CEP’İNİZ BATSIN!

Olur olmaz yerde, Cep telefonu ile konuşmanın, cep telefonunun sesini kısmamanın sıkıntılarını defalarca dile getirdik. Ne yaparsınız yapın. Cep Telefonu ile doğduk ya! Bir türlü bırakamıyoruz. Sıradan bir organımız gibi. Geçen Cuma günü camide, hoca efendi vaaz veriyor; “Gelin ben de dahil hep birlikte cep telefonlarımızı kontrol edip, sessize alalım” dedi. Daha bir dakika geçmemişti ki, yanımızdaki adamın cep telefonu çaldı. Pişkin, pişkin telefonu açtı. Konuştu. Hoca kürsüde vaaz ediyor. Millet dönüp o âdemoğluna baktı. Hiç umurunda değil. Sonunda kapattı. Namaz başladı. Hoca Hutbe için minbere çıktı. Anlatmaya başladı. Yine aynı dallamanın telefonu çaldı. Bu sefer çıkarıp baktı. Cevap vermedi. Bu kadar vurdumduymazlık, biraz fazla değil mi? Hay, o sizin cep telefonunuz başınızda paralansın.

KAHKAHA

New York’ta bir bankanın önünde duran son model RollsRoyce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girmiş ve önüne çıkan ilk görevliye seslenmiş: – Efendim, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istiyorum. – Hay hay efendim, sizi müşteri temsilcisine götüreyim. Müşteri temsilcisine gitmişler, adam demiş ki: – Hanımefendi, çok acele bir iş için Avrupa’ya gitmek zorundayım. Bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolarlık bir krediye ihtiyacım var. Müşteri temsilcisi, adam hakkında kısa bir araştırma yaptıktan sonra konuşmuş: – Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok. Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için, karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız efendim. Adam cebinden RollsRoyce’un anahtarını çıkarmış ve bankanın müşteri temsilcisi hanımefendiye uzatmış: – Çok acelem var hanımefendi, uçağa yetişmem lazım. Kapıdaki arabamı teminat olarak alabilirsiniz. Kredi işlemleri çok hızlı bir biçimde tamamlanmış. Banka görevlileri RollsRoyce otomobili bankanın garajına çekmişler, adama da beş bin dolar krediyi hemen vermişler. Kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yapan bayan müşteri temsilcisi, bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir işadamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrenmiş. Bir hafta sonra yeniden gelen adam, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz bucuk doları ödemiş. Bankanın teminat olarak el koyduğu arabanın anahtarını adama iade eden bayan müşteri temsilcisi, bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sormuş: – Sizin, çok büyük bir işadamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim. Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz; sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden ihtiyaç duydunuz? Adam hafifçe gülümseyerek cevap vermiş: – Siz de bana lütfen söyler misiniz; böyle lüks bir otomobili, New York’ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz bucuk dolara bırakabilirsiniz?



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.