ÇAY!

Bugün sizlere, Hasan Fehmi ADANALI kardeşimizden alıntı yaptığımız, Çay ile ilgili yazıyı paylaşacağız. “Önemli ve değerli dost. Çay İçmeyen Adama Neden Güvenilmez? Çay dört özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır. Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo’ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar.
Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda… İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşamüzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır. Çay olmadan yapılan sohbetlerin hiçbir tadının olmadığı malumunuzdur. Dört; mekânsızdır her mekânda içilir. Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok, ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız-mekânsız-sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar.
Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu’yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah, fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder. Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız”.

AYŞE BAYSAL

Hasan bey kardeşimiz, Çayı yere göğe sığdıramamış. Hal böyle olunca, yıllar önce yaşadığımız bir olay hatırımıza geldi. Elazığ’da Tarım İl Müdürü olarak çalışırken; Allah selamet versin, Sayın Valimiz Osman AYDIN makamına çağırarak, o yıl üretimi çok olan ancak para etmeyen kayısı ile ilgili bir çalışma yapmamızı istemişti. Biz de Basın açıklaması yaparak, Kayısının faydalarını anlatmıştık. İşi öyle abartmışız ki, Sayın Valimiz arayarak, “Yahu Kayısıyı o kadar göklere çıkarmışsın ki, Ayşe Baysal’ın Mercimek methiyesini geçmişsin” diye latife yapmıştı. Çoğunuz hatırlar. Yine Türkiye’de, Mercimek üretimi çok olmuş, üreticinin elinde kalmıştı. TMO bu mercimekleri aldı. Ancak satamıyordu. Bu yüzden Prof.Dr. Ayşe Baysal’ı bu işle görevlendirdiler. Ayşe hocamız, görsel ve yazılı medyada Mercimeğin faydalarını anlatmaya başladı. Bir tarihte de Fındık Fiskobirlik’in elinde kalmış, satmak için Aganigi maganigi gibi reklamlar yapılmıştı. Bizim Çay meselesi de aynen öyle… Çay methiyesine bakınca, Çay içmeyen adama, nerede ise kız bile vermeyeceğiz! Yazımızı, Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in, “Zindandan Mehmet’e Mektup” adlı şiirinden bir bölümle noktalayalım. Sağlıcakla kalınız.

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan,
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda, dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını, zaman erisin;
Köpük, köpük, duman, duman erisin!



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.