Bir Rüya

Rüyamda bir teknenin güvertesinde sonsuz maviliği seyrediyordum. Huzur duygusunu iliklerime kadar hissetim. Oldukça lüks ve konforlu bir tekneydi. Gözümle güverteyi taradım benden başka hiç kimse yoktu. Berrak bir deniz uzanıyordu önümde, içinde dans eden balıkları görebiliyordum. Maviliğe doğrudan gidiyormuş hissini yaşayabilmek için güvertenin uç kısmındaki ahşap korkuluğa oturdum. Uçuyor gibiydim. Huzur, sessizlik, yalnızlık. Kamaradan bir tıkırtı geldi arkama döndüm, küçük kızım duygu, eşi ve ayten güverteye; bana doğru yürüyorlardı. Birden dengemi kaybettim yelkenin ipini tutmaya çalıştım boşa çıktı. Derin maviliğe düşüverdim.

Su oldukça serindi. Korkmamıştım. İyi bir yüzücüydüm endişelenmem gereken tek şey geminin motoruydu. Rüya işte gemide motor yoktu yada rüyada olduğumu farkedip bu detayı yok etmiştim. Bu sıkça başıma gelir, rüyalarıma müdahale edebilmişimdir kendimi bildim bileli. Kafamı kaldırdığımda yüzeyi gördüm. Bizimkiler güverteden endişe ile bana bakıyorlardı. Ellerimle sudan güç alıp kendimi yüzeye doğru ittim. Hızlıca yükselmeye başladım. Yüzeye çıkmam an meselesiydi. O sırada bir şey sağ ayak bileğimi kavradı. Kavrayışı tam bittikten sonra hızla aşağı doğru çekti. Gözlerimin önünden kabarcıklar çıkıyordu. Savrulduğumu hissediyordum. Gözümü derinliğe çevirdim, kabarcıklar azalmış; mavilik yerini karanlığa bırakmıştı. Kocaman bir silüet seçebiliyordum. Bileğim acımaya başladı. Ahtapot benzeri büyük bir yaratıktı bu, kollarından birisiyle bileğimi kavramış kocaman aç bir canavar. O sırada elim gayri ihtiyari cebime gitti, büyükçe bir asker bıçağı çıkarttım oldukça parlaktı. Onun orda ne işi mi var? Onu oraya ben koydum.

Vücudumda bir sarsıntı hissettim, yaratık dibe varmıştı anlaşılan. Büyükçe bir kol belime dolandı. Bıçağımla derince bir kesik attım. Boşa çıktı. Ayak bileğimi kurtarmak için cenin pozisyonu aldım bir darbede oraya attım. Kan. Karanlık yerini kırmızıya bırakmaya başladı. Bileğimi kavrayan kol gücünü yitirdi en sonunda bıraktı. Karanlığa çekildi.

Kendimi hızlıca yukarı ittim, maviliği tekrar gördüm. Sevimli bir kaç balık ile yüzeye doğru yüzdüm. Çıktığımda derin bir nefes aldım, dikkatimi topladığımda teknenin olmadığını farkettim, ufukta gözüken tek şey küçük bir adaydı. Anlaşılan yaratık beni epeyce sürüklemişti…

devamı yarın.

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.