TEYZE HAKLI MI?

Halk otobüsünde seyahat ediyoruz. Küçük Minibüslerden… 15-16 yaşlarında, bir kız çocuğu ile bir erkek, koridorda ayakta birbirlerine sarılmış, kenetlenmiş duruyor. Arkalarında sırt çantaları da var. Koridor kapanmış vaziyette. Yaşlı bir teyzemiz, durakta inmek istedi. Ancak gençler, teyzenin geçmesine engel teşkil etmişler. Teyze inemedi. Şoföre seslendik. Tekrar durdu. Teyze söylenmeye başladı, “Dışarıda sarıştığınız yetmiyor, bir de otobüste sarışıyorsunuz.” Oradan biri iki kişi teyzeye destek çıktı. Ancak, 50-60 yaşlarında entel birisi, “Çocuklarımıza karışmayın. Onlar bizim geleceğimiz” demez mi? Hadinin oradan dedik. Bunlar mı bizim geleceğimiz. Bilip bilmeden konuşmayın. Bu gençler arabaya bindiklerinden beri sarılmış vaziyette duruyorlar. Kimse bir laf etti mi? Etmedi. Şimdi neden kızıyorlar? Koridordan geçemedikleri için… Neden sap ile samanı karıştırıyorsunuz? Dedik. Neyse. Adam indi de kurtulduk. Şimdi sizlere soruyoruz. Teyzem haklı değil mi? Otobüsün içinde hadi sarıldınız, bari yolu kapatmayın. Şunu net olarak söyleyebiliriz ki, bu gençlerden fayda yok. Bu entel takınan adem oğlu da aynı kafadan… Allah sonumuz hayır eylesin.

YİNE KALDIRIMLAR

Çanakkale’deki kaldırımlar işgal edilmiş vaziyette. Yürümek mümkün değil. Herkes kafasına göre takılıyor. Kimi arabasını park ediyor. Kimi, masa sandalye atmış kebap yapıyor. Kimi tezgâhını kurmuş. Kimi masa atmış okey oynatıyor. Kemalyeri Sokak’a bir bakınız lütfen. Kaldırım yok. İptal edilmiş vaziyette. Kızılay Sokak’ın başındaki kokoreççi, kaldırımın tamamını işgal etmiş durumda. Bir milim boş yer yok. Kim ilgileniyor? Belediye zabıtaları ne iş yapar? Yeter artık. Kaldırımlarımızın özgürlüğünü geri veriniz. 

GÜLMECE

Nasrettin Hoca, bir gün padişah ve vezirleriyle birlikte ava çıkmış. Padişah ve vezirlerin omuzlarında birer doğan varmış. Nasrettin Hoca’nın parası doğan almaya yetmediği için, bir alakargayı omzuna koyup ava gelmiş. Padişah ve vezirleri bu duruma kıs kıs gülmüşler ama Nasrettin Hoca’yı darıltmamak için pek ses çıkarmamışlar. Av başlamış, padişah ve vezirleri doğanlarını gökyüzüne salmışlar. Nasrettin Hoca da “Ya bismillah!..” deyip alakargasını uçurmuş. Gökyüzünde uçan doğanlar bir ördek, bir kaz ve bir bıldırcın yakalayıp getirmişler. Nasrettin Hoca’nın alakargası da varıp bir öküzün üzerine konmuş. Nasrettin Hoca padişaha dönüp, sevinçle bağırmış: – Padişahım, gördünüz mü? Benim alakarga bir öküz yakaladı! Sözünü bitirir bitirmez de hemen koşup öküzü boğazlamış. Öküzün sahibi koşarak gelmiş ve şaşkınlıkla sormuş:
– Hoca efendi, öküzümü niye kestin? Hoca cevap vermiş:
– Bu benim avımdır. – Hoca efendi, yahu hiç alakarga ile öküz avlamak olur mu? Bu soru üzerine Nasrettin Hoca sinirlenmiş ve demiş ki: – Bre adam, sen ne ahmak adamsın!.. Padişahımın himmeti olduktan sonra, alakarga ile fil bile avlanır!.. Sağlıcakla kalınız.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.