CHP’li Üyelerden Muhalefet Şehri

Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Başkanlığına Muhalefet Şerhi konuldu. Madde madde yapılan açıklamanın ardından CHP’nin altı Milletvekili’nin imzasıyla muhalefet şehri konulduğu açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Ankara Milletvekili Murat Emir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Muğla Milletvekili Akın Üstündağ tarafından imzalandı.

Muhalefet şehri nedeniyle madde madde belirterek yapılan açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti, 15 Temmuz 2016 günü, devlet içerisine yerleştirilmiş ve burada büyümesine, devletin birçok organını ele geçirmesine göz yumulmuş, bir terör örgütü tarafından darbe girişimi nedeniyle 249 yurttaşını şehit vermiş, binlerce yurttaşı ise gazi olmuştur. Tarihe kara bir leke olarak geçecek bu girişim; halkımız, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet içindeki yurtsever güvenlik güçleri, siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer alan dört partinin temsilcileri, yazılı ve görsel medyanın katkısıyla bastırılmıştır. Darbe gecesi bombaların altında, Milletvekillerinin canı pahasına çalışmalarını sürdüren Gazi Meclis’te, dört siyasi parti grubunun imzalarıyla kabul edilen bildirideki şu satırlar ise durumun önemini ve darbe girişiminin bir anlamda parlamenter sisteme yapıldığının göstergesidir:

‘Unutulmamalıdır ki TBMM Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, Türkiye’nin demokrasiye geçişini gerçekleştiren, demokratik parlamenter sistemi yıllar içinde gerçekleştirmiş bir milleti yokluk ve yoksulluktan alıp muasır medeniyet seviyesine çıkarmanın mücadelesini vermiş bir Meclistir. Meclisimiz tek yürek ve tek vücut olarak, büyük bir cesaretle darbeye karşı haysiyetli bir duruş sergilemiştir. Darbecilere gereken cevabı dünyaya da gereken mesajı vermiştir. TBMM’nin darbe meşum girişimine karşı sergilediği kararlılık Türkiye’de demokrasinin daha da yerleşmesi ve gelişmesi adına da son derece değerlidir. Herkes bilmelidir ki bugün olduğu gibi gelecekte de milletimize, milli iradeye, Gazi Meclise uzanacak her el, karşısında TBMM’nin çelikten iradesini bulacaktır.’

Ortaya çıkan bu olumlu hava, birlik ve beraberlik ruhu, çok geçmeden, 20 Temmuz 2017 tarihinde ilân edilen OHAL ile sekteye uğratılmış, çıkarılan OHAL KHK’ları FETÖ ile mücadele amacından sapılmış, KHK’lar tüm muhalifleri susturma girişimine dönüştürülmüştür. Oysa darbelerle mücadele edilmek isteniyorsa yapılması gerekenler dünya ve Türkiye tarihinde yazılıdır. Darbelerin panzehri adalet, özgürlük, demokrasi ve bunlarla birlikte kamu görevlilerinin liyakat esasında göreve getirilmesidir. Bu süreçte “hesaplaşma, normalleşme ve demokratikleşme” adımlarının izlenmesiyle ülkemizin huzura çıkabileceğini defalarca kez belirttik. Ama bahsi geçen adımlara uyulmadı ve 20 Temmuz OHAL ilanından sonra, adalet, özgürlük, demokrasi ve liyakat ilkelerinde hiçbir ilerleme yaşanmadığı gibi, bir geri gidiş de söz konusu oldu.

Bugün iktidar partisine mensup TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve Adalet Bakanlığı da yapmış olan Mehmet Ali Şahin ve arkadaşları tarafından Anayasa Mahkemesi’ne sunulan iptal başvurusunun dilekçesinde geçmektedir. Gerek Arınç’ın sözlerinde gerekse Anayasa Mahkemesi’ne başvuru dilekçesinde bahsi geçen eleştiriler, AK Parti ve MHP’li üyelerin imzalarıyla hazırladığı TBMM İçtüzük Değişikliği Teklifi için de güncelliğini korumaktadır. Benzer ifadeleri, AK Parti ve MHP tarafından getirilen değişiklik teklifi için de söylemek olanaklıdır. Tıpkı her iki partinin getirdiği Anayasa değişikliği teklifinde olduğu gibi, İçtüzük değişikliği teklifi de, parlamento tarihimizde, istisnai olarak başvurulan çoğunlukçu (dayatmacı) yöntemle hazırlanmış, uzlaşmadan uzak, konunun uzmanlarının görüşlerine başvurulmadan kapalı kapılar ardında iki parti temsilcileri tarafından hazırlanmıştır. Bu tutum, parlamento hukukumuzun gelişmesine darbe niteliğindedir. Hızlı ve çok sayıda kanun çıkarmak için dayatmacı bir yöntem benimsemek, uzlaşmamak için bahane olmaktan öteye gidememektedir. Bilindiği gibi, uzlaşmaya dayanarak hazırlanan tasarı ve teklifler, yüzlerce maddeden oluşmasına rağmen birkaç gün içinde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilebilmektedir. Parlamento tarihimiz bunun örnekleriyle doludur.

Bahsi geçen TBMM İçtüzüğü teklifi, birçok açıdan Anayasa’ya aykırılık da taşımaktadır. AK Parti ve MHP ortaklığıyla hazırlanan İçtüzük değişikliği teklifine genel olarak baktığımızda, nerede Milletvekilinin konuşma, siyasi parti gruplarının gündem belirleme hakkı varsa bunlar kısıtlanmakta ve disiplin cezalarıyla Milletvekilleri hizaya getirilmek istenmektedir.

Özü itibariyle bu teklif, içtüzük değişikliği değil, OHAL KHK’sı niteliğindedir. KHK gibi yürürlüğe konulmuyor olması, onun bu özelliğini ortadan kaldırmaz. Teklif, İçtüzüğü düzenlemekten öteye, Milletvekillerini hizaya getirmeyi ve sadece Milletvekillerini değil, Meclis’i susturmayı amaçlamaktadır. Düşük yoğunluklu demokrasilerde ve Orta Asya tipi otoriter rejimlerde örneği görülebilecek ve özü itibariyle “Meclis içi darbe” niteliğinde olan bir İçtüzük değişikliğiyle karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki suskun bir parlamentodan konuşan bir parlamentonun İçtüzüğü çıkmaz; suskun bir parlamentodan konuşan bir parlamentoya uygun uyum yasaları çıkmaz.

Yukarıda saydığımız gerekçeler nedeniyle teklife muhalifiz.”

Haber Merkezi



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.