Türkiye’yi Gezen Kahve Dükkanı Çanakkale’de

Yeni nesil kahve akımının yoldaki temsilcisi ‘Ozo Coffee’ bugünlerde 2. Uluslararası Çanakkale Motosiklet Festivali nedeniyle Çanakkale’de… 70 model bir vosvos olan ‘Ozo Coffee’nin işletmecisi, gezgin ve çevreci kahveci Önder Taşyürek bize Ozo’yu anlattı…

Çanakale bugünlerde garip bir işletmeyi ağırlıyor. 1970 model Volkswagen T2’nin içine kurulu bir kahveci dükkanı olan “Ozo” Pazar gününe kadar Güzelyalı Çamlık’ta düzenlenen 2. Uluslararası Çanakkale Motosiklet Festivali’nin misafiri. Ozo Çanakkale’ye gelmeden önce Aydın, İzmir, Mersin, Ankara, İstanbul, Adana illerindeymiş. Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen festivalleri gezen Ozo, festivaller haricinde de herhangi bir noktada motoru durduğu anda kahve dükkanı olarak hizmet ediyor.

Ozo isimli mobil kahve dükkanının tasarımcısı, işletmecisi, baristası ve şoförü olan Önder Taşyürek gezgin kahveci dükkanı “Ozo” hakkında merak edilenleri gazetemize anlattı. Aynı zamanda ressam ve sanat danışmanı olan Taşyürek kahveciliğe başlamadan önce 6 ay boyunca kahve ile ilgili yazı, kitap, makale ne var ise okumaya başladığını ve kahve yapan yerleri gezdiğini belirtti.  Resim yapar gibi kahve yaptığını ifade eden Taşyürek, sabit bir yerde çalışırken sanata ayıracak enerjisi kalmadığı için ‘gezici kahvecilik’ işine girdiğini söylüyor. Taşyürek’in 70 model vosvosunda ‘keyfi hizmete mahsustur’ ibaresi yer alıyor. Gezgin kahveci kendini “Özgür, rahat, keyif aldığı işi yapmaya çalışan bir adamım” diyerek tanıtıyor. Taşyürek yolda yaşadığı hatıraları da facebook ve instagram’da ‘ozocoffeeontheroad’ adlı sayfada paylaşıyor.



“HERKES DÜNYAYI KİRLETİYOR, BEN BUNA DAHİL OLMAK İSTEMİYORUM”

Taşyürek kahve isteyen müşterilerine, aracının içine kurduğu platformda taze kahve çekirdeklerini öğüterek demliyor. Ozo isimli aracının arkasında bir de mini kütüphane bulunan Taşyürek, kütüphanesini büyütmeyi amaçlıyor. Gittiği yerleri güzelleştirmeyi amaçlayan bu farklı kahve dükkanında, karton kahve bardakları da çöpe gitmiyor. Kahve içilen bardaklar, Taşyürek’in kahve posası ile hazırladığı toprak ile doldurularak içine ekilen meyve veya sebze çekirdekleri doğaya geri dönüyor. Taşyürek, her ektiği bir fidan için bir de hikaye yazıyor; bunun dışında yaşadığı yol hikayelerini de derleyerek ileride yazdığı hikayeleri kitaplaştırmak gibi bir amacı var. Kahve yapımından arta kalan gıdaları da bitkilere dökerek besleyen gezgin kahveci; “Herkes dünyayı kirletiyor, ben buna dahil olmak istemiyorum” sözleriyle çevreci kimliğini özetliyor.
ZABITALARDAN DERT YANDI

Gittiği illerdeki Belediyelerin Zabıta Müdürlükleri’nde izin alamamaktan dert yanan Taşyürek konu hakkında yaşadığı sıkıntıları şu sözlerle anlattı; “Bana en çok ‘nasıl izin alıyorsun’ diye soruyorlar. Bu işin izni yok. Benim en büyük sıkıntım Belediyelerdeki zabıtaların bakış açısı. Ben fişimi kesiyorum, vergimi veriyorum. Bir yere gidiyorum, bir etkinlik yapacağım zabıta ‘pat’ diye başımda dikiliyor. Bir keresinde Ankara’daki zabıtalar arabamın altındaki fidanları ezdi geçti. Ayıp bir şey. 10 gün arabamı bağladılar, ceza verdiler… Belediyeler böyle şeylere izin vermiyor. Ben de diyorum ki işgaliye ücretini vereyim, kirası neyse onu ödeyeyim… Sokakta kokoreç satanlar nasıl satıyor? Kaldırıma tezgah açan işportacılar nasıl satıyor? Ben pırıl pırıl, uzmanca yaptığım işimi rahatlıkla yapamıyorum” dedi.

Atakan Alkış



, ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.