Çalışan Kesimin Vergi Yükü Özel Sektörden Fazla

Memur-Sen Çanakkale İl Başkanı Suat Özen, gelir vergisine ilişkin tarifeler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103.Maddesinde yer aldığını belirterek “Söz konusu maddede gelirin vergilendirilmesinde iki temel parametreye yer verilmiştir. Bunlardan ilki oran, ikincisi ise oranın uygulanacağı matrahtır. İçinde bulunduğumuz süreçte her iki parametre açısından ücretli çalışanlar aleyhine sonuçlar doğuracak gelişmeler söz konusudur. Teknik ayrıntıdan uzak durmaya özen göstermekle birlikte bir husus ifade etmeden gelir vergisinde matrah üzerinden oynanan oyunu anlatamayız, anlayamayız” dedi.

Memur-Sen Çanakkale İl Başkanı Suat Özen, “Bunlardan birincisi oranla ilgilidir ki; %27 oranının uygulandığı üçüncü dilimde oran %11 arttırılmak istenmektedir. İkinci sorun geçmişten bugüne gittikçe derinleşen matrah sorunudur ve bu sorun oran artışına denk gelecek mağduriyetler üretmiştir ve eğer gereken müdahale yapılmazsa üretmeye de devam edecektir. Daha keskin bir ifadeyle, gelir vergisinde oranların uygulanmasına esas alınan matrahları artırırken cimri davranılmakta ve böylece kamu görevlilerinin gelir vergisi ödemelerinde cömert davranma dayatması yapılmaktadır. Matrahtaki bu oyunun üzerine de şimdi %27’lik oran %30 çıkarılmak suretiyle emek kesiminin vergi kaynaklı gelir kaybı artırılmak istenmektedir. Gelir vergisi matrahları, her yıl “Yeniden değerleme oranı” üzerinden artırılmaktadır. Yeniden Değerleme oranının, temel parametresi üretici fiyat endeksidir. Esasen gelir vergisi matrahlarının belirlenmesindeki sıkıntı ya da bizim ifademizle matrah oyunu da burada başlamaktadır. Gelir vergisi matrahlarının belirlenmesine etki eden yeniden değerleme oranında, TÜFE (bir anlamda tüketici enflasyonu) değil ÜFE (üretici kesimin enflasyonu) esas alınarak, gelirleri üretici fiyatlarına göre vergilendirilen fakat giderleri TÜFE’ye göre artan çalışan-ücretli kesim tablosu ortaya çıkmaktadır. Bu tablonun özeti ise gelir vergisine esas matrahlarda cari enflasyondan daha düşük artış ve buna dayalı olarak da daha yüksek vergi ödeme yükümlülüğünün oluşmasıdır. Enflasyona bağlı olarak harcamaları artan, matrah artışındaki cimriliğe bağlı olarak gelirleri azaltılan ücretle çalışan kesimin, vergi yükünü yansıtma imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, vergi kaynaklı gelir kaybını gidermek ve gelir vergisi noktasında adaleti tesis etmek, sosyal maliyeti minimize etmek için son derece önemlidir.Bu anlamda, gelir vergisi noktasında yapılacak ilk değişiklik ve mağduriyeti gidermeye dönük hamle, gelir vergisi matrahlarının, ÜFE’ye göre değil TÜFE esas alınarak belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılmasıdır. Özellikle, ücret kazancına dayalı olarak gelir vergisi mükellefi olan kişiler için uygulanması gereken endeks tüketici fiyat endeksi olmalıdır” dedi.

“TÜFE’NİN ESAS ALINDIĞI SİSTEM HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Özen, “ Bu noktada, gelir vergisine ilişkin mevcut adaletsizliklerin giderilmesi yönünde adım atılmasını beklerken, aksi yönde bir irade ile %11 arttırılma yönünde düzenleme yapılması; adaletsizliğin sona ermesine değil derinleştirilmesine çaba sarf edildiği kanaati uyandırmaktadır. “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sloganının yanına “vergide adalet esastır” afişinin eklenmesi için içinde bulunduğumuz süreç iyi değerlendirilmeli; %27’lik oranın 3 puan artışla %30’a çıkarılması yanlışından vazgeçilmeli ve gelir vergisinde yeniden değerleme oranın da ÜFE yerine TÜFE’nin esas alındığı sistem hayata geçirilmeli tekliflerimizi karşılayacak düzenlemeler gerçekleştirilmelidir. Özel şirketlerin vergilendirme oranı %20 sabitesinde tutuluyor. Çalışan kesime yüklenen vergi yükü ise yukarıda anlattığımız gibi neredeyse özel şirketlerin kat be kat üstünde. Bu anlayışın soncu ancak sosyal maliyettir” şeklinde konuştu.

Haber Merkezi



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.