YAPILACAK BİR ŞEY YOK!

Gece 03.00 sıcaktan uyku tutmuyor. Çay, su içerek ‘ne yapayım?’ diye düşünürken saat 05.30 olmuş. Yapılacak bir şey yok sokağa çıkmaktan başka. “Biraz börek alırım bir de çay kordonboyunda serin serin oturup kahvaltımı ederim. Sonra da belki de ilk kez mesaiye geç kalmadan işe gidip patronun gözlerini yaşartırım” deyip Barbaros Mahallesi’nden yola koyuldum.

İskeleye geldim, ‘oh biraz esiyor’ derken bir de ne göreyim?

40 yaşlarında bir kadın İskele Meydanı’nın tam göbeğindeki çiçeklikte “Şikayetçiyim beni öldürecekler. Suç duyurusunda bulunuyorum” diye bağırıyor. Arada da trafiğe müdahale edip ‘kurallara uyun’ çağrısında bulunuyor. Çevredekilerden tepki yok. Otobüs yazıhanelerinden, otel nöbetçilerinden, seyyar börekçiden, temizlik işçilerinden, gazete bayisinden ses yok.

‘Hayırdır’ diyerek köşede beklemeye başlıyorum. Zaman akıp geçiyor değişen bir şey yok kadın hala bağırıp çağırıyor.

“Yapılacak bir şey yok mu?” acaba sorusunu kendime sorarak 155’i arıyorum. Saat 06.50. Ses kaydım vardır muhakkak. Telefona çıkan memur beye sorunu anlatmaya başlarken şu cevap geliyor “Beyefendi geceden beri belki 15 kez arandık. Ekip gönderdik ama gelmek ve yerinden ayrılmak istemiyor. Yapılacak bir şey yok ama ben yine ekibe haber vereyim”

O kadın bağırmaya, arada yerinden ayrılıp kaldırımda duran motora, bisiklete tekme atmaya, çiçekliğin sulama hortumunu söküp yola atmaya devam ediyor. Sonra yine yerine dönüp yoldan geçen yayalara ‘buraya yaklaşmayın inin aşağı’ diye bağıran bir kadına çevreden geçenler de uykulu halleriyle “yapılacak bir şey yok” der gibi bakıyor.

Fotoğraf çekiyorum ama benim asıl derdim o kadına bir tanım yapıp haberi ile sayfa doldurmak değil. O nedenle saat tam 07.20’de 112’yi arıyorum. Kaydım vardır. Görevli bayana konuyu anlatırken aynı  cevap ile karşılaşıyorum “Beyefendi geceden beri belki 20 kez arandık. Olay yerine gittik. Kadın gelmek istemiyor. Sağlık sorunuyla ilgili bir şey değil. Yapılacak bir şey yok. Çevreyi rahatsız ediyorsa 155’i arayın” diyor.

Yılmıyorum… ‘Yapılacak bir şey vardır mutlaka’ düşüncesiyle  çaktırmadan da olsa fotoğraf çekip çevrenin tavırlarına bakıyorum. Kimsenin umurunda değil gibi. Bazı esnafta dertli “Yeter be geceden beri seni dinliyoruz” diyor.

Saat 08.00…

O kadın belki de ‘yapılacak bir şey yok’ diye düşünerek,  İskele Meydanı göbeğindeki çiçeklikteki nöbetini bırakıp GESTAŞ iskelesine doğru hareket ediyor. Ben de arkasındayım.  Araçların girdiği kapıdan içeri giriyor. Özel güvenlik ile tartışıyor derken polis memurunun ‘bilet alıp yandan girin’ uyarısını dikkate alıyor ve dışarı çıkıyor o kadın. Bilet gişesine değil de kordonboyuna doğru yönelen kadının hikayesi neydi bilemiyorum ama benim  aklımda kalan bir cümle vardı;

“Yapılacak bir şey yok”

Ben de ‘Yapılacak bir şey yok’ diye diye gazeteye geldim. O saatte kim gelecek ki; saat daha 08.15. Oturup mahalle esnafı Faruk abiyle birlikte çay içerken konuyu ona da anlatmaya başladım. ‘Kim bilir ne derdi vardı? Yapma ya, Allah Allah neden acaba?” derken bir de ne görelim o kadın bu kez Demircioğlu Caddesi istikametine doğru söylene söylene geçti.

‘Yapılacak bir şey yoktu’/ Yok muydu?

Şimdi; ‘Nerde bu devlet? Hani sosyal devlet. Vatandaşa kim sahip çıkacak? Ya hem kendine hem de çevreye zarar verirse ne olacak?” gibi soruları sormaya gerek var mı?

“Yapılacak bir şey yok”

Sormaktan başka…

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.