SAKATATI DA BULAMAYACAĞIZ!

                    SAKATATI DA BULAMAYACAĞIZ!

               AKP Hükümeti tam 7 yıldır Et İthalatı yapıyor. Sonuç nedir? Sıfıra sıfır, elde var sıfır. Ucuz ithal et, ülkemize girince, yerli üretici, hayvanlarını elden çıkardı. Yerine de, yenisi koymadı. Bu böyle devam ederse, 6-7 ay sonra etin kilosu 70 lira olur. Yani anlayacağınız, ahırlar boş. Yapılan araştırmalara gör, 9 aylık son dönemde, et üretimi % 20-23 civarında azalmış. Yüksek kur nedeniyle, yeme gelen zamlar, besicilerin maliyetini yükseltmiştir. Ekonominin kanunu. Piyasada, arz eksilince, fiyatlar otomatikman artacaktır. Yurtdışından hayvan ithal etmek isteyen firmalar, kurlardaki yükseliş nedeniyle siparişlerini iptal ettirmişler. Tabidir ki, dövizdeki bu artış dışarıdan yapılan ithalatı da, zamlandıracaktır. Anlayacağınız, ithal etin bir faydası olmadığı gibi yerli üreticiyi de bitirdi. Peki, kim ucuz et yedi. El kaldırsın. Gören, alabilen, çok az. Yahu, böyle bir çözüm olur mu? İlk üç ayda piyasaya sürülen, yani üretilen et miktarında, 150 bin ton açık varmış. Hükümet bu açığı kapatmak için ithalata yüklenip 1,5 milyar ödemiş. Üretici, bugün hayvan başına 500 lira zarar etmektedir. Karkas kilo başına en az 2 lira açık veriyor. Yapılması gereken yerli üreticiye, besiye aldığı her hayvan için en az 1000 lira destek vermek olmalıdır.

                             ET GELDİ, YA SAKATAT?

İthal et getirdiniz. Getirmeye de devam ettiniz. Peki, sakatatı nereden bulacaksınız? Yerli üretim yok. Yerli kesim yok. Vatandaş en azından, ucuz olduğu için, hayvansal protein alayım diyerek, yürek, dalak, böbrek almak istiyor. Nereden bulacak? Zira dışarıdan getirdiğiniz hayvanda sakatat yok. İşkembeciler, kelle paçacılar, çorbacılar ne mok yiyecek? Bunu hiç düşündünüz mü? Ciğercilerde, sakatatçılarda bu ara, mal bulunmuyor. Zira yerli kesim yok diyecek kadar azaldı. Hükümet, direkt olarak, karkas ve lop et getirmeye devam ederse, bir sektör daha batacak. Hem de garibanın kursağına giden iki gram hayvansal protein, girmez olacak. Tebrikler. Bunu da başardınız. Hayaldi. Gerçek oldu, hamdolsun! Böyle pansuman tedbirlerle bu işler yürümez.

                                    KAHKAHA

“İstanbul’un taşı toprağı altındır.” diyerek memleketinden kalkıp gelen bir Kayserili, bir kuyumcu dükkânının vitrinini, hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu, Kayseriliyi saf biri sanarak sormuş: – Ne bakıyorsun öyle hemşerim? – Sizin dükkânda ne sattığınızı merak ettim. – Ben eşek kafası satıyorum. – Allah versin. İşleriniz iyi gidiyor galiba? – Nereden bildin iyi gittiğini? – Baksana, koskoca İstanbul’da, senden başka eşek kafası satan kalmamış****

Farklı uluslardan insanların bulunduğu bir toplulukta kola bardaklarından birer sinek çıkmış: Amerikalı, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. İngiliz, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş. İrlandalı, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz’e içirmiş. Rus, kolayı sinekle birlikte içmiş. Finlandiyalı, sineği bardaktan çıkardıktan sonra; kolayı içmiş. Çinli, sineği yemiş, kolayı içmemiş. Yahudi, sineği yakalayıp Çinliye satmış. Japon, analiz için sineği Tokyo’ya götürmüş. Norveçli, kolayı içtikten sonra; bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış.Yunanlı, kolanın yarısını içtikten sonra; itiraz ederek yeni bir kola istemiş.Türk, kolayı içtikten sonra; olayı şiddetle kınamış. Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.