Eğitimin Kurtuluşu Köy Enstitüsü Ruhu

Her yıl 24 Kasım’da Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle anarken, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Prof.Dr.Osman Demircan ile günümüz eğitim sistemini ve köy enstitülerinin sistem sorununa nasıl çözüm olacağını konuştuk.

Prof.Dr. Osman Demircan ile günümüz eğitim sistemini ve köy enstitülerinin sistem sorununa çözüm yolunu konuştuk. 1928’deki eğitim reformundan günümüze gelene kadar sürecin tersine devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Demircan, tek kurtuluşun köy enstitüleri ruhu ile ayağa kalkması gereken sivil toplum örgütlerinde olduğunu ifade etti.

Prof.Dr. Demircan sözlerine 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün bir kutlama günü olmadığını Mustafa Kemal Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul edişinin ve devamında atılan eğitim reformu adımlarının bir anması olduğunu ifade ederek devam etti.

İşte, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel olarak gerçekleştirdiğimiz röportajın satır başları:

ÖZGÜR DÜŞÜNEN NESİLLER YETİŞMİYOR”

“24 Kasım Öğretmenler Günü bir kutlama günü değildir. Bu bir anma günüdür. Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmenliği kabul edişinin yıl dönümüdür. Böylece eğitim seferberliği ve Türkiye’nin de aydınlanma reformu başlıyor. Bunu çok önemsiyoruz. Bunları hatırlamak, düşünceleri paylaşmak yaymak için anılıyor. Bu kesinlikle kutlama değildir. Çünkü o dönemdeki eğitim reformu niteliğindeki atılım gittikçe tersine dönmüş. Şimdilerde Mustafa Kemal Atatürk’ün istediği gibi özgür düşünen nesiller yetiştirilmiyor. Çok açık bir şekilde söyledikleri dindar ve kindar bir nesil yetiştirme çalışmaları eğitimi başka yerlere sürüklüyor. Türkiye dışarıdan kötü ve çirkin görünüyor. Kimse Türkiye’ye gelmek istemiyor. Ama bunun en iyi şekilde bilincinde olan insanlarda öğretmenler! Bu karanlıktan ancak eğitimle çıkılabilir. Fakat yollar da çok açık değil.”

KÖY ENSTİTÜLÜ ÖĞRETMENLER HALA IŞIK YAYIYOR”

1928 senesinde başlayan eğitim reformundan sonra atılan adım köy kalkınması için oldu. Bunun için eğitmenler yetiştirildi ve köy enstitüleri kuruldu. O dönemde ülke nüfusunun yüzde sekseni köylerde yaşıyordu. Köyün kalkınması demek yaparak, yaşayarak üreten ve her şeyi bilen öğretmen demekti. Tarım işleri, duvar işleri, bağ bahçe, çocuklar konusunda her şeyi bilen Cumhuriyet değerlerine bağlı nesiller yetiştiren öğretmenler demekti. Köy enstitülerinde yetişen öğretmenler bu bakımdan örnek alınacak insandı. Hala çevremizde köy enstitülü bir öğretmen varsa, çevreye aydınlanma ışığı yakıyor. Keşke Milli Eğitim bu örneği alsa, reformlar yeniden o yöne kaysa da daha iyi öğretmenler yetiştirsek. Ben öğretmenler kötü yetiştiriliyor demek istemiyorum. Ama eğitim fakülteleri bugün Türkiye’nin eğitim alanındaki eksikliklerini kapatacak ölçüde değil.”

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ EĞİTİMİN KURTULUŞU OLABİLİR”

“Köy enstitüleri o dönemin anlayışında köy kalkınması ile ülkenin gelişmesine yönelik eğitim ile başlayan çok önemli bir atılımdı. Ama bugün tekrar köy enstitülerini getirmek mümkün değil, bu çözüm de değil. Çünkü çok şey değişti. Köyler boşaldı, terk edildi. Tarım politikaları köylüyü bitirdi. Köylü kente göç etti. Kentler de istenilen düzeye gelemedi. Sanayileşme gerçekleşemedi. Bilim toplumuna geçilmedi. Köy enstitüleri niteliğinde o ruhu taşıyan yeni okulların açılması lazım. Ders programlarının içerikleri ile özgün ve üretime yönelik okullara ihtiyacımız var. O okullarda elektrik, elektronik, nanoteknolojik gelişmeler gibi alanlara yönelinmesi gerekiyor. Buna köy enstitüleri ruhu denir. O ruhu algılayıp yaygınlaştırabilirsek, o yönde üreterek güncel eğitim verebilirsek kurtuluş olabilir. Bizi yönetenlerin önce bunu doğru algılaması lazım. Bu gibi durumlarda çözüm sivil toplum örgütleridir. Sivil Toplum Örgütleri durumu doğru algılarlar da baskı ve algıyı oluştururlarsa hükümet de adım atmak durumunda kalabilir.”

Dilek Akşen



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com