ATATÜRK’Ü ANDIK

                    

Her 10 Kasım da, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünü, heyecanla yad ederiz. Bu yıl, her zamankinden daha büyük bir katılımla, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu anıldı. Anıtkabir, ziyarete gelen insanları almadı. İstanbul, Dolmabahçe’de Atatürk’ün hayata gözlerini yumduğu yer, mahşeri kalabalık halindeydi. Yani anlayacağınız, yarım asır öncesine döndük. O yıllarda Atatürk Muhteşem katılım ve törenlerle kutlanırdı. Hep dedik. Söyledik. Atatürk sevgisi ölmez. Bitmez. Tükenmez. Zira onun sevgisi, milletin gönlüne kazınmıştır. Hiçbir güç onu silemeyecektir.

                  GÜZEL SANATLAR LİSESİ

Sabahki, Cumhuriyet meydanındaki Atatürk heykeline, çelenk konulmasından sonra, İÇDAŞ Kongre Merkezindeki anma programına geçtik. Çanakkale güzel Sanatlar lisesinin düzenlediği organizasyona katıldık. Muhteşem bir sunum yaptılar. Atatürk’ün sevdiği şarkılar. Zeybekler, Harmandalı ve tabi ki Vals’ler. Yanık Ömer türküsü. Başta öğretmenleri olmak üzere, bütün öğrencileri yürekten kutluyoruz. Bir müziksever olarak, bu muhteşem ekibin, Türk Müziğine büyük hizmetler sunacağından eminiz. Yolları açık olsun. Başarılarının devamın diliyoruz.

    ATATÜRKTEN ANILAR

30 Ağustos sabahı, Mustafa Kemal muharebe sahasında dolaşıyordu. Etraf binlerce düşman cesetleri ve birbiri üzerine yığılmış yüzlerce topçu hayvanı, terk edilmiş silah, top ve cephane dolu idi… Atatürk şöyle söylendi: “Bu manzara insanlığı utandırabilir! Fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler.” Ganimetlerin arasında yırtılmış ve terk edilmiş bir de Yunan bayrağı gören başkumandan eli ile kaldırılmasını işaret ederek; “Bir milletin istiklal alametidir, düşman da olsa hürmet etmek lazımdır, kaldırın topun üzerine” **** Acı işgal günlerinde, önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları toplantıda herkes, Türkiye’nin düştüğü acıklı duruma bir çare arıyor. Amerikan, İngiliz koruyuculuğundan söz ediliyor. Bir ara Mustafa Kemal Paşa’ya da ne düşündüğünü sordular. Atatürk, şu kısa cevabı verdi: “Efendiler, hepiniz konuştunuz, isteklerinizi beyan ettiniz ve birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat… Anadolu’ya bir şey sordunuz mu, Anadolu’yu dinlediniz mi? Ona da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!” Mekânı Cennet olsun. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.