale’nin her yerine yayılmaya başladı böyle faaliyetler. Tepki göstermek gerekiyor. Bizler sessiz kaldıkça bu tür faaliyetler artarak devam ediyor. Bu konuda basına da çok iş düşüyor. Bu tip konularda destek olan yayın organları her zaman belli ve aynı kişiler. Özellikle böyle eylemler yurtdışında medyaya yansımadan bizim ülkemizde ciddiye alınmıyor.”

“BENZER SORUNLAR KARA BİGA VE BİGA’DA DA VAR”
Süleyman Büyükgaga, “Kirazlı’da 40 kuyu için 200 bin ağaç kesiliyor. 40 kuyunun derinliği yaklaşık 400 metre aşağı barajın altına iniyor. Reşat Tabak döneminde bu baraj yapılırken içme suyu için bir bölüm ayrılmıştı. Barajda su bitse dahi o kuyu yedekti. Fakat 400 metre aşağıya inince baraja geliniyor. Sülfirik asit kullanılıyor, çok tehlikeli. Benzer sorunlar Biga ve Kara Biga’da da var. Oranlara göre 100 kg altının 3’ü devlete kalacak. Bunun için ülke katlediliyor. Torunlarımız, çocuklarımız için gelecek kaygısı duyuyorum. Demir kor halinde çıkarak, 500 metre gidene kadar demir oluyor, tüm asit suya gidiyor. Çok kötü. Tüm bu yapılanlar Çanakkale için çevre katliamından başka bir şey değil. Tepkiler de günümüz şartların çok fazla işe yaramıyor ne yazık ki.”

“SON 5-6 YILDA ADAYA SERMAYE GİRDİ”

Seçkin Erdem, “Gazetelerde haberleri okuyoruz, elbette hoş bir durum değil. Özellikle arama yönteminin çok ilkel olduğunu düşünüyorum. 2 yıl Gökçeada’da yaşadım. O dönemlerde çok daha güzel bir yerdi. Son 5-6 yılda adaya çok büyük bir sermaye girdi. Ekonomik olarak gelişme ve kalkınma gösterdi ama doğal olarak bozuldu. Rum kesiminde sayı zaten azdı. Bu faaliyetlerin ardından herhalde kalanı da gidecektir. Aslında doğal üretim açısından güzel çalışmalar da vardı. Kirli eller oraya da uzanacak. Atikhisar için de aynı olumsuz durum söz konusu. Bu coğrafya keşfedildi artık önü arkası kesilmeyecek gibi duruyor.”

“YENİCELİLER OLARAK TEPKİ GÖSTERECEĞİZ”
Müge Akbayer, “Yeniceliyim ve orada da benzer konularla karşı karşıyayız. Hamdibey Köyü yakınlarında da bir termik santralden söz ediliyor. Yeniceliler olarak ortak bir alanda buluşup tepki göstereceğiz. Çanakkale’nin her alanına yayılmaya başlayan bu olaylar bizi endişelendiriyor. Bölgemiz ultra doğal bir yer. Bir şekilde keşfedildikten sonra ardı arkası kesilmiyor. Bizler de bunların yapılmaması için birlik olup tepki göstermeliyiz. Tarım alanları açısından da zengin olan Çanakkale, bu tip olaylardan çok kötü etkilenecektir.”

Aykut Değiren, “Termik santral konusu için Çan’da yaşayan insanların son yıllardaki sağlık durumlarına bakarsanız aslında faydasını ve zararını görürsünüz. Özellikle astım ve benzeri hastalıkların oradaki termik santralin de etkisiyle arttığını görebiliriz. Maden faaliyetinde siyanür kullanılıyor. Yalnız bu konuda yanlış bilgi de çok fazla. Siyanür arama faaliyetleri sırasında değil altın ayrıştırmada kullanılmaktadır. Atikhisar Barajı 10 yıl içerisinde yetersiz hale gelecek. Yetkililerin daha fazla düşünmeleri gerekiyor. Bazı kesimlerden tepkiyi zaten alıyor. Ancak bu tepkilerde yer alan bilgilerin de bazıları doğru olmuyor. Bilinçlenip konuya hakim olmak gerekiyor. Getirisi ve götürüsünün insanlara düzgünce anlatılması gerekiyor. Siyanürün kullanımının nasıl olduğunu diğer altın maden örneklerinde de görebiliriz. Her iki taraf açısından da bakıp yorum yapılmalı. Öncelik bilinçlendirmeye verilmeli.”

“SORUN SİSTEM SORUNU”

İlkay Canay, “Vatandaş olarak ne düşüneceğim? Benim karşımda sen haksızsın diyen sistemin silah da dahil her türlü gücü var.  Biz bağırıp çağıracağız, sonra biz zehir içeceğiz. Ben siyanürün arıtılması tarzında yapılan açıklamalara da inanmam.  Bu hassasiyeti göstereceklerini de sanmıyorum. Siyanürün arıtılmasını dünya halledememiş. Ben bu faaliyetlerin durdurulacağına inanmıyorum. Milletin de buna layık olduğunu düşünmüyorum.  Sorun madenciliğin, kesinlen ağaçların çok ötesinde. Sorun sistem sorunu. Bunun çözülmesi gerekir? Bu nasıl çözülecek? Herkesin doğumdan gelen bir oy hakkı olsun. Meziyetler arttıkça oy hakkı da artsın.  Kahveden çıkmayan ve en büyük macerası taş çalmak olan bir adamla, atölye açmış işçi sigortası vergisi üretimi ile kafa yoran bir adamın öngörüsü aynı olabilir mi? Ağaç kurtaralım, toprak kurtaralım demek küçük pullar üzerinde mücadele etmektir. Mücadele genel olmalıdır, sistemle olmalıdır. Bundan ancak eğitim ile kurtulabiliriz.”

Sezen Sevinç, “Yıllardan beri aynı sorunlar süregeliyor. Ben tek bir şey söyleyip bir kızılderili atasözü ile konuyu yorumlamak istiyorum. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda, beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak.”

 

“KAZ DAĞLARI ALPLERDEN SONRA EN YÜKSEK OKSİJENE SAHİP”

Cemal Oylan, “Kaz  Dağları Alp’lerden sonra en yüksek oksijen oranına sahiptir. Ancak bizim ülkemizde doğayı bitirmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar.Elbette altın ekonomiye katkısı olan bir madendir ama bir daha eski haline getiremeyeceğin bir doğa yapısını nasıl katledersin? Burada devletin kazanacağı kar marjı ne kadar, kullanılacak siyanürün Atikhisar Barajı’na vereceği zararın oranı ne kadar?  Bu dönüp dolaşıp halkımıza gelecek bir zarardır.  Kesinlikle karşıyım, yapılmaması gerekir. Bu suyu gasp etmektir, toprağı gasp etmektir. Şu anda Erhan Ünal’ın Ekmek Biterken isimli kitabını okuyorum. Bilinçlenmeye çalışıyorum. Ülkemizi bitirmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Üzüntü içerisindeyim. Telafisi mümkün olmayan şeyler olacak. Altını her zaman bir şekilde bulursun ama bu doğayı bulamazsın. Konuşulacak çok şey var ama halkımızın bir kısmı duyarlı ise, bir kısmı bilinçsiz. Bunun tek nedeni de halkımızın  okumuyor olması.”

Tunahan Ünsal – Dilek Akşen – Yıldız Sağlam

Tüm Hakları Saklıdır. | Renowtech